Cumhurbaşkanı Erdoğan, Vatanı satmak, yüksek faizle,
yüksek enflasyonla, kötü yönetimle ve milletin kaynaklarını heba etmekle olur
dedi ya; bu konuda birkaç yazı yazmayı düşünüyorum... Ama önce sıradaki yani
başlıktaki konu üzerinde duralım
Bugüne kadar dediğimiz ne idiyse, bugün de mücadelemiz
hâlâ aynıdır.
- HUKUK DEVLETİ olsun diyoruz...
- Hâkimler değil de HAKEMLER olsun diyoruz...
- Merkezi yönetim değil de YERİNDEN YÖNETİM olsun
diyoruz...
- SERMAYE olsun ama TİCARET yapsın, tekelleşip
sömürmesin, sömürü sermayesi olmasın diyoruz, karşılıksız para olmasın diyoruz,
KARŞILIĞI OLAN PARA olsun diyoruz...
Daha müşahhas örnek olarak biz diyoruz ki; YERİNDEN
YÖNETİM SİSTEMİNİ kabul edelim, HAKEMLİK SİSTEMİNİ kabul edelim, KARŞILIKLI
PARA SİSTEMİNİ kabul edelim, ASKERİ YÖNETİM ile SİVİL YÖNETİMİ birbirinden
ayıralım...
Peki, onların mücadelesi neydi ve ne oldu
- Millî Görüş ü yok edecektiniz; edemediniz...
- Risale-i Nurları unutturacaktınız; unutturamadınız...
- İslâmiyet i ve ilâhi dinleri yok edecektiniz;
edemediniz...
- Kur an ı nüzul sırası ve tercümelerle bozacaktınız;
bozamadınız...
- Sosyalizmle bir yere varamadınız, kapitalizmle de bir
yere varamayacaksınız...
O halde bu başarısızlığınız karşısında gerçekleri görüp
şeriat düzenine gelmelisiniz... Israr edip devam ederek üçüncü dünya savaşını
da çıkaracaktınız ama çıkaramadınız... Gelin, artık dolar ınızın Allah tan
daha güçlü olmadığını görünüz, diyebiliriz.
Kur an daki qul, qul, qul / söyle, söyle, söyle
emirleri hepimizedir. Biz de şimdi bugünkü insanlığı inzar ediyoruz; gelmekte
olan tufan (SOSYAL TUFAN) seviyesindeki 16 TEHLİKE ile insanlığı, Türkiye yi,
iktidarı ve muhalefeti yani herkesi uyarıyoruz...
- Çevre kirleniyor; toprak kirleniyor, hava kirleniyor,
su kirleniyor, canlı kirleniyor...
- Mafyalar; uyutturucu mafyası, iş mafyası, rüşvet
mafyası, terör mafyası...
- Sağlık mafyası; zina, içki, evlenme zorluğu, sigorta...
- Ekonomide; faiz, karşılıksız para, işsizlik, tekel...
16 (onaltı) SOSYAL TUFAN kaynağı göz göre göre
gelmektedir... Bunlardan sadece biri bile insanlığı yok eder.
İnsan ve topluluklar bir yanlış yaparlarsa, artık o
yanlıştan vazgeçmez, ısrarla o yanlışı sürdürürler. Topluluklar eski
geleneklerinden vazgeçmezler, direnirler. Çünkü tüm çıkarlarını ona göre
ayarlamışlardır.
Türkiye de iki-üç asırdan beri Batılılaşma sevdası ve
eylemi içindeyiz, batmakta olan Batı dünyasının peşindeyiz, AB kapısında elli
yıldır bekliyoruz!.. Bu arada kendi değerlerimizi yitirdik, Batı nın
değerlerini de alamadık. Devamlı çelişki içindeyiz...
Hazreti Nuh aleyhisselâmdan sonra da böyle olmuştur. Ne
var ki bu çelişkiler yumağı bugünkü uygarlığı doğurmuştur.
Batı ile Doğu nun sentezi sonunda üçüncü binyıl
medeniyeti oluşacaktır.
Bugün dünyayı varlıklı olanlar, güçlü olanlar
sömürmektedirler... İşte onlar kendi sömürülerini yitirmemek için geleneklerin
muhafaza edilmesini isterler Çağımızda peygamberlerin yolunda olanlar da
onlarla mücadele ederler, yeni medeniyet böyle doğar.
Biz şimdi insanlığı sömürü düzenine karşı hareket
ettirmekteyiz; silahla değil, siyasetle, hukukla, ilimle, irşatla, davetle,
tebliğle bunu sağlıyoruz. ADİL DÜZEN kurun ve sömürüye karşı tedbirler alın
diyoruz. Üçüncü binyıl medeniyeti işte böyle doğacaktır.