Türkiye, kimselerin dikkate almadığı, açıklamalarının veya aksiyonlarının kimselerin umurunda olmadığı bir devlete dönüşmüş gibi değil mi şu an Birkaç sene öncesine kadar, özellikle emperyalist devletlerin amaçlarına hizmet eden yabancı basının abartılı ve şişirilmiş yorumlarında “bölgesel lider” olarak pompalanan Türkiye, bugün kendi bölgesinde hemen hemen hiçbir meseleye müdahil olamayan bir etkisiz eleman olmaya doğru gidiyor. Belki de, etkisiz eleman olmuş durumda. Sadece ve sadece konuşuyor, kınıyor da kınıyor.

Daha yakın zamanlara kadar “kırmızı çizgisi” olan Irak’ın toprak bütünlüğünden yana olma ve Kuzey Irak’ta herhangi bir oluşuma izin vermeme durumu, şu an tamamen silinip gitmiş durumda. Büyük bir devlet refleksi gösteren her ülke, böylesi karmaşık bir coğrafyada kendine ait “kırmızı çizgiler” ve “kötü durum senaryoları” çerçevesinde hareket edip, belli bir plana göre davranır. Türkiye ise, en temel önceliklerini çöpe atıp, Barzani kadar bile tutarlı ve davasında sabit kadem olamıyor. Koskoca Türkiye, bir zamanlar istenmeyen adam ilan ettiği Barzani’nin avucunun içinde meçhule doğru gidiyor.

Düşünün ki, bir zamanlar Türkiye’nin zinhar istemediği Kuzey Irak’ta bir Kürt devleti, bugün Türkiye’nin bölgesel müttefiklerinden birine dönüşmüş durumda. Bir ay önce yaşanan ve Kürt petrolünün Türkiye aracılığıyla İsrail’e sevk edilmesi olayı bile, Türkiye’nin ne kadar başıboş ve bilinçsiz bir dış politika yürüttüğünü gösteriyor. Aslında şöyle de denebilir; Türkiye, herhangi bir dış politika falan yürütmüyor, sadece anlık refleksler ve tepkilerle (somut değil hep söylem bazında) günü idare ediyor.

Son dönemlerde bazı şehirlerde baş gösteren Suriyeli protestoları bile yanlış dış politikanın bir yansıması. Bugüne kadar gelen mağdur ve mazlum Suriyeli mültecilere “ensar-muhacirun” bağlamında bir yaklaşımda bulunan Anadolu insanının, artık tepki vermeye başlaması da bu yanlış ve sonuçlarını öngöremeyen dış politikanın neticesidir. Suriye’deki Esad diktatörlüğünü devireceğiz diye iç savaşı körükleyip, insanların yerinden yurdundan olmasına, şehirlerin tarumar edilmesine Esad zalimi kadar katkıda bulundu bu yanlış ve ABD zorlaması saldırgan dış politika. İslam aleminin iç meselesi olan Suriye’yi, belli başlı İslam ülkelerini bir araya getirerek salimen çözmek yerine işi bir iç savaş formatına sokan dış politika, bugün şehirlerimizdeki binlerce zavallı mülteciden de sorumludur haliyle.

Türkiye’nin giderek kimselerin kaale alınmaması, bu tutarsız ve yanlış politikalarla pekiştiriliyor adeta. Bir düşünelim; İsrail’e karşı “one minute” diye bir çıkış gerçekleştirip İslam aleminin gönlünü kazanmak üzeresiniz, ama 15-20 dakika sonra “tepkim moderatöreydi” diyerek tuzla buz ediyorsunuz güvenilirliğinizi. Kim, neden kaale alsın ki o zaman

Veyahut, vatandaşlarınızın katledildiği Mavi Marmara saldırısının ardından bir büyük devlet tepkisi veremediniz ve dünyadaki “aciz” devletlerin yaptığı gibi işi “uluslararası toplum”a, BM’ye vs havale ettiniz. İsrail’e karşı sevecen olan, ikiyüzlü kurum ve kuruluşlardan medet ummak bile yetersizliği ve basiretsizliği göstermeye yetiyor. Bir büyük devlet gibi masaya yumruğumuzu vuramıyoruz, hiçbir meselede netice alamıyoruz, birtakım yerlere yaptığımız çağrıları dikkate alıp hizaya gelen hiçbir örnek yok.

İsrail’le güya kriz yaşarken ikili ticaretiniz sürekli artıp tüm zamanların rekorunu kırarsa, kimler, neden sizi kaale alacak ki Katledilen vatandaşlarınızın hakkını savunamayıp dilenip dilenmediği şüpheli kuru bir özür ve bir futbolcu parası tazminata fit olursanız, neden büyük devlet gözüyle baksınlar ki size

Yetmezmiş gibi Yahudi lobisinden 2005 senesinde alınan “Üstün Cesaret Ödülü”nü bir türlü geri veremeyip, hala muhalefetle “neden kınamadın ” atışmasına girmek, meseledeki acziyeti göstermemeye yarıyor sadece.

Türkiye, maalesef birtakım aldatmacalarla “zulme tepki veriyormuş” gibi yapıyor sadece. Kürecik’teki radardan katile bilgi aktarıp, sonra da çıkıp “tepki ve kınama tiyatrosu” oynuyor. Venezüella İsrail Büyükelçisini sınır dışı ediyor, Şili İsrail ile bütün ticari ilişkilerini kesiyor. Türkiye’de ise siyasi iktidar mugalata yapmaktan öteye gitmiyor. Hiçbir somut adım atamıyor. Yazık gerçekten de!.