BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM;
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c) a hamd
ederim. Salât ve selâm, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) ya, âline ve
sahabelerine olsun.
ÜLFET etmek görmek ve gözetmektir. Ülfet, İslam
kardeşliğinin bir gereği olarak arkadaşlarıyla görüşmek, konuşmak, güzel
geçinmektir. Geçimsiz olanların arkadaşlığı da, arkadaşı da olmaz. Dava
kardeşiyle ülfet edeni Allah sever. İslam toplumunda barış, uzlaşma ve kaynaşma
önemli bir şeydir. Kur an da ve sünnette ülfet ve gerekse ünsiyet, sulh, ıslah
gibi kelimelerle Müslümanlar arasında barış ve kardeşliğe dayalı güçlü bağ
kurulması esas alınmıştır. Ülfet bir yerde kalplerin uzlaşmasıdır. ENFAL 63:
Ve (Allah), onların kalplerinin arasını uzlaştırmıştır. Sen yeryüzünde bulunan
her şeyi verseydin, yine onların kalplerinin arasını uzlaştıramazdın. Fakat Allah
onların arasını uzlaştırdı. Çünkü O, mutlak galiptir, hikmet sahibidir.
Kur an, insanların kalplerini kaynaştırmak için göndermiştir. Düşmanlıkları
ortadan kaldırmak, insanları birbirine yaklaştırıp kaynaştırmak ve sonunda
onları kardeş yapmak Müslüman ve ümmet olmanın bir gereğidir. Birbiriyle ülfet
edip yola çıkanların karşılıklı olarak bazı haklara riayet etmek zorunda
olduklarını bilmeleri gerekir. Ülfetin ve kardeşliğin oturduğu temel değer
makam, mevki ve servet değil, sevgi ve şefkattir. Sevgi ve şefkatin olduğu
yerde kabalık, düşmanlık, kin ve nefret olmaz. Kibir ve enaniyet ülfet etmeye manidir. Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor:
Kişi kendini (halktan) büyük göre göre sonunda zorbalar arasında yazılır ve
onların başına gelen bela onun da başına gelir. (Tirmizi) Bir kimse,
kardeşlerini görmez ve gözetmez, onları küçük görerek araya mesafe koyarsa
zalimlerden olur. Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor: Mümin ülfet eder ve kendisi
ile ülfet edilir. Ülfet etmeyen ve kendisiyle ülfet edilmeyen kimsede hayır
yoktur. İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır. (İbn Hanbel) Ülfet,
Milli Görüş çalışmalarında bütün işlerde olması gereken bir özelliktir. Ülfet
etmek kardeş olmaktır, paylaşmaktır, sıkıntılara ortak olmaktır, iltifat ve
itibar etmektir.
HAŞR 9: Daha önceden Medine yi yurt edinmiş ve
gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine göç edip gelenleri
severler ve onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık hissetmezler.
Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim
nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Görmek ve
gözetmek bütün saadetlerin esasıdır. Milli Görüş toplumu, sınırları İslam imanı
ile çizilmiş, dava kardeşliği hukukuna dayalı sağlam bir birlikteliktir. Milli
Görüşün inançlı kadroları, aynı binayı inşa eden tuğlalar ya da bir vücudun
uzuvları gibidirler ve kardeşlerine düşmanlık etmezler, arkasından konuşmazlar,
iftira etmezler, gıybetini yapmazlar, kötü zanda bulunmazlar, kardeşlik hukukuna
aykırı hiçbir davranış sergilemezler. Samimi bir Milli Görüşçü olmak için önce
İslâm kardeşliğini iyi anlamak, fedakâr ve sadık olmak gerekir. Zira Allah ın
rızası İslam kardeşliğinde, samimiyet ve fedakârlıktadır.
