İnsanlar hayatlarını ikame ettirebilmeleri için birlikte yaşamak zorundadır. Az veya çok insanlar mutlaka başka insanlarla irtibata geçer. İnsanların birlikte sıhhatli bir şekilde yaşayabilmeleri için bazı motivasyonlara ihtiyaçları vardır. Toplumsal anlamda adalet, eşitlik ve hürriyeti muhafaza etmek; insani ilişkiler anlamında ise saygı, güven, dürüstlük ve vefa bu motivasyonların en güzel örnekleridir.
Kelime anlamı itibariyle “sevgiyi sürdürme, sevgi, dostluk bağlılığı” anlamlarına gelen vefanın tanımında dikkat çeken üç unsur var: Bağlılık, sevgi ve süreklilik. Sevgiyle olan bağlılığın süreklilik arz etmesi gerekmektedir. Bu sürekliliğin hem sevgide hem de bağlılığın devamında gereklidir. Böylece vefa insan ömrüne talip bir süreyi ifade eder.
Bu anlamıyla vefa hem ferdi, hem sosyal, hem de siyasi hayatın vazgeçilmez bir hasletidir. Dostluktan evlilik ilişkisine, ticaretten siyasi ilişkilere kadar hayatın her alanında olması arzulanır. Mesela evlilikte eşlerin birbirine sevgi ile bağlılığı ve bu bağlılığın sürekli olması şarttır. Evlilik kurumu ancak bu şekilde güzel ve anlamlı olabilir. Yani vefa, yola çıkılan her alanda yolu güzelleştirir ve yolun zorluklarına karşı yolcuları güçlü kılar.
Hayatın her noktasında olduğu gibi siyasette de vefaya ihtiyaç vardır. Çünkü siyaset uzun ve çetin bir yolculuktur. Bu yolculuk yalnız çıkılabilecek bir yolculuk değildir. O yüzden siyasi yolculukta dava arkadaşlarına veya yoldaşlara ihtiyaç vardır. Bu yol arkadaşlığının sağlam bir zemine oturabilmesi için vefa duygusunun önemli bir payı vardır.
Siyaseti akli verilerle değerlendirdiğimizde uzun vadede vefaya olan ihtiyaç önemlidir. Çünkü siyaset, yönetmeye talip olmak demektir. Yönetimde söz sahibi olmak, yönetilene karşı sorumluluğu da yüklenmektir. Yola çıktığı dava arkadaşına ya da yoldaşına karşı vefa göstermeyen siyasinin, yönetimin gücünü eline geçirdikten sonra yönettiği halka karşı adil ve sorumluluk bilinci içerisinde olması zordur. Yol arkadaşını yolda bırakmak ile yolun sonunda sana tabi olanların yükünü omuzlarından atmak arasında bir fark olmasa gerek.
Günümüz siyasetinde maddi menfaatler, makam ve mevki beklentileri, siyaseten tatmin olma gibi amaçlar siyasetin hak ve adalet gayesinin önüne geçebilmektedir. Böyle bir durumda dava arkadaşlığı veya yoldaşlık gibi siyaseten içeriği anlamlı olan söylemler gerçekte bir karşılık bulamıyor. Bunun yanında sonuca odaklı siyaset tarzı, meşruiyetini ve gücünü başarıdan alan siyasi duruş, bu yolculukta engel teşkil edebilecek bazı kavramları hırpalayabilmektedir. Vefa da böyle bir noktadadır. Çünkü başarının önündeki engellerin ortadan kaldırılabilmesi için vefalı bir davranışa değil pragmatik bir yaklaşıma ihtiyaç duyulmaktadır. Ne yazık ki günümüz siyasetinde vefa, bu kötü hasletlerin ezici baskısı karşısında siyaset içerisindeki konumunu koruyamıyor.
Siyasetin dayandığı temel ölçü hak ve adalettir. Siyasi ahlak, yola çıkanların ve omuz verenlerin, hak ve adalet gibi ölçülerini muhafaza ettikleri sürece, birbirlerine karşı vefa duygusu ile hareket etmesini gerektirir. Hiçbir gönüllü birliktelik, hiçbir dostluk ve hiçbir insan kalbi, dünyalık hırs ve menfaatlere kurban edilemez. Bu bağlamda vefa, insani bir duygu, siyasi bir duruş ve ahlaki bir davranıştır.