Türkmen askerlerin öncülüğünde tüm İslam dünyasından gelen askerler ile zaferden zafere koşan ordusunu en büyük savaş için Hıttin denen mevkide haçlı ordusuna karşı konuşlandırdı. Selahaddin’in cihad çağrısı üzerine toplanan bu ordu, İslam dünyasında tam olarak ilk İslam birliği ordusu olmuştu. Selahaddin tüm İslam dünyasını işte gerçekten de Kudüs merkezli olarak birleştirmişti.
Filistin’in kuzeyinde Taberiye Gölü yakınlarında Hıttin denilen mevkide iki ordu karşı karşıya gelmişti. Selahaddin, daha savaş başlamadan taktiksel olarak öne geçmişti. Taberiye Kalesi’ni ele geçirip haçlıların kendi istediği yere gelmelerini sağlamıştı. Su kaynaklarının olduğu bölgeyi ele geçirmiş ve ordusunun gıda ihtiyacını fazlasıyla tamamlamıştı. Haçlı birliklerinin mevkisindeki ekinleri yaktırmış, kaynakları tahrip etmiş ve onları kurak bir alana mahkûm etmişti. Savaş için de temmuz ayını bizzat o belirlemişti. Haçlı birlikleri savaş başladıktan sonra bu durumun acısını fevkalade çekeceklerdi. Selahaddin, ordunun sağ tarafına yeğeni Takiyyüd’i ve soluna da Kökböri’yi komutan olarak yerleştirdikten sonra kendisi de en usta memlukleri ile merkezde yerini aldı.
Saldırı emrini verdiğinde ilk olarak okçuların müthiş ok sağanağı başladı. Selahaddin, çeşitli teknikler ile haçlıları üzerine çekip sonra etrafını çevirip yok etmek istiyordu. Yüzyıllardır bozkır Türk savaşçılarının ustalıkla uyguladığı bu taktiği şimdi büyük komutan Selahaddin deneyecekti. Peki haçlılar bu tuzağa düşecekler miydi? Planı anlayan haçlılar, ok yağmuruna rağmen yerlerinden hareket etmese de zaiyatlar vermişlerdi. Bu durumu gören Selahaddin, savaşı geniş bir alana, Taberiye Ovası’ndaki çeşitli bölgelere taşıdı. Haçlı birlikleri dağılarak gittikleri kısa alan savaşlarının hepsini kaybettiler. Bu durumda daha da dağıldılar. Sıcak ve susuzluğun etkileri ise şimdi sonuçlarını çok fena göstermiş ve su imkânlarına ulaşmak isteyen haçlılar, iyice dağılmışlardı. Ancak daha önce bu kuyuları tutan İslam ordusu, buralara akın eden haçlıları yok ediyordu. Savaş çok ilginç bir evreye gelmişti. Haçlılar, planını bildikleri halde Selahaddin’in tuzağının içine içine koşuyorlardı. Artık son darbenin vaktinin geldiğini anlayan Selahaddin, üzerine gelen orduyu çevirmiş ve son hücumunu yapmıştı. Haçlılar için yapacak bir şey kalmamıştı. O çemberin içine girince sonuç hep aynı olurdu; yok olmak… Ancak son anda bir problem ortaya çıkmıştı. Son darbe vakti geldiğinde atının nalından kafalarına kadar zırh içindeki bu uzun mızraklı usta birliğe saldırı yapmakta süvarilerde tereddüt oldu. Tam bu tereddüt evresinde Selahaddin’in yakın bir memluku devreye girdi. Korkusuz bir şekilde tek başına şövalyelerin arasına giren Türkmen yiğit Mengübars, kısa süre sonra şehit edildi. Bu durumu gören Selahaddin’in seçme birliği büyük bir coşkuya kapıldı ve şövalyelere saldırdı. Ve kısa sürede şövalyeler büyük oranda yok edildi. Diğer tarafta haçlılar için çok büyük önemi olan kutsal haçın da ele geçirilmesi üzerine haçlı ordusunun artık tüm maneviyatı yıkılmıştı. Düşman ordusu dağıtıldı. En seçme birlikler savaş meydanından kaçtı. Ordular için biten savaş, Selahaddin için bitmemişti. “Kral Guy’un Hıttin tepesine kurduğu çadır yok edilmeden savaş bitmeyecek” demesi üzerine yarım saat sonra çadır artık yoktu… Ve Kral Guy, yıkılan çadırında esir adildi. Savaş gerçekten bitmişti…
KUDÜS’ÜN FETHİ
Hıttin zaferi ile artık haçlıların bütün gücü kırılmıştı. Artık Kudüs’ün fethi için hiçbir engel kalmamıştı. Ve beklenen oldu. Kısa zamanda sahil şeridindeki şehirleri alarak ilerleyen ve Kudüs kapılarına dayanan Selahaddin’in ordusuna karşı yapılacak hiçbir şey yoktu. Ve Mirac mûcizesinin yıl dönümü olan 2 Ekim 1187 Cuma günü Kudüs fethedildi. Allah, Hz. Ömer’den sonra bu kez Selahaddin’e Kudüs’ün fethini nasip etmişti.