Bismillahirrahmanirrahim;

Hamdımız âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Cenab-ı Allah’adır. Salâtımız ve selamımız ise Peygamberimiz, âli ve sahabeleri içindir.

İnzar, insan ve toplumu kuşatacak her türlü tehlikeye dikkat çekerek uyarmaktır. Doğal afetler, düşman saldırısı, salgın hastalıklar, faiz, içki, kumar, kul hakkı yemek, inkâr, şirk, nifak, zulüm, israf gibi yaygın günahlar sebebiyle maruz kalınacak belalar ve de cehennem azabı gibi cezalara muhatap olmaktan insanları uyarmak, peygamberlerin ve müminlerin temel görevlerindendir. İnsanları, helak olmaya ve azap görmeye götürecek şeylerden uyarmayı emreden Allah Teâlâ’dır. Bakara 119: “Doğrusu biz seni Hak (Kur’an) ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemliklerden sorumlu değilsin.” Peygamberimiz elçilik görevine, “Ey örtüye bürünen, kalk uyar” emri gereği “inzar” ile başlamış ve ilk olarak da yakınlarını uyarmıştır. İnsan, sorumlu bir varlık olarak yaratılmıştır. Bakara 30: “Hani Rabbin meleklere; bakın ben yeryüzünde benim hükümlerimi uygulayacak bir halife yaratacağım demişti de, melekler; biz seni övgüyle yücelterek takdis edip sana saygı gösterip dururken, orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın, dediler…” Halife; asilin adına iş görecek vekil manasındadır. Allah Teâlâ; yeryüzünü imar etsin, insanları Allah’ın bildirdiği hak ve adalet esaslarına göre yönetsin diye, Âdem ve neslini halife olarak yaratacağını bildirmiştir. Halifelik görevi bir yerde, hakkı hâkim kılma, yeryüzünü imar etme, toplumun yönetim dâhil bütün meseleleriyle ilgilenme, yoldan sapanı uyarma görevidir. “Biz siyaset ile ilgilenmiyoruz, bizim siyaset ile işimiz olmaz, bize siyaset haramdır” demek, Allah’ın insana yüklediği hilafet sorumluğunu reddetmek ve bu görevden kaçınmak anlamına gelir. Allah yolunda cihat emri, insanın hilafet görevinin gereğidir. Allah’ın razı olduğu yol, İslam’dır ve İslam bir şuur dini ve düzenidir. Maide 50: “Yoksa onlar, İslam öncesi cahiliye döneminin, hak hukuk tanımayan kanun ve hükümleri ile mi yönetilmek istiyorlar?  Şüphesiz doğru ve gerçek Kur’an bilgisini kabul ederek inanmış bir toplum için, Allah’tan daha güzel hüküm veren kim vardır?” Bu ayet, bizi din ve düzen olarak İslam’dan koparıp, Hıristiyan ve Yahudi Batı cehaletinin faizci kapitalist düzenine döndürüp yönetmek isteyenler için büyük bir uyarıdır. Bu kadroları ve arkasından gidenleri de uyarmak bir Müslümanlık görevidir.

UYARILACAKLAR

Uyarılması gerekenleri şöyle sıralamak mümkündür. 1-Tevhit inancını terk edip, inkârcılığa, şirke, çoklu ilah inanışına sapan Yahudiler, Hıristiyanlar, bütün gayr-i müslimler. 2-Kur’an ahlakı yerine, Batı ahlakını ikame etmek isteyenler. 3-Maneviyatçı eğitim yerine, materyalist eğitimi benimseyip yürütenler. 4-Kur’an, sünnet ve salim fıkıh bilgisi yerine, Hıristiyan ve Yahudi Batı’nın benimsediği Yunan bilgisini tercih edenler. 5-İslam Birliği yerine Avrupa Birliği’ni benimseyenler. 6-Adil Düzen yerine, faizci kapitalist düzeni yürütenler. 7-İslam’ın benimsediği doğru hak ve adalet ölçüleri yerine, Batı’nın kuvveti üstün tutan hak ve adalet anlayışını tercih edenler. 8-Müslüman topluluklar birliği yerine, ABD ve İsrail stratejik ortaklığına yönelmiş olanlar. 9-Üretim ekonomisi yerine, tüketim ekonomisini esas alanlar. 10-Helal kazancı terk edip, haram kazançlar ile beslenenler. 11-Adaletten ayrılıp, zulme sapanlar. 12-Hak ve hayır sözü terk edip, yalan ve şer söz söyleyenler. 13-Hakkı terk edip, batıla sapanlar uyarılmalıdırlar. Bu gün bu uyarıyı yapan harekete Milli Görüş deniyor. Milli Görüş demek, Saadet Partisi demektir. Saadet Partisi, temsil ettiği Milli Görüş davasının bir gereği olarak, hak söz söylüyor, toplumu yanlış ve tehlikeli akımlara karşı uyarıyor ve yolun doğrusunu telkin ve teklif ediyor.

GÜZEL SÖZ

Güzel söz; Kur’an’ın ve Kur’an’ı bize tebliğ eden Peygamberin sözüdür. Güzel söz, Allah ve Resulüne hakikaten inanmış şuurlu Müslüman âlimlerin, ediplerin sözüdür. Çünkü bunların sözü, sahibin sözüdür. İnsanları uyarmak güzel söz ile olmalıdır. Güzel söz, adaletli olan sözdür. “Söz söylediğiniz zaman, yakınlarınız dahi olsa adaletli olun, Allah’a verdiğiniz sözü tutun” fermanı Allah’ındır. Güzel hayat, güzel söz iledir. Hikmet, güzel söz ile hedefine ulaşır. “Ölçtüğünüz zaman tastamam ölçün ve doğru terazi ile tartın” fermanı, güzel bir sözdür. “Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler” ayeti, sözün en güzelini söylemeyi emreder. Güzel söz, insanları şeytanın ve adamlarının şerrinden korur. Güzel söz, güzel bir ameldir, güzel amel ise kazandırır. Bütün kötülükler, ancak güzel söz ile önlenebilir. Allah sözün en güzelini, birbiriyle uyumlu ve bıkılmadan tekraren okunan bir “kitap” olarak indirmiştir. Allah’tan korkanların, bu kitabın etkisinden tüyleri ürperir, kalpleri parlar. İnsanları Allah’a çağıran, din ve düzen olarak İslam’ı yaşayan ve ben Müslümanlardanım diyen kimsenin sözü, sözün en güzelidir. Sözün kötüsü ise yalan, küfür ve insanları batıla çağıran cahillerin sözüdür. Böyle bir sözün kimseye faydası olmaz. Biz sözümüzü insanları Allah’ın yoluna, adil bir düzene davet etmekle, onları tehlikelere karşı uyarmakla güzelleştirmiş oluruz. İyiliği emretmek, kötülükten alıkoymak, namazı ikame etmek, zekât vermek, adil bir düzen için mücadele etmek, sözümüzü güzelleştirecek olan şeylerdendir. Bütün bunlar, Allah ve Resulüne itaat ile gerçekleşebilir. Güzel bir hayat isteyenin güzellikleri teşvik etmesi, iyilik isteyenin iyiliği yaymak için çaba harcaması, zulme razı olmayanın zalimleri uyarması ve onlara tepki göstermesi, kısacası adil bir hayat isteyenin, toplumu Adil Düzen’e davet etmesi şarttır. Burada önemli olan, bu davet ve uyarıyı hikmet, güzel bir söz ve samimi bir mücadele ile yapmaktır. Haydin Saadet’e. Selam hidayete tabi olanlara…