RİTÜK ve CİMER gibi kurumlara yapılan şikâyetlerin herkesi ilgilendiren bölümüne en fazla şikâyet edilenleri neler olabilir?

Veya siz, en fazla neden şikâyetçisiniz?

Veya siz, çocuğunuzla ilgili okul müdürüne hangi konuda şikâyet ettiniz veya şikâyet etmeyi içinizden geçirdiniz?

Veya “Bana bir haftalığına devleti teslim etsinler, eğer düzeltmezsen…” diyen,

Veya “Bir kaçını sallandırıversen, bak nasıl düzelir memleket” dediğiniz sorunlardan üç tanesini yazınız desem neleri yazardınız.

Şikâyet konuları çok fazla.

Müstehcenlik, zararlı gıdalar, hırsızlık, gasp, hortumcular, rüşvet, taciz, tecavüz, dolandırma, uyuşturucu, kavga, kargaşa, terör, adam kayırma… gibi hepsi birer mikrop olup toplum vücudunu kemiriyorlar.

Bu suçların hepsini işleyenler, dünya dışından gönderilmediler.

Çocukken dünyanın en güzel, en iyimser, en güzel kokan, seven ve sevilen birini biz, canavar haline nasıl getirdik diye bir teşhis tarafına gitmedik.

Dünyanın jandarmasıyız diyen semirgen ve sömürgen devletler, güvenlik güçlerinin başarısını dünyaya duyururken, “2023 yılında asker ve sivil güvenlik güçlerimiz şu kadar suçluyu yakalayıp kanun adamlarına teslim ettiler” diye rapor sunarlar.

Asıl olan yakalamak değil, suç işlemez, etrafına iyilik, güzellik, doğruluk, dürüstlük yayan insan olarak yetiştirmektir.

Allah celle celalüh, Adem aleyhisselam ile Havva validemizi cennette yarattığında ilk olarak onlara lazım olan imanı, sonra hayat arkadaşı Havva’yı, sonra yasak elmayı yediğinden üzeri açılıverdiğinde avret mahallini örtmeyi öğretti.

Sıralamaya dikkat ediniz; iman, saliha bir eş, ve edep.

Sevgili Peygamberimize Mekke’de inen ayetlere baktığımızda ilmin ana konusu olan tabiatı tanımadan önce onları yaratan, yaşatan, yöneten ve donatanı tanıtıyor  ve:

قُولُوا : لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ تُفْلِحُوا

“Kulü, La ilahe illallahü tüflihu/Allah’tan başka yaratan, yaşatan, yöneten ve donatan yoktur” deyin kurtulun”  diyor. (Ahmet, Müsned, Rabia bin Abbad hadisi, İbni Huzeyme, Sahih, K. Vuzu, bab 124, Beyhaki, Süneni kübra, K. Vuzu, bab 78)

Biz, örf, adet haline getirdiğimiz doğan çocuğun kulağına, ezan okuma sünnetimizle, Mehmet Akif Ersoy merhumun yazdığı İstiklal Marşı’nda:

“Bu ezanlar-ki, şehâdetleri dinin temeli

Ebedî, yurdumun üstünde benim inlemeli.”

Dediği gibi, yurdumuzun üzerinde Ezanı ve içeriğini bilerek yeri-göğü inletecek, yürekleri heyecanlandıracak insanlar yetiştiriyor muyuz?

Şu anda yaşayan sekiz milyar insanın tamamı, toplu halde ruhlar halinde iken Rabbimizin:

أَلَسْتُ بِرَبِّكُمْ قَالُوا بَلَى شَهِدْنَا أَنْ تَقُولُوا يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّا كُنَّا عَنْ هَذَا غَافِلِينَ

 “Ben, sizin Rabbiniz değil miyim" (demişti de) "

Onlar, “Evet, (sen bizim Rabbimizsin) şahidiz" demişlerdi. Kıyamet gününde, "Biz bundan habersizdik" demeyesiniz diye. (Dünyaya gelen ve gelecek olan her insanda İslâm’ın mührü Rabbimiz tarafından vurulmuştur.) (Kur’an A’raf süresi ayet 7/172)

Şikâyet ettiğiniz her kötü konunun ürediği pislik bataklığı, inkâr vadisinden türemektedir.

Gâvurluk mikrobunun üretim merkezlerini RİTÜK’e, CİMER’e şikâyet aklımızın ucundan geçmemektedir.

Bizim bu ihmalimiz, bu dünyada toplumsal hastalıklarımız olarak karşımıza çıkmaktadır.

İnkâr mikrobu imanımızı, isyan mikrobu Allaha itaatimizi, günah mikrobu ibadetimizi zedelediğinden, öldürme, hırsızlık, gasp, hortumculuk, faiz, rüşvet, taciz, tecavüz, dolandırma, uyuşturucu, kavga, kargaşa, terör… sivilceleri, çıbanları, uyuzluğu, toplumsal kanser… gibi belirtileri her gün artmaya devam ediyor.

Rabbimiz bu iç sızımızın, yürek yaramızın, çaresizliğimizin çaresi olarak bize tüm insanlığa hitap ediyor:

يَا أَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءَتْكُمْ مَوْعِظَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَشِفَاءٌ لِمَا فِي الصُّدُورِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِنِينَ

“Ey insanlar, Rabbinizden size bir öğüt, gönüllerinizdekine bir şifa ve iman edenlere yol gösteren ve rahmet gelmiştir.

قُلْ بِفَضْلِ اللَّهِ وَبِرَحْمَتِهِ فَبِذَلِكَ فَلْيَفْرَحُوا هُوَ خَيْرٌ مِمَّا يَجْمَعُونَ

De ki: “Allah'ın lütfu ve rahmetiyle, ancak bununla sevinsinler. Bu, onların topladıklarından daha hayırlıdır.” (Kur’an, Yunus süresi ayet 10/57-58)

Deniz kenarında yalıda, tepe başında dağ evinde, bir eli yağda, bir eli balda yaşamak için yaptığı saray gibi evlerde, mutlu bir şekilde yaşamayı hayal ederken, ciğerde kanser, başta ağrı, böbrekte taşı kırdırmakla uğraşan adamın bir de güvenlik sorunu yaşayanlarımız da, bu imkânları bulamayanlarımızda öbür dünyada o çok sevdiği yavrusuyla beraber cehennemde yanmamak için kendimize ve çocuklarımıza sağlam bir iman, sünnete uygun ibadet, salih amel, içimizi ve dışımızı tertemiz hale getirecek takvaya ihtiyacımız birinci sırada olmalıdır.