Batı âleminin iki yüzlülüğünü dile getiren, İstiklâl Marşı şairimiz rahmetli M. Akif böyle haykırıyordu.

Merhum Akif in bu "Maskeli vicdan" teşhis ve tesbiti, ne yazık ki hâlâ güncelliğini koruyor. Aradan asırlar geçtiği halde Batı aynı Batı, aynı kalleşlik, aynı insanlık dışı karakter.

Batı âleminde, devrimlerin beşiği sayılan şu Fransızlara bakın. Batı nın övündüğü bir takım ilkeleri tamamen çiğneyerek, sözde Ermeni soykırımı ile ilgili yasaları parlamentolarından geçiriyorlar ve dahi kendi ilkelerini hiçe sayarak adeta, bir intihara imza atıyorlar.

Sayın Başbakan pek haklı olarak, biz onların seviyesine düşemeyiz. Pislik pislikle temizlenmez diyerek, bizim de misilleme yaparak, Fransızın Cezayir de yaptığı, bir buçuk milyon Müslümanın katline dair, katliamla ilgili bir kanun çıkarmamıza hayır dedi.

Pislik pislikle temizlenemez, demesine dedi amma, hâlâ yine de Türkiye nin, bu kokuşmuş topluluğa girmesini arzu ediyor.

Zira Batı ya yaklaştıkça ne kadar çirkin ve ne kadar müstekreh bir yüzle karşılaştığımız ortaya çıkıyor.

Bizim inadımıza, Ermeni katliamını kabul eden kanunlar çıkarılıyor, bizim inadımıza Danimarka da Peygamber Efendimize hakaret eden karikatür kampanyaları açılıyor, Hollanda da Ermeni katliamına hayır diyen üç Türk aday seçim listesinden siliniyor.  Yine Danimarka da bu hakaretin devamı olarak, Peygamber Efendimize hakaret yarışı yaptırılıyor. Avusturya ve Almanya Türkiye nin üyeliğe alınmasına karşı çıkıyor, daha neler var neler...

Zinayı suç saymayın, homoseksüellerin hukukunu tanıyın, erkekle erkeğin, kadınla kadının nikahlanmasına ses çıkarmayın deniliyor.

Ayrıca Türkiye Pontus Rum devleti kurulmasına zemin hazırlasın, doğu illerinizde Ermenilere hak tanınsın, Dicle-Fırat havzaları Türkiye den bölünsün, bu nehirlerden İsrail dahi yararlandırılsın gibi talebler yapılıyor.

Evet, maalesef Batı ya yaklaştıkça bu kirlilikten, bu kokuşmuşluktan burnumuzu tutmamız icab ediyor.

Batı, yine aynı Batı, Mehmed Akif ten bu yana hiçbir değişiklik olmamış, demiştim. Milletimiz bu olayları görerek AB den yüz çeviriyor. Bu tercihinde yüzde yüz haklı. Evet Akif in şu sözleri tamamen güncelliğini hâlâ koruyor:

"Tükürün ehli salîbin o hayasız yüzüne,

Tükürün onların asla güvenilmez sözüne..

Medeniyet denilen maskara mahlûku görün

Tükürün maskeli vicdanına asrın tükürün..."

Akif zamanında da, Türkiye nin din değiştirerek Hıristiyan olmasını isteyenler varmış. Akif onlar için:

"Hele ilânı zamanında şu mel un harbin,

Bize efkârı umûmiyesi lâzım garbın;

O da Allah ı bırakmakla olur herzesini,

Halka îman gibi telkin ile dinin sesini,

Susturan abtalın idrakine bol bol tükürün..." diyordu.

Demek ki, gerçek mânâda tarih tekerrür ediyor.

Bu önemli gelişmelere rağmen hâlâ Türkiye nin Avrupa Topluluğu na girmesini isteyenlere hitab ediyorum:

Geliniz bu boş inadınızdan vaz geçiniz. Sizler ne Batı nın şu çirkin yüzünü ve bize düşmanca davranan zihniyetini ve katılaşmış karakterini değiştirebilirsiniz, ne de milletimizin genlerine kadar işlemiş ve İslâm ahlâkıyla bütünleşmiş asil karakterini değiştirebilirsiniz.

Ortada kesin bir kan uyuşmazlığı var.

Olaylar gelip gelip şu değişmez ilâhi tesbitlerde noktalanıyor.

Ayeti kerime meali aynen şöyle:"Ne Yahudiler, ne Hıristiyanlar, Sen onların dinine uymadıkça senden asla hoşlanmazlar."

Öyleyse, "zararın neresinden dönülürse kârdır" diyerek, bu sevdadan vazgeçelim. AB, AB diye diye 47 sene bizi oyaladılar, zaman kaybettik. Bir yirmi sene daha bekleyeceksiniz diyorlar. Beklesek de asla elimize bir şey geçmeyecek. Tecrübe edileni yeniden tecrübe etmek pişmanlık getirir.

Maskeli vicdan sahiplerine, ne zamana kadar aldanacaksınız