İnsanlık tarihinin en acımasız ve vahşi saldırılarını Siyonist Yahudiler yapıyor. Tarih boyunca oradan oraya sürülmüş, kıyıma uğramış olan bir milletin, en azından insanlık konusunda daha duyarlı olması gerekirken, kendisine yapılmış olan zulmün acısını ve intikamını Filistinlilerden çıkarıyor. En acımasız yöntemlerle.

Bu son saldırılar şunu gösterdi. Batı, bir bütün olarak bu katliam ve saldırılara göz yumuyor, hatta destek veriyor. Bu son saldırılarda Batılılar doğudan batıya, Avrupadan Amerikaya kadar olan bütün yöneticiler İsrailin saldırı ve katliamlarına hem sözle hem de fiili olarak destekliyorlar. Batılılar bir bütün olarak İsrailin savunma hakkından bahsediyorlar. Bunu doğal olarak karşılıyorlar. Merkelden Obamaya kadar birçok kimse bunu açıkça ifade etti. Kundaktaki bebeler mi İsraile füze fırlatıyorlar

Savunmasız, sivil halkın katliamını böylesine acımasızlığına göz yumulması tuhaf gelmiyor bize. Batı ruhu bunu gerektiriyor.

Abede seçimlerinde adaylar politikalarının bir bölümünü İsraile destek konusuna ayırmışlardı. Obama; "Orta Doğuda en önemli müttefikimiz İsraildir" demişti. Obama ya da Romneyden herhangi biri seçimi kazansa sonuç değişmeyecekti. Türkiye ve Orta Doğulu kimi Batı güdümlüler Obama yanlısı bir tavır sergilemişlerdi. Bu tavır ve destek hâlâ sürüyor. Şunun farkında değiller, Müslüman kökenli bir ailenin Hıristiyan ve siyahî oğlundan umut beklemek... Doğuluların bu saflıkları hiçbir zaman bitmiyor.

Amerikalıları ve Siyonist Yahudileri kendilerine müttefik seçenler hayal kırıklıklarını on yıllar sonra yaşayabiliyorlar. Bu da bir başka garabet.

Siyonist Yahudiler ise gözü dönmüş bir şekilde en pervasız davranışlarını sergiliyorlar. Oğul Şaronun (20. 11. 2012 tarihi itibariyle) dün medyaya düşen bir demeci, bu vahşetin korkunç boyutlarını göstermeye yetiyor. "En kısa zamanda, zaman geçirilmeden Gazzenin yerle bir edilmesini, sivil, çocuk ve yaşlı demeden hiç kimsenin hayatta kalmamasını" öneriyordu. Nedeni ise Gazzelilerin bir bütün olarak Haması tercih etmeleriymiş. Bu tutum yeni değil. Baba Şaronun o acımasız katliamları gözlerimizin önünde. Baba ya da oğul fark etmiyor.

Siyonist ruh Orta Doğuya çöreklendiğinden dünyanın huzuru ve dengesi kaçtı. Müslümanlar huzur içinde yaşıyorlarken, Siyonist İsraili oluşturma çabasına girdiklerinden beri terör olayı oluştu ve derinleşti. Filistinli Müslümanların toprakları ellerinden alınıp gasp edilirken, evlerinden, barklarından yurtlarından edilirken ve hâlâ edilmeye devam edilirken Müslümanların kendilerini savunma hakkı bile yadırganıyor. Müslümanlar terörist olarak sunuluyorlar.

Arap Baharı sonrasında durulması beklenen ortam birden gerilime dönüştü. Bizim beklediğimiz bir durumdu bu. İsrail, sinsice ve rahatça tetikte bekliyordu. Bir yandan İran kuşatması, bir yandan Suriye sorunu ve kargaşasında İsrail tam fırsat bulmuşken yeniden saldırılarını başlattı. Bu, bir rastlantı değil. Müslümanlar birbiriyle vuruşturulurken aradan İsrail saldırılara başladı. Aylardır dünya kamuoyunu İran üzerine yoğunlaştırma çabası da boşuna değil.

Türkiyeli Müslümanlar ise bütün dikkatlerini Suriye ve Şia üzerine yoğunlaştırmış bulunuyor. Buna entelektüeller de dâhildir. Bir bütün olarak Arapların ilgisizliği, Amerika yanlısı politikaları ve onlarla olan ilişkileri tartışılmıyor. İsraili geçen yıllarda durduran Hizbullah bile sosyal medya üzerinden en ağır ifade ve suçlamalarla eleştiriliyor.

Hamasın elindeki silâhların İrandan geldiği söyleniyor. Buna rağmen Şia ve İran konusu nasıl bu kadar olumsuz olarak gündeme getiriliyor Anlaşılması zor bir durum.

Müslümanların bu sınırlı bakışı, dar bir çevreye odaklanmaları Müslümanları daha çok çıkmaza sürüklüyor.

Dünyanın huzurunu kaçıran Siyonizmin bir an önce durdurulması gerekiyor. Yoksa dünya kana bulunmaya devam edecek.