Söz gümüşse sükût altın değil mi

İktidar ile cemaat arasında başlayan “dershane kavgası” kısa zamanda sona erecek gibi görünmüyor!

Çünkü taraflar özellikle de cemaat tarafı bir türlü bu hikmetli sözün gereğini yerine getirmiyor!

Yani susmayı bir türlü tercih etmiyor!

“İncinsen de incitme, üzülsen de üzme” gibi beylik laflar havada uçuşup duruyor ama iş “susmaya” gelince diller bir türlü tutulmuyor!

Taraflardan biri “şamar yediklerini” ileri sürünce öteki taraf hemen itiraz ediyor “Asıl şamar yiyen biziz” diye sesini yükseltiyor!

Yani kimse “altta kalmaya” razı olmuyor!

Kimse karşı taraftakine “hak vermeye” yanaşmıyor!

Hep “konuşarak” haklılıklarını ispat gayreti içindeler!

“Konuşmak” yerine “susmayı” bir becerebilseler!

Belki kısa bir süre susabilseler bile meseleler büyük ölçüde halledilecek!

Ama onlar bir türlü susamıyorlar!

“Altın” mesabesinde olan “sükût” yerine “gümüş” konumundaki “konuşma” tercih edilince de kavga bir türlü sonlandırılamıyor!

Yara kabuk tutmaya bırakılmıyor, sürekli kaşınıyor!

Sürekli kaşınan yara iyileşmiyor!

İktidar kanadı icraatını savunurken cemaatten gelen istekleri tümünün karşılandığını “Ne istemişler de yapılmamış” gibi sözlerle dile getiriyor!

Ve buna rağmen sürekli “şamar yediklerini” ifade ederek biraz naz, biraz da sitemde bulunuyor!

Cemaat kanadı ise ne nazı kaldırıyor ne sitemi!

“Asıl şamar yiyen biziz” demek suretiyle adeta iktidarı tekzip etmeye çabalıyorlar!

Evet, bu kavga kısa vadede sona erecek gibi görünmüyor!

Çünkü taraflar “dillerini tutma” yerine “ağızlarına gelen her şeyi” söylemekten kendilerini alamıyorlar!

Bu ne demektir

Bu demektir ki dershane kavgası giderek büyüyecek ve dallanıp budaklanacaktır!

Taraflar eteklerindeki tüm taşlarını dökerek “netice almaya” çalışacak gibi görünüyor!

Hırs gözleri bir kez bürümeye görsün! Birbirlerinin “sırtını” yere yapıştırmadan rahat etmeyecek gibiler!