Üniversite öğrencilerine her hafta yaptığım derslerden

birinin ilk girişinde, Allah ın yarattığı nimetler arasında en çok sevdiğiniz

üç şeyi hatırlayın dedim ve iki dakika düşünme fırsatı verdim. Siz

okuyucularım da düşünün ve önem sırasına göre hatırlayın. Şimdi soru geliyor,

dakikada en az 20 defa aldığımız havayı

hatırlayanınız oldu mu

Salondaki 150 öğrenciden üç tanesi havayı hatırlamıştı.

Neden Çünkü para vermiyoruz da ondan. Allah, havayı kimsenin tekeline

bırakmamış. Havagazı gibi boruyla gelseydi, elektrik kesimlerinde, boru

patlamalarında ve patlatmalarında, para ödenmediği için kesilmelerde anlardık

havanın ne kadar değerli olduğunu. Onun için Rabbimiz, havayı, sudan, topraktan,

ışıktan daha fazla yaratmıştır.

Maaşımla orantılı kiralık ev ararken fiyatıyla

havadarlığına bakarım. Hiç bir zaman bodrumda oturmadım. Kirası az diye çatı

katını tercih ederim, bodruma oturmadım.

Havadan sonra su gelir. Onun için Rabbimiz, dünyamızın

dörtte üçünü su olarak yaratmış. Kutuplardaki buzları da su deposu olarak

yaratmış. Güneşe emrediyor, denizlerin buharını yükseltiyor, hava filtresinden

geçiriyor, güneş ışınlarıyla mikroplarını kırıyor, soğuk bulutlarda sıcağa

dayanıklı mikroplardan arındırıyor ve tertemiz içecek halde yeryüzüne

indiriyor.

Vücudunuza soğanın verdiği faydayı havyar veremez. Havyar

yemedim diye hayıflanmayın. Soğanın bütün kabahati tabiatta çok fazla

yetişmesi. Havyar kadar az yetişseydi, Boğaz da en lüks restoranlar soğan menüleriyle

reklâm yapacaklardı. İstanbul şehrinde yalnız kuru fasulye yemeği satan lokanta

sayısı, havyar satan restoran sayısından çok fazladır. Baharın ilk aylarında

kilosu elli liradan satılan faydası az yeşil fasulyeyi satın alanlar, yeşil

fasulyenin kilosu iki liraya indiği ve

de faydalı olduğu yaz günlerinde sınıf farkı adına onu

satın almazlar.

Kardelen çiçeği mi, deve dikeni mi Sahlep çiçeği mi

papatya mı deseler, faydalı olmaları açısından hangisi tabiatta daha fazla ise

o daha faydalıdır. Papatya, Adana dan Ağrı dağına kadar her yerde vardır. Hem

gözlere hem gönüllere ferahlık verir. Seviyor, sevmiyor sevinçlerini

coşturur. İçilirse nelere faydalı olduğunu Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu daha iyi

anlatır.

Toprak mı altın mı Sorusuna ne cevap vereceğiz

Yeryüzünün tamamı altın olsaydı da altın madenleri kadar toprak olsaydı O

zaman gelinlik kızlarımız takı olarak yüz gramdan başlayarak ağırlığınca altın

isteyecekti. Bazı yörelerimizde başlık olarak toprak gramla, kiloyla

alınacaktı. Yediğimiz, içtiğimiz, giydiğimiz, kullandığımız her şeyi Rabbimiz

bize toprak aracılığıyla veriyor.

Önce tabiatta en fazla olanları koruyalım.

Rabbimiz, Hiç bir şeyi boşuna yaratmadığını (Kur an-ı

Kerim, Al-i İmran suresi, ayet: 191) haber verir. En az olanları da koruyalım.