KALPLERİ
DARMADAĞINIK OLANLAR
Kalpleri darmadağınık olanlar, birbiriyle çekişenler,
nefis terbiyesini esas almayanlar zafer kazanamazlar. ENFAL 46: Allah ve
Resulüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; sonra korkuya kapılırsınız da
kuvvetiniz (devletiniz) elden gider. Bir de sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle
beraberdir. İnananlar, emrolundukları
gibi tek bir ümmet olmuyorlarsa ve Allah ın gösterdiği yolda yürümüyorlarsa,
Allah muhafaza buyursun, zillet çukuruna yuvarlanırlar. Zilletten izzete ancak
İslam kardeşliği ile ulaşılır. Kendi köşesinde yalnız başına İslâm ı yaşamakla
İslâm kardeşliği gerçekleşmez. Müslümanlar bu şuura ermediği müddetçe Allah ın
rızasını kazanamazlar. Ümmet şuurunun zayıfladığı, vicdanların bencilleştiği,
kardeşin kardeşe güvenmediği bir zulüm çağında, küresel, zalim ve İslam düşmanı
güçlerin hiç hoşlanmadığı tek şey İslam birliği ve kardeşliğidir. İslam
kardeşliği kalplerin ittifakı, eylemlerin ittihadı ile mümkündür.
Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor: Müminler birbirlerini
sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler.
Vücudun bir organı hasta olduğu zaman, diğer uzuvlarda bu sebeple uykusuzluğa
ve ateşli hastalığa ortak olurlar. (Buhari ve Müslim) Müminlerin birbirlerine
karşı sevgi, merhamet ve şefkatleri öylesine sıkı olmalıdır ki, onlar tıpkı
aynı bedenin azaları gibi hareket etmelidir. Eğer müminler arasında
sevgisizlik, merhametsizlik, şefkatsizlik ve ilgisizlik hâkim olursa bir vücut
gibi olamazlar. Peygamberimiz (s.a.v) Müslüman Müslüman ın kardeşidir
buyurduktan sonra, bu kardeşliğin icaplarını şöyle sıralar: Ona zulmetmez,
haksızlık yapmaz, onu düşmana teslim etmez. Müslüman kardeşinin ihtiyacını
gideren kimsenin Allah da ihtiyacını giderir. Kim bir Müslüman dan bir
sıkıntıyı giderirse, Allah da o kimsenin kıyamet günündeki sıkıntılarından
birini giderir. Kim bir Müslümanın ayıp, kusurunu örterse Allah da o kimsenin
ayıp ve kusurunu örter. (Buhari, Müslim)
Müslümanın Müslüman kardeşine zulmetmemesi bir temenni
değil bir emirdir. Çünkü zulüm haramdır. Samimi bir Milli Görüşçü bencillikten,
makam hırsından ve sadece kendini düşünmekten, hasetten uzak durmalıdır. Dava
kardeşlerine karşı fedakâr, yardımsever, şefkat ve merhamet hisleriyle dolu
olmalıdır. Gerçek Müslüman, ALİ İMRAN 134: O takva sahipleri ki, bollukta da
darlıkta da Allah için harcarlar; öfkelerini yenerler ve insanların kusurlarını
affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever ayetini kendisine şiar
edinir.
YAPTIĞINI BAŞA
KAKMAK
Bir Milli Görüşçü Allah için yaptıklarını başkalarına
anlatarak, başa kakarak amelini boşa çıkarmaz. Rabbimiz buyuruyor: HUCURAT
16-17: De ki: Siz dininizi Allah a mı öğretiyorsunuz Oysa Allah göklerde
olanları da bilir, yerde olanları da. Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Onlar
İslam a girdikleri için seni minnet altına sokuyorlar. De ki: Müslümanlığınızı
benim başıma kakmayın. Eğer doğru kimselerseniz bilesiniz ki, sizi imana
erdirdiği için asıl Allah size lütufta bulunmuştur. Milli Görüşçü olayları
değil, esasları konuşur. Selam hidayete tabi olanlara