Bismillahirrahmanirrahim;
Alemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)›a hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve sahabelerine olsun.
Türkiye’de uzun zamandır gündemi “anayasa” değişikliği işgal etmektedir ve sıkıntılı bir süreçten sonra “Cumhurbaşkanlığı” sistemine geçişi öngören bu teklif Meclis’ten geçmiştir.
Bu değişikliğe göre bir nevi başkanlık sistemine geçiş yapılmakta, yasama ve yürütme birbirinden ayrılmaktadır. Artık hükümeti halkoyu ile seçilen cumhurbaşkanı kuracak ve bu hükümetin Meclis’ten güvenoyu alması gerekmeyecektir. Cumhurbaşkanı, yardımcılarını ve bakanları kendisi atayacak ve görevden alabilecektir. Bu yeni dönemin izahı için yapılan değerlendirmelerde “tek adam değil, tek kişilik hükümet dönemi” tanımlaması dikkat çekicidir. Artık Cumhurbaşkanlığı ile temsil edilen “yürütme erki” her türlü vesayetten kurtulmuş olacaktır ama “yasama ve yargı erki” tam anlamıyla “yürütme erkinin” vesayeti altında olacaktır. Yapılan anayasa değişikliği doğru ve düzgün okunduğunda bu kolayca görülebilecek bir şeydir. Saadet Partisi’nin itiraz ettiği nokta da burasıdır.
ŞÖYLE Kİ;
1. Anayasa’nın 87. maddesine yapılan değişiklik ile “Bakanlar Kurulu’nu ve bakanları denetlemek” yetkisi metinden çıkarılmıştır. Bu ise TBMM’nin, bakanları ve icrayı etkin bir şekilde denetleme imkânının elinden alınmasıdır. Cumhurbaşkanına TBMM adına yürütme ile ilgili konularda kararname çıkarma yetkisi verilirken, icraatlarından dolayı milletvekillerinin cumhurbaşkanına soru sormaları engellenmiştir. Yani milletvekilleri, cumhurbaşkanı yardımcılarına, bakanlara soru sorabilecek, icranın başı olan cumhurbaşkanına soru soramayacaklardır.
2. Tatil ve ara verme hallerinde TBMM’yi toplantıya çağırma hakkı tamamen cumhurbaşkanına verilmiş, Meclis’in kendisini kendi iradesiyle toplantıya çağırma hakkı elinden alınmıştır.
3. TBMM’nin kanun yapma imkânı zorlaştırılmıştır. TBMM bir kanun yaptığında, bu kanunu cumhurbaşkanının onayına sunacak, cumhurbaşkanı kanunu yeniden görüşülmek üzere Meclis’e gönderdiğinde kanunun salt çoğunlukla kabul edilmesi gerekecektir. Bu ise kanun yapmayı zorlaştıran bir şeydir. Meclis çıkardığı kanunları cumhurbaşkanının onayına sunuyor. Cumhurbaşkanı, atadığı yardımcılarını ve bakanları Meclis’in onayına sunmuyor.
4. Meclis, Cumhurbaşkanlığı tarafından kendisine gönderilen Bütçe Kanunu üzerinde görüşme ve onaylama dışında hiçbir tasarruf hakkına sahip değildir. Bütçede eksiltme, artırma yapamaz, gelir artırıcı tekliflerde bulunamaz. Bütçenin kabul edilmemesi halinde bir önceki yılın bütçesi
artırılarak yürürlüğe girer hükmü Meclis’in yürütmeyi bütçe üzerinden de denetleme imkânını ortadan kaldırmaktadır.
5. Bu kanun, milletvekillerine kendi iradeleri ile cumhurbaşkanı adayı göstermelerine imkân vermemekte bu hak siyasi parti gruplarına tanınmaktadır.
6. Bu anayasa değişikliği ile yargı idaresi tamamen yürütmenin ve siyasi iradenin vesayetine terk edilmektedir. Kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığını baskı altına alacak bir durum söz konusudur.
Özet olarak denilebilir ki “yürütme erki” olabildiğince güçlendirilirken “yasama ve yargı erki” olabildiğince zayıflatılmış, “yürütme erkinin” vesayetine terk edilmiştir.
MEŞRUİYET
Yapılan anayasa değişikliğini savunan kesimlerin dillendirdikleri hususlardan birisi de meşruiyet meselesidir. “Halk kendisine uygun olan birisini seçti” denilerek partisiz cumhurbaşkanının vesayetçi parlamenter sistemin baskısı olduğunun söylenmesi düşündürücüdür. Meşruiyetin temeli olarak “halk iradesinin” gösterilmesi ve yapılan değişikliklerin meşruluğunun buraya bağlanması Erbakan Hocamızı “bunlar demokrasi değil, demokratur yapıyorlar” sözünü aklımıza getirdi. Erbakan Hocamız “demokratur” kelimesini, halkın yönetime alet edilmesini açıklamak için kullanmıştır. Gerçekte bir işin meşruiyetini sağlayan en önemli husus, NİYET unsurudur. Yapılan iş HAYIR için yapılıyorsa meşrudur, ŞER için yapılıyorsa bu işin meşruluğundan söz edilemez. Bu anayasa değişikliği; ülkeyi yaşanmaz hale getiren faizci kapitalist nizamı ortadan kaldırmak, yerine adil bir düzen kurmak, materyalist eğitimden, maneviyatçı eğitime geçmek, İslam Birliği’ni kurmak için yapılıyorsa, işte o zaman yapılanların meşruluğundan söz edilebilir. Yapılan değişiklikler; bu bozuk düzeni yürütmekte sıkıntılar yaşıyoruz, her istediğimizi yapamıyoruz, daha fazla yetki kullanmamız gerekir ki, bu bozuk düzen sorunsuz yürüyebilsin niyetiyle yapılıyorsa, işte o zaman bu yapılandan yapana da, yapılmasına katkı sağlayana da bir fayda gelmez. Şer bir maksat için yapılan her işin sonu helak olmaya gider.
SAADET PARTİSİ NE DİYOR?
Anayasa değişikliği gündeme geldiği günden itibaren ne yaptığını bilen tek parti, Saadet Partisi’dir. Saadet Partisi, köklü geleneğe sahip bir siyasi hareketin temsilcisidir. Günlük meselelere bakarak karar vermez. Hakkı üstün tutar. Toplumda barış ve huzur olmasını arzu eder. Ülkemizin dünya ülkeleri arasında lider ülke olmasını ister. Parti menfaatlerini gözeterek fikir değiştirmez. Saadet diyor ki; sadece yetki artırımıyla sorunlar çözülmez. Köklü bir anayasa değişikliğine ihtiyaç vardır. Memleketimizde sorumluluk ve yetki verilenler bu sorumluluk ve yetkilerini ülkenin problemlerini çözme yönünde başarılı bir şekilde kullanmıyorlar. Ülkemiz 15 yıllık tek başına AK Parti iktidarı döneminde bugünkü hale gelmişse, terör zirve yapıyorsa, ekonomi dibe vurmuşsa, dış politikada başarısız olunmuşsa… Bunların hiçbirisi yetkisizlik yüzünden değildir, uyguladıkları yanlış politikalar yüzündendir. Kurumsal vesayetten kurtulup tek akıl vesayetine geçmenin kimseye faydası olmaz.
Meclis, hür olmalıdır. Hiçbir kurum ve şahsın vesayeti ve baskısı altında olmamalıdır. Kararlarını müzakere ve istişare ederek alabilmelidir. Yargı, tarafsız olmalıdır. Meclis’in ne de cumhurbaşkanının vesayeti altında bulunmamalıdır. Yargı organına seçilen insanlar kendileri bir minnet içinde bulunursa o zaman problem var demektir. Yargı da bütün vesayetlerden arındırılmalıdır. Anayasa hakkı üstün tutan bir metin olmalıdır. Saadet Partisi’nin teklifleri, ilim ve hikmet süzgecinden geçirilmiş tekliflerdir. Bu tekliflere kulak verilmelidir. İleride iş işten geçtikten sonra yanılmışız demenin kimseye faydası olmaz.
SAADET’E SALDIRANLAR
Saadet Partisi’ne yukarıda zikredilen olumlu duruşundan dolayı saldıranlar, hidayetten nasibini savmış zavallılardan başkaları değildir. Düşmanlık yapacaksanız bile bunu mertlikle yapın. Saraya yaranmak için başka sebepler bulun. Selam, hidayete tabi olanlara…