Kulluk, vatandaşlık gibi siyasi, hukukî bir bağlılıktır; bölünemez, hayat gibi...

Biz; itaat/kulluk taahhütlerimizi yerine getirirsek, Rabbimiz de bize “cennet” vaadini yerine getirecek. Burada en çok dikkat etmemiz gereken, Rabbimize kullukta hiçbir şeyi, kimseyi ortak koşmamaktır. Çünkü “şirk en büyük zulümdür”. (Lokman/13) Hem de affedilmeyecek en büyük günah (Nisa/116, 36).
Resulullah (S.A.V.): ”Ya Muaz! Allah Teâlâ’nın kulları üzerindeki hakkı nedir? “Allah ve Resulü bilir” cevabından sonra Resulullah (S.A.V.); “Sadece Allah’a kulluk edip, O’na (C.C.) kullukta ortak koşmamaktır. Kulların Allah Teâlâ’da olan hakları da ‘şirksiz kulluk’ karşılığında cennettir” buyurmuş.
“Dil doğru olmadan kalp de doğru olmaz. Doğru söz cennete götürür.” “Münafıklığın alâmeti üçtür: Yalan söylemek, sözünde durmamak, emanete hıyanet.” “Ahde vefa imandandır.” (S.A.V.)

Rabbimiz; gerek kendisine, gerekse insanlara verdiğimiz sözleri ifa etmemizi emrediyor.” (Maide/1) Rabbimiz; kendisine “elestte” verdiğimiz sözümüzü dünyalıklara satmayın... (Nahl/95) buyuruyor. Yine ezelde kendisine verdiğimiz: “İşittik, itaat ettik” andımızı bize hatırlatarak, uyarıda bulunuyor. (Maide/7)
“Allah’ın üzerimizdeki gerek (İslâm) nimetini, gerekse ‘işittik, itaat ettik’ dediğiniz zaman O’na (verdiğiniz) andınızı hatırlayın. Allah’ın emrine uygun yaşayın...” (Maide/7) Müminlerin, elest bezminde ruhların “kâlû belâ” (evet, Rabbimizsin) demeleri ile inanıp, söylediği şehadet kelimesi ve: “Ya Rabbi dinledik ve itaat ettik” ifadeleriyle, O’nun (C.C.) hâkimiyetine girmeye ve İslâm’a uygun yaşamaya söz vermeleri demektir. Allah Teâlâ, bu ahdi hatırlatmaktadır... (Feyzul Kur’an, sh/ 107)

Zariyat/56’da: “Cinleri de insanları da sadece/ancak kendisine (şirksiz) itaat için kulluk sorumluluğumuzla yarattığını” buyuruyor.

Nahl/36’da: “Sadece Kendisine kullukla, tağutlara kulluktan kaçınmamızı (tevhit)” tebliğ eden peygamberler gönderdiğini, buyuruyor.

En’am /82’de “iman edip de, imanlarına zulüm (şirk) karıştırmayanların korkudan emin olanlardan, doğru yolu bulanlardan” oldukları zikredilir.

Yusuf/106’da “insanların çoğunun Allah’a şirk koşarak inandığı” zikredilir.

Araf/172’de Allah Teâlâ ile ruhlar âleminde/bezm-i elestte yaptığımız kulluk sözleşmesiyle, O’nun (C.C.) egemenliğini seçmişiz, tağutlarınkini reddetmişiz. Yeryüzünde Allah’ın iradesine/hükümlerine uygun bir hayat yaşamaya söz vermişiz. “Kulluk, Allah Teâlâ’nın hüküm ve hâkimiyetine teslimiyetle gerçekleşir.” (Feyzul Kur’an, Yusuf/40)

Araf/54: ”Yaratmak da, emretmek (hak ve yetkisi) de ancak/sadece yüceler yücesi âlemlerin Rabbine aittir...”

“İnsan; emaneti (kulluk, hilafet, ilahi teklifleri emir ve yasakları) yerine getirme sorumluluğunu yüklendi.” (Ahzab/72)

Allah sadece kendisine kulluk etmemizi, şeytana kulluktan kaçınmamızı emrediyor. (Yasin/59-61)
“Sözü doğru olanın, özü de, işi de doğru olur.” (Elmalılı Hamdi Yazır)

Düşmanlarla yapılan antlaşmalara da riayet sorumluluğundayız. Allah adına yapılan biat/beyatlara (siyasi, ahlâki itaat) da uymak sorumluluğundayız. (Fetih/10)

İttika eden, doğru söz söyleyenlerin, amellerinin de düzeltileceği ve affedileceği, buyruluyor. (Ahzab/70-71)

Rabbimiz; şeytana kulluk etmekten kaçınmamızı, sadece/ancak kendisine kulluk etmemizi, doğru yolun kendi yolu olduğunu, buyuruyor. (Yasin/59-61)

Rabbimizin sonsuz kereminden, lütfundan; tevhidin ilmini, marifetini, şuurunu, nizamını ve ahdimizi bozmadan tevhit üzere kendisine dönmemizi diliyoruz, vesselam.