98 yaşında ölen Barbara Cartland, 723 kitap yazmış. Kitaplarının birçoğu 36 dile çevrilmiş. Bir milyarın üzerinde satış yapmış ve 1983 yılında Guines rekorlar kitabına girmiş.

Filan zengin bu sene şu kadar milyar dolar kazanmış, dünyanın en güzel yerlerinden filan yerlerde villaları varmış türünden haberleri duyduğumda rakamların fazlalığı beni hayrete düşürür ama “Ben de böyle bir şey yapabilseydim” diye içimde herhangi bir kıpırtı olmaz.

Bu yaşıma geldim bana Barbara Cartland’dan güzel bir söz nakleden olmadı.

Hani Baki:

“Avazeyi âleme  Davud gibi sal

Baki kalan bu kubbede hoş bir sadâ imiş” 

Baki’nin bu mısraını bilmeyenimiz çok az. Demek ki çok yazmak, çok söylemek önemli değilmiş. Önemli olan faydalı, güzel, anlaşılır, ikna edici, ufuk açıcı ve kalıcı söz söyleyebilmektir.

Koca Ragıp Paşa:

“Eğer maksut eserse mısra-i berceste kâfidir

Acep hayretteyim ben seddi İskender hususunda”.

Yani: “Eğer gaye, hedef, bir eser meydana getirmekse mısra-ı berceste / güzel bir mısra bile yeterli. Çünkü İskender’in  yaptığı o ünlü seddin yerinde yeller eser” diyor.

Sevgili peygamberimizin:

“Sizden biri, kendisi için arzu ettiğini, kardeşi için de arzu etmedikçe (gerçekten) iman etmiş olmaz” buyurmuş (Buhari, Sahih, İman, Müslim, İman, Ahmet, Müsned, 3/176, 272, 278).

Bu hadisi gücünde, güzel, faydalı ve on dört asrı aşarak gelebilen bir  söz söylemek dünyalara değer. 

Şairin birine evin  ve evin içindeki eşyaların hepsi yandı denildiğinde: “Keşke beyitim (şiirim) yanacağına yalnız beytim (evim) yansaydı” demiş. 

Denizler  kadar geniş ruh dünyamızdan akan  söz ırmağının kaynağı  Rahman’ın rahmet damlalarıyla  beslenirse o sözler,  gönüllerden gönüllere  kelime şebekeleriyle sürekli akar.

Eğer söz ırmağına  şeytani vesvese karışacak olursa,  zehir karışan ırmağın, balıkları  ve diğer canlıları öldürdüğü gibi  kirli söz kanalizasyonları da  insanlığımızı öldürür ve  hayvanlığın alt derekelerine düşürür.

Sözlerimizin özü gül yağı gibi olsun ama kelimelerimiz de  gül yaprağı gibi güzel olsun.

Ülkeler arasındaki  tel örgüler, mayın tarlaları,  Çin Seddi gibi duvarlar  gül kokusunun sınırı aşmasına engel olamadığı gibi  sözler de sınır tanımazlar.

Veba mikrobu taşıyan rüzgârlar gibi  inkâr, isyan,  fuhuş, terör taşıyan sözlerden  uzak durmalı ve onlara  karşı Allah’ın kelamı ve Resulünün  hadisleriyle aşılanmalı.

Ciğerparemiz olan çocuklarımıza sahip çıktığımız gibi bizim kimliğimiz olan sözlerimize de sahip çıkalım. 

Zor zamanlarda sözüne sahip olmayanlar, çocuğunu cami önüne bırakıverenler gibi olurlar.

Hatta her şey az, öz ve güzel olsun.