Devletlerin yanlışları gün gelip karşılarına çıkıyor ve hatta insanın yüzünde bir şamar gibi patlıyor. Yıllarca dış politikada ve özellikle İslam ülkeleri konusunda yanlış tavırlar sergilendiğini yeri geldikçe hatırlatırız.. Çünkü, Türkiye yüzünü Batıya dönüp, İslam dünyasına sırt çevirince pek çok olayda din beraberliğimiz dikkate alınmadan ya açıktan batılı ülkelerin yanında yer almışız ya da uluslararası oylamalarda çekimser kalmak suretiyle tarafsız kalmayı tercih etmişizdir. Cezayir in Fransızlara karşı yürüttüğü bağımsızlık mücadelesi ile ilgili haberler hep resmi devlet  ajansından verilirken Fransız direnişçilerinden isyancılar diye söz edilmiş, adeta bağımsızlık mücadelesi verdikleri gizlenmeye çalışılmıştır.. Bunun sebebi de devlet ajansının Cezayir e bir eleman göndererek haberleri ondan almak yerine Batılı haber ajanslarından aldığı haberleri hiç değiştirmeden verince bizim gibi istiklal mücadelesi veren Cezayirliler isyancı olarak takdim edilince Fransızların istiklal mücadelesi veren Cezayirlilere karşı uyguladığı katliam ise adeta normalmiş gibi gösterilmiştir.

Böyle olunca da İslam dünyasında birleştirici bir konumda olması gereken Türkiye zaman zaman Batılı ülkelerden gelen bazı saldırılar karşısında yalnız kalınmakta, hatta aynı ülkelerin saldırısına uğramış ülkeler bile bize dönüp "Siz kendi işinize bakın, bizim sizin desteğinize ihtiyacımız olduğunda siz bugün şikayetçi olduğunuz ülkelerin yanında yer almıştınız" diyerek geçmiş hatırlatılıyor..

Bunun son örneğini Cezayir den gelen haberle yaşadık. Fransa nın soykırımı tanımayanların cezalandırılmasını öngören yasayı gündeme getirmesi ile haklı olarak bizim gibi pek çok yazar ve siyaset adamı, Fransızlılara kendi geçmişlerini hatırlatarak, "Siz önce Cezayir de yaptığınız soykırıma bakın ve onun hesabını verin" denildi. Hatta, bazı siyasiler "Eğer Fransa Soykırımı tanımayanların cezalandırılmasını öngören yasayı kabul edecek olursa bizde Cezayir de sergilenen soykırımı tanımayanların cezalandırılmasını öngören bir karar alalım" demeye başladılar.

İlk bakışta masum ve makul bir teklif ve Fransa ya karşı şamar niteliğinde bir cevap gibi görünen bu tartışmalara Cezayir den gelen haberler adeta bir şamar niteliğindeydi.. Bizim de geçmiş ile yüzleşmemizi hatırlatıyordu.

Medyaya da yansıyan bu haberleri kısaca aktarmak istiyorum.

Cezayir de yayınlanan Liberte Gazetesi nde şöyle deniyordu:

"Cezayirlilerin yaşadığı trajik olayların tüm dünya tarafından tanınması ulusumuzu memnun eder. Ancak bu trajedinin bir diplomatik oyuncağa çevrilmesi bizi rencide ediyor."

Bir bakıma işinize geldiğinde lazım olduğunda bu tür olayların gündeme getirilmesi ve sahip çıkılmasının samimiyetten uzak olduğu hatırlatılıyor.. Yanlış demek mümkün mü

Platform Gazetesi nde ise  BM de Cezayir in bağımsızlık oylamasında tarafsız kaldığımız hatırlatılarak şunlar yazılıyordu:

"Gayri ciddi olan bu destek çağrısı hiçbir Cezayirli devlet adamının ilgisini çekmedi. Türkler kendi sorunlarıyla ilgilensin. Tarihimizi kendileri için kullanmasınlar. Cezayir soykırımı ile ilgilenmek Cezayirli siyasetçilerin işi. Türkler Birleşmiş Milletler de Cezayir in bağımsızlığının oylanmasında çekimser oy kullandıklarını unutmasınlar."

Devlet adamlarının sadece günü düşünmelerinin gelecekte karşılarına nasıl dikildiğini gösteren ciddi bir örnek değil mi Cezayir den gelen bu cevaplar.. Geçmişte, bağımsızlık mücadelesi verenler değil de işgalcilerin yanında yer alırsanız bugün o bağımsızlık mücadelesi verenler size geçmişi hatırlattığında kızmaya da hakkınız olabilir mi ..

Aslında Türkiye nin çelişkisini gösteriyor bu gelişmeler.. Siz İslam dünyasını yani din kardeşlerinizi bir kenara bırakır, Batı dünyasına yani tarihi düşmanlarınıza kucak açar, onların safında yer alır, bunu politikanızın esası haline getirseniz, bir gün gelir yaptığınız işin doğru olmadığını birileri  yüzünüze vuruverir.