Geçtiğimiz Cumartesi sabah İstanbul-Kozyatağı’nda TÜGEM (Türkiye Gelişim Merkezi Platformu) Başkanı Raşit Yemişen Bey’in daveti ile “Stratejik Sektörler ve Yatırım Ortamının İyileştirilmesi” programına katıldım. Başarılı bir organizasyondu. Akademisyenlerden, emekli bürokratlardan, KOSGEB müdürüne kadar farklı alanlardan katılımcılar vardı. Bunun yanında işadamları derneklerinden, medyadan temsilciler ve doğrudan firma sahipleri iştirak etmişlerdi. İstifade edilen önemli bir toplantı oldu. Sadece bu toplantıda dile getirilenler bile Türkiye’nin sorunlarının çözümüne dair önemli tespit ve teklifleri içeriyordu.
Toplantıda ifade ettiğim kendimce önemli olduğuna inandığım bazı konuları başlıklar halinde burada da sizlerle paylaşmak istiyorum.
Türkiye’nin en önemli sorunlarının başında plansızlık geliyor. Bizler ülke olarak tarım ülkesi miyiz, hayır. Sanayileşmemizi tamamlamış durumda mıyız, o da hayır. Yüksek teknolojide bulunduğumuz şartlar zaten ortada. Ve problem o ki, her bir alanda ya başlıyor bitiremiyoruz veya da bazı alanlarda başından değil ortasından başlıyoruz.
Yani adımlarımızı doğru planlamalar ile atamıyoruz.
Bu plansızlığa en önemli örnek, her ikisi de yaklaşık 80 milyonluk ülke olan Almanya ve Türkiye arasında yapılacak kıyaslamadır. Almanya’nın en kalabalık şehri Berlin’in nüfusu 3 milyon 600 bin ve nüfusun yaklaşık yüzde 5’idir. Türkiye’nin en kalabalık şehri İstanbul’un nüfusu ise 15 milyon ve nüfusun yaklaşık yüzde 20’sidir. Bu durum Türkiye’nin insanlarını doğdukları yerlerde doyuramadığına dair en net sonuçtur. AB Maasticht kriterlerine göre tarımda çalışan nüfusu yüzde 10’a çekmek adına tarım ürünlerine konulan kotalar, insanların büyük şehirlere göç etmesini tetikliyor. Bunun yanında Türkiye ‘milli güvenlik sorunu’ haline gelen tarım ve hayvancılığında gün geçtikçe daha da fazla riskle karşı karşıya kalıyor.
Türkiye’nin bir diğer önemli sorunu da enerjideki dışa bağımlılığıdır. Enerji açığını kendi kaynaklarıyla olabildiği ölçüde azaltamadığı takdirde tam olarak gelişimini tamamlaması mümkün olamayacaktır. Yenilenebilir enerjide son zamanlardaki bazı girişimler önemlidir.
Know-How transferinde teknoloji çöplüğü olunmaması için çok dikkatli hareket edilmelidir.
Bugün üniversiteli işsiz oranımız yüzde 20’lerdedir. Bu durum “her genç üniversite okumalı mı?” sorusunu bizlere mutlaka sordurmalıdır. Sanayimizin en önemli sorunu ‘ara eleman’ sıkıntısıdır. Herkesin kendisini kumandan gördüğü bir ordunun başarılı olma ihtimali yoktur.
Eğitim sistemi çocuklarımızı ilköğretimde kabiliyetlerine göre yönlendirebilecek esneklik, bilinç ve altyapıya kavuşturulmalıdır.
Ekonomik olarak kalkınma sadece tarım, hayvancılık, sanayi veya teknolojideki gelişimle sağlanamaz. Gelişme hayatın bütün alanlarıyla aynı anda gerçekleşirse kalıcı olur. Yani Mimar Sinan varsa Fuzuli ortaya çıkar veya Fuzuli’nin varlığı Mimar Sinan’ın çıkış zeminini oluşturabilir. Ekonomik büyüme sanat, estetik, mimari, edebiyat ve sair alanlardaki gelişimler ile doğru orantılıdır.
Bütün bunların ötesinde Türkiye’nin odaklanması gereken sorun ‘asgari müşterek’ sorunudur. Toplumdaki ayrışma ve kamplaşma ortak hassasiyetlere büyük zararlar veriyor. Asgari müştereklerde buluşamayan hiçbir toplum ekonomik, siyasi, sosyal veya kültürel açıdan atılım içinde olamaz. Birazdan ifade edeceklerimi toplantıda söylemedim ama konuyla bağlantılı olduğu için vurgulamak istiyorum. Havaya, suya, toprağa düşen cemre baharı müjdeliyor. Cemreleri yüreklere düşürmenin zamanı geldi de geçiyor bile. 3 günden fazla küslük olmaz uyarısına rağmen bu milletin evlatları birbirlerine düşmanlarmış gibi bakmaya başladı. Asgari müşterekleri hatırlama ve hatırlatma seferberliği şart. Enerjisini kendi içinde tüketen bir millet ne stratejik sektörlerde öne çıkabilir, ne de buna bağlı olarak yatırım ortamlarını iyileştirebilir.
Tekrar böyle bir çalışmaya öncülük ettiği ve bizlere düşüncelerimizi paylaşma imkânı verdiği için TÜGEM Platformu Başkanı Raşit Yemişen Bey’e teşekkür ediyorum.