Anaokuluna ya da birinci sınıfa gidiyordum. Bir akraba oturmasında benimle oyunlar oynayan bir abla “Büyüyünce ne olacaksın?” diye sormuştu. Ben hiç düşünmeden kapanacağım demiştim. O yaşta bir çocuk öğretmen, doktor, polis, itfaiyeci filan olmak isterdi. Benim böyle bir cevap vermem ister istemez herkesi şaşırtmıştı. Neden diye sormuştu bunu soran abla. “Çünkü Allah öyle istiyor” demiştim yine hiç düşünmeden. Evde bununla ilgili hiç konuşulmamıştı halbuki. Ne annemin ne babamın büyüyünce kapanmam gerektiğini söylediğini, bu konu hakkında bırakın baskıyı, bir söz söylediklerini dahi hatırlamıyorum.

Çok küçük yaşta kapandığımda herkes baskıyla kapandığımı düşünmüştü. Çünkü onların zihniyetine göre tesettür bir baskı unsuruydu. Müslüman olmalarına rağmen çok ilginç şekilde böyle düşünüyorlardı. Kitap okuduğumu gördüklerinde insanların şaşırdığını hatırlıyorum. Çoğu okumayacağımı düşünüyordu. Neden baskıyla kapandığımı düşündüklerini, kitap okumama bu kadar şaşırdıklarını anlamakta zorluk çekiyordum. Okuyamama konusunu az çok anlayabiliyordum. Başörtülü ablaların okula alınmadığı hikâyeleri dinlemiştim. Ama onların benim okumayacağımı düşünmeleri daha farklıydı. Sanki tüm bu yasaklar olmasa da eğitim almaktan kaçacakmışım, ailem okula göndermeyecekmiş gibi davranıyorlardı. Onlara göre ömür boyu cahil kalacaktım. İşte bunu anlayamıyordum.

Tesettüre girdiğim o ilk yaz herkes nasıl dayanacaksın diye ahlanıp vahlanıyordu. Daha doğrusu baskıyla kapandığımı düşünen kesim bunu yapıyordu. Bense yine niye bu kadar abarttıklarını anlamıyordum. Çünkü çevremdeki tesettürlü insanlardan böyle bir şikâyet duymamıştım. Teneffüslerinde nefes almaksızın oyunlar oynadığımız yaz kursundan eve geldiğimde boneme kadar su içinde olduğumu fark etmiştim. Hakikaten çok sıcakmış ve ben çok terlemişim ama hissetmemiştim bile. O küçük yaşımda bunun Rabbimin bir nimeti olduğunu, O’nun (c.c) rızası için tesettüre girdiğimden bu sıcağı bana hissettirmediğini düşünmüştüm. O yaşıma rağmen tesettürün bana kolaylık sağlayacağının farkındaydım. Çünkü bu bana kuru bir laf olarak söylenmemiş, bunun bilinci aşılanmıştı.

Tesettüre girdim dediğim günden önce ve sonra da çok fazla şey değişmemişti hayatımda. Annem elbiselerimi kendi dikerdi. Elbise dikmek için aldığı kumaşı bilerek fazla alır, fazla olan kısmı ile bana bandana denen küçük eşarplar yapardı. Böylelikle o gün gelene kadar başörtüsüne alışmıştım bile.
Annemin ya da örnek aldığım insanların tesettürden bunaldığına, sıcaktan kavrulduğuna dair tek kelime duyduğumu hatırlamıyorum. Aksine başörtüsü için verdikleri mücadeleleri dinleyerek büyümüştüm. Başörtüsü benim için zorla yapılan bir eylem değil, hayatın normal akışı içinde olması gerekendi.
Güneşin altında yanmamak için şapka takanları, çok sıcak ülkelerde güneşten korunmak için daha koruyucu elbiseler giyenleri düşündüğümüzde mantıken başörtüsü kimseyi darlamaz da. Ha derseniz ki illaki bilmem ne markalı, bilmem ne kumaşı takacağım, o zaman bilemem. Bunun israf boyutuna girmiyorum bile. Fakat uygun kumaşı kullandığınızda (markalı kumaşlardan daha ucuz oluyorlar genelde) ve tesettürü moda olarak değil hakkını vererek yaptığınızda böyle bir sorun yaşamıyorsunuz.
Neden anlatıyorum bunları biliyor musunuz? Çünkü günlerdir tesettürlü olmanın ne kadar zor olduğu konuşuluyor. Şunu iddia etmiyorum, ben hiç yorulmadım, hiç zorlanmadım, hiç evime koşa koşa gelip başörtümü çıkartmadım. Tabii ki bunu iddia etmek değil amacım. Elbette insan zaman zaman nefsi ile mücadele eder. Fakat bakış açınız ve tesettüre yüklediğiniz anlama göre işiniz kolaylaşır veya zorlaşır.

Evet, tesettürlü olmanın zorlukları var ve ben de yaşadım bunları. Ama bence bu zorluklar sıcaktan yanmak, saçlarını özgürce rüzgârda savuramamak, denize girememek değil. Zor olan tesettürlü olduğumuz için insanların bizi yobaz olarak görmeleri ve böyle damgalamaları, öyle olmadığımızı gördüklerinde yüzlerindeki o şaşkınlık ifadesi... Tesettürlü olduğum için kitap okuduğuma şaşırmaları, eğitimimi tamamlamayacağımı düşünmeleri, el sanatları veya herhangi bir sporla uğraşamayacağımı sanmaları çok daha büyük zorluk. Çoğu kişinin tesettürlü olduğum için yapamayacağımı sandığı birçok şeyi helal daire içinde yapabiliyorum. İnsanların bizi dar kalıplara sıkıştırmasına izin verdiğimizde evet tesettür zor gelmeye başlayabilir. Fakat zor olan, tesettür değil kafamızın içindeki o düşüncelerdir.
Tesettürde bu kadar çözülmenin olduğu bu ortamda şunu da kabul etmem lazım. Özellikle yaşıtım olan tesettürlü kardeşlerimin ev ortamı ve çevresi benim gibi değildi. Baskıyla kapanan, helal olan şeylerin haram olarak lanse ettirildiği, horlanan çok insan tanıyorum. Bugün tesettürlü kardeşlerimizde bir çözülme varsa eğer bence Müslümanlar olarak kendimizi muhasebeye alıp yapıp ettiklerimizi ve tesettüre nasıl bir anlam yüklediğimizi tekrar gözden geçirmemiz gerekiyor. Sorun tesettürde değil, tesettüre yüklediğimiz olumsuz duygularda. Eğer bugün kızınız, eşiniz, kardeşiniz tesettürü bir yük olarak görüyorsa bu başlı başına onun problemi değil.

Tesettürden vazgeçen ya da zorlandığını ifade eden kardeşlerimizi eleştirmek değil niyetim. Aksine niye bu duruma geldiğimizi kendi deneyimlerim ve gözlemlerimle izah etmeye çalışıyorum. Çünkü tek taraflı bir sorunun ortasında değiliz. Sorunun tarafları olarak şu soruların cevaplarını vermemiz gerekiyor:
Neden insanlar tesettürü katlanılması gereken bir zorluk olarak görüyor?
Neden tesettürü gerçek manasıyla konuşamıyor ve yaşatamıyoruz?
Neden hep tesettürden vazgeçenleri konuşuyoruz?

Mesela tesettürden vazgeçenler olduğu gibi tesettüre girenler de var. Bunları konuşalım. Eğer bu kadar zorsa bundan bir ay önce arkadaşım neden tesettüre girdi? Hem de tam yaz sıcağında… Yaz Kur’an kurslarına gidip orada tesettüre giren çok sayıda kardeşimiz olduğunu da biliyoruz. Neden bu örnekleri konuşmuyoruz?

Bir şey konuşacaksak eğer güzel olan şeyleri konuşalım. Tesettürün sözde zorluklarını değil, tesettürün güzelliklerini konuşalım. Tesettürü yanlış anlayanları değil, tesettürü güzel olanları konuşalım.

Not: Tesettür sadece hanımlara değil, beyefendilere de farzdır. Biz bu yazımızda bir hanımefendi olarak hanımların tesettür konusunda yaşadıklarını kaleme aldık. Fakat hakkında çok fazla konuşulmasa da beyefendilerin de aynı sorundan muzdarip olduklarını biliyor ve acilen bu konunun üzerinde de durulması gerektiğini hatırlatmak istiyorum. Bu vesile ile belki bir beyefendi de bu konuyu gündeme getirir. Selam ve dua ile…