2000’li yıllar…
Yer; Kosova…
Hava bulutlu, hafiften yağmur çiseliyor…
Yoğun bir şekilde çalışırken telefonu çaldı.
Telefondaki ses, “Yeni bir parti kuruyoruz, sizi de aramızda görmek isteriz…” diyordu…
Ve telefondaki muhatabıyla aralarında şöyle bir konuşma geçti:
- Niye ayrılıyorsunuz, Milli Görüş’ten?
- Sayın Erbakan yaşlandı, sayın Kutan yaşlandı. Şimdi artık bizim sıramız!
- E canım, zaten Genel Kurul olmayacak mı, bir sene sonra, bir buçuk sene sonra?
- O kadar bekleyemeyiz…
- Peki, arkanızdan kovalayanlar mı var?
- Yok, ama bir an önce olsun bitsin!
- Vallahi kusura bakmayın. Alelacele, sırf benlik tatmini için, böyle yapılan bir harekete ben bir gemide çıkan isyan gibi bakarım. Hani “kaptanı atalım denize, bütün gemi bizim olsun!” Size katılmayacağım!
Yukarıdaki anekdot, bundan 17 yıl önce Prof. Dr. Oya Akgönenç ile kendisini “yenilikçiler” adına arayan isim arasında yaşandı.
Ve, tüm ısrarlara karşın, Oya hanım Milli Görüş’ten ayrılmayı düşünmedi, gelen tüm teklifleri reddetti.
Teklifin sonrasında Oya Hanım’ın refleksini merak ediyorsunuz, değil mi?
Bu konuşmadan hemen sonra, Oya Akgönenç Hanımefendi Kosova’dan Recai Kutan’ı aradı ve şunu söyledi:
- “Yanınızda bir kişi bile kalsa, o ben olacağım!”
Oya Akgönenç, zarif bir hanımefendi idi…
Milletvekilliği ve üst düzey görevler dahil, Milli Görüş’ten hiç kopmadı.
Türkiye’nin ilk 1. sıradan milletvekili adayı gösterilen kadın parlamenterdi.
Son derece nazik bir insandı.
Şahidiyim; çok çalışkandı, işini en iyi şekilde ifa etmek için büyük çaba gösterirdi. Bunu da kimselere ilan etmeden, reklam yapmadan, gürültü-patırtı çıkarmadan yaptı.
Tıpkı, vefatı gibi…
Allah (c.c.) rahmet eylesin…
“BİZ MİLLİ GÖRÜŞ ÇİZGİSİNE DEVAM ETTİK”
Şu cümleler de Prof. Dr. Oya Akgönenç Hanımefendi’ye ait:
- “Şimdi bu arkadaşlar o kadar çok ‘gençlik, değişiklik’ şudur, budur dediler ki, sonunda bir yenilikçilik hareketi başlattılar, bölünmeye başladılar.”
- “Bir de ahde vefa vardır. Beni oraya Fazilet Partisi getirmiş, hiçbir karşılık beklememiş. E niye, yani ben niçin ihanet edeyim! Her neyse, benim gözümde onlar davaya ihanet ettiler. Sadece kendilerini tatmin için. Daha iyi bir pozisyon kapar mıyım? Bir sene daha milletvekili olur muyum? Oldular, ne oldu? Boyları mı uzadı? Hayır, çok mu para aldılar? Hayır. Birçok yanlış yaptılar mı? Evet. Çünkü o kadar acele içindeydiler ki oturup düşünmeye vakitleri yoktu.”
- “Şimdi onlar ne oldu? Popüler olabilmek için ve kitleye hitap etmek için bütün kitle partilerinin yaptığını yaptılar. Şunu memnun et, bunu memnun et! Daha önceki ANAP da bunu yapmıştı, daha önceki Doğru Yol da bunu yapmıştı. Kitle partisi olan hepsi aynısını yapmıştı. Farkları kalmadı.”
- “Biz Milli Görüş çizgisine devam ettik. Neydi o? Milletin hayrına olacak işi yapmak. Evet, belki bize böyle yüzde 47 vermez millet. Ama aklı başında işte yüzde 5, yüzde 10 neyse, bir alırsın, zamanla gelirsin, geldiğin zaman da doğru dürüst iş yaparsın. Dolayısıyla bu prensip üzerinden devam ettik, öteki ayrıldı.”
- “Onlar görünüş olarak belki bizim taban gibi görünse de farklılar. Sırf kendi çıkarları için çalışıyorlar. İşte fark o. Yani o şekilde bir ayrım oldu.”
- “Her şeye rağmen biz çizgide kaldık. Tabii çok sıkıntı çektik. Bu sebepten yüzde 2,5’a düştük. Halbuki bu Milli Görüş 1969’da başladı. Türkiye’de çok büyük bir komünist tehlikenin belirdiği yıllar, tam 70 olaylarının da sırasında. Ve milli manevi değerleri tutmak için. E böyle bir şey, işte sonuçta buraya kadar geldi. Nereye gideriz, Allah bilir. Ama iyi gidiyoruz şimdilik…”
(Yukarıdaki anekdotu ve ifadeleri, Ankara Üniversitesi’nin yayını olan “Siyasi Partilerin Avrupa Birliği’ne Bakışı” isimli kitaptan (2011) aldım. Kitabın editörleri; Prof. Dr. Çağrı Erhan, Özlem Genç, Zerrin Dağcı Sakarya. Kurgu bana aittir.)
“KİM NE DER” DİYE DÜŞÜNMEDEN DOĞRUNUN YANINDA DURDU
Sosyal medyada çok sayıda mesaj yer aldı, Oya Akgönenç Hanımefendi’nin vefatına ilişkin. Birkaçını buraya da almak istiyorum:
* Muhterem Oya Akgönenç Hanımefendi nezaketi, birikimi ve zor zamanlarda “kim ne der” diye düşünmeden doğrunun yanında durmasıyla hep müstesna bir yere sahip oldu. Kendisine rahmet diliyorum, mekânı cennet olsun. (Ahmet Davutoğlu-Eski Başbakan)
* Milli Görüş Hareketi’ne yıllarca hizmet eden, bilgisi, görgüsü, nezaketi, mücadele ruhu ile unutulmaz bir sima idi Prof. Dr. Oya Akgönenç… (Ali Yalçın-Memur-Sen Genel Başkanı)
* Nezaket abidesi bir hanımefendi... Fedakâr bir dava insanı... Saadet Partisi eski Genel Başkan Yardımcısı ve Milletvekili Oya Akgönenç vefat etti. Allah rahmet eylesin... El Fatiha... (Necip Fazıl Aksoy)
* Prof. Dr. Oya Akgönenç Hanımefendi’nin vefat ettiğini öğrendim az önce. Saygıdeğer bir kişiliğe sahip olan Akgönenç’e Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. (Arzu Erdoğral- yazar, TV programcısı)
* Kendisiyle çok kritik programlar yaptık. Çok severdim. Çok saygıdeğer bir akademisyen ve siyasetçiydi. Türkiye böyle değerleri kaybediyor ve yerine yenileri gelmiyor. (Çağlar Cilara-TV programcısı)