Rusya Federasyonu Sivil Toplum, Savunma ve Dış Politika Konseyi Başkanı ve Global Affairs Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Fyodor Lukyanov, Türkiye’de iktidar değişmediği sürece ikili ilişkilerin düzelmeyeceği ve Ankara’yla ilişki kurulmayacağıyla ilgili dolaylı Kremlin mesajını Sputnik (eski adıyla Rusya’nın Sesi) üzerinden vermiş. 2016 yılı için siyasi tahminlerde bulunan Rus uzman, Türk-Rus ilişkilerinin geleceğine yönelik “kehanetinde” gerekçe olarak da aynen şu ifadeyi kullanmış: “Geri dönüşü olmayan pek çok söz söylendi. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan fiiliyatta suçlu ve teröristlerin suç ortağı olarak ilan edildi. Tüm bu gelişmelerden sonra durumun barış ortamına dönüşmesi çok zor.”

Öncelikle şunu ifade etmek gerekiyor. Rus uzman burada bir tahmini değil, doğrudan doğruya Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in görüşlerini ve kararını ifade ediyor. Dolayısıyla, söyledikleri bizlerin 24 Kasım’da yaşanan uçak krizi sonrası duyduklarımızdan pek farklı değil.

***

Farklı ve dikkat çekici olan şey, bu tür ifadelerin çok yüksek perdeden değil de, daha alt bir seviyede, uzman seviyesinde artık dillendiriliyor olması. Bu da aslında Moskova’nın bu krizi daha da fazla tırmandırmak istemediği şeklinde de değerlendirilebilir. Ya da karşısındakini muhatap almamaya yönelik yeni bir adım şeklinde de... Bir diğer önemli husus ise, Rusya’nın krizin en başından itibaren söylem bazında ortaya koyduğu krizin çerçevesini sınırlı tutma tavrının devam ettiği şeklinde kendisini gösteriyor. Daha somut bir ifadeyle, Moskova bu krizi iki devlet arasındaki bir kriz olarak değerlendirmiyor. Krizi, doğrudan doğruya Cumhurbaşkanı Erdoğan ve iktidar ile sınırlı tuttuğu mesajını vermeye çalışıyor. Rusya böyle yaparak, Türkiye’deki karar alma mekanizmasını ve kamuoyunu etkilemeye çalışıyor. Bunun çok da kötü bir yöntem olduğu söylenemez. Nitekim içeride yaşanan bir takım gelişmeler Moskova’nın bu stratejisinin önemli ölçüde tuttuğunun bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

***

Diğer taraftan, Rus uzmanın bu ifadeleri Rusya açısından da benzer bir değerlendirmeyi kaçınılmaz kılıyor. Aynen, İkinci Dünya Savaşı sonrası Türk-Sovyet dengesini tarihe gömen Stalin’in 1953’te ölümüne kadar iki devlet arasındaki ilişkilerin düşmanca bir sürece sokulması örneğinde görüldüğü üzere.

Bilindiği üzere, o dönemde taraflar Türk-Sovyet ilişkilerinin normalleşmesi için nasıl Stalin’in ölmesini beklemiş ve iktidara gelen Kruşçev ile SSCB vakit geçirmeden Ankara’ya bir dostluk notası göndermiş ise, benzer bir durumun Putin sonrası için de olmayacağını kimse garanti edemez. Ne de olsa ülkelerin çıkarları, liderlerin kaprislerinden ve şahsi hesaplarından daha önemli.

***

Her iki dönemde değişmeyen bir şey daha var; o da, Rusya’nın kaba güç anlayışı çerçevesinde izlemeye başladığı dış politika ve bunun Türkiye boyutu. Tarihsel anlamda devamlı şekilde Türkiye-Türkler aleyhine bir büyüme/gelişme stratejisi izleyen Rusya, aynen Stalin örneğinde olduğu üzere çok rahat Batı’nın oyununa gelebiliyor ve burada yaptığı ilk hamle her defasında Türkiye’ye yönelik gerçek yüzünü göstermek şeklinde tecelli ediyor.

Şimdi yaşananlar da bundan farklı değil. Putin’in kontrolsüz çıkışları, tepkisi Türkiye’yi Doğu Akdeniz, Karadeniz, Kafkasya, Orta Asya ve Ortadoğu bağlamında zora sokmuş durumda.  Dolayısıyla Rusya, Türkiye’ye çok fazla bir seçenek bırakmıyor.  Ankara’nın dış politikada keskin bir revizyon sürecine girmesinin altında da bu yatıyor. Türkiye’nin bu “zoraki tercihi”, Putin ile birlikte tekrar güneye doğru bir istikamet çizen ve bu bağlamda Suriye krizini bir fırsata çevirmeye çalışan Rusya-İran ikilisinin oyununu da büyük ölçüde bozacağa benziyor.

***

Türkiye-Rusya-İran üçlüsünün özellikle güneylerinde baş gösteren gelişmeler, Ortadoğu-Avrasya bazlı yeni bir Balkanlaşma sürecine işaret ediyor. Eski Osmanlı coğrafyasında başlayan bu süreç yerini yavaş yavaş Büyük Selçuklu ve Çarlık Rusya’sı alanlarına bırakıyor.

Türkiye bununla ilgili tedbirlerini uzunca bir süredir almış durumda. Teröre karşı yürütülen mücadeleyi bu bağlamda sadece bir terörist gruba karşı görenler büyük bir gafletin içerisinde. Ankara, bölgede Selahaddin Eyyubi ve Derbent ruhunu yeniden inşa ettiğinde o zaman oyun alanı da büyük ölçüde değişmiş olacak.

O yüzden Rusya Türkiye ile ilgili değerlendirmelerini yaparken krizi dar bir çerçevede tutmaya çalışıyor. Çünkü Moskova, yüzyıllık muhataplarını çok iyi tanıyor. Darısı diğer devletlerin başına...