Yeni yüzyıl medya ve iletişim dönemi. Bu, büyük bir güce dönüşmüş bulunuyor. Bu büyük güç kontrol altına alınabilecek gibi de görünmüyor. Her geçen gün yeni bir açılım, yeni bir gelişim gösteriyor. Onun hızına yetişmek oldukça güç.
Sosyal medya kitleleri yönlendirmede oldukça etkin. Bir fısıltının büyük bir fırtınaya ve alaboraya dönmesi işten bile değil. Bunun en çarpıcı örneğini Arap-Amerikan Baharı nda gördük. Milyonlarca insan meydanlara döküldü, iktidarlar değişti, yer yerinden oynadı. Batı kuklası krallar gitti yerine yenileri geldi. Demokrasi ve özgürlük gelecek diye büyük bir coşku yaşandı. Bırakın demokrasiyi, özgürlükleri daha bir karabasana dönüşen bir süreç yaşandı. Mısır da demokrasi yerine yeniden darbeler ve jakoben askeri yönetimler geldi. Binlerce insan öldü, ölmeye devam ediyor. Faşizm bütün gücüyle ortada. Suriye tam bir kan gölü. Kimin ne yaptığı ettiği belli değil. Savaş hayatın bütün alanlarında.
Bölgede demokrasi, laiklik ve cumhuriyet yönetiminin modeli ve öncüsü olan Türkiye tam bir karmaşa içinde. Gerilim tırmandıkça tırmanıyor. Geçmiş zamanda laik anti laik gerilimi üzerine kurgulu iken şimdi artık mezhep, cemaat, tarikat ve muhafazakâr cephe arasında ve alabildiğine yoğun. Büyük bir tehlike baş gösteriyor. Tabii bