"Cübbeli" resimlerini kartel gazetesine servis edenin "dolar"larla ödüllendirilmesi ile "soykırım" üstadı Orhan Pamuk un Nobel ödülü almasını aynı havada/vezinde/kategoride değerlendirmek yanlış olur. Benzeşmeleri çok olmasına rağmen yanlış olur.
Orhan Pamuk un ödül almasını büyük başarı olarak kutlamak isteyen TV kanalları yaşanan burukluğun farkında değillermiş gibi iki de bir neden ama, diye soruyorlardı. Fransa kınanmaya çalışılırken, Orhan Pamuk u alkışlamak bizim tezatımızdır, bu ülkenin tezatıdır. Ki biz bitmez tükenmez tezatlar ülkesi olmaya çok gönüllüyüzdür. OrhanPamuk bu ülkenin çocuğudur ve onun da hatalarından dönme, hatalarını düzeltme hakkı vardır diyor ve kutluyorken, "Cübbeli" kısmına dönüyoruz yazımızın.
Muhbirliğinden ötürü kınayan bakışlara maruz kalmış son üretimlerden ünlü Türk büyüğü bir TV ci yazar yaktığı kınaları etrafa saçıp duruyormuş; Cübbeli nin düşürülmek istendiği duruma çok sevinerek: Ben de istediğimi yaparım, istediğim yere giderim. Sanki ona engel olan var veya içinde dolduramadığı bir eksiklik.
Bu ülkede şu sorunun cevabını kim verecek Kartel gazetesi kurumlar üstü, kanunlar üstü, yargı üstü bir yerde, bir konumda mı ki, insanları "kafasına göre" yargılama, aşağılama, kınama, şikayet etme ve linç ettirme hakkını kullanıyor sürekli.
"Cübbeli"ye layık görmediği tatil şeklini ve hakkını onu kınayanların hangisi kullanmıyor bu ülkede Ve neden geçmiş tüm Ramazanlarda da olduğu gibi bu yaşadığımız Ramazan a da bir "alay", bir "tartışma" bir "hoşgörüsüzlük" yayını yapmayı görev biliyor kartel medyamız. Yoksa onlar da bir ödül mü bekliyorlar uzak yerlerden
"Cübbeli" orda, sen kartel medyasını suçluyorsun demesin hiç kimse. Olan bu, ben suçlamıyorum. Hatta kartel medyamız dahi "cübbeli" hocalarımızın hatasız olmasını istiyorlar. Onlar dahi rahatsız oluyorlar, bizim rahatsız olduğumuz hâl ve hareketlerden, diyorum ve olumlu bakıyorum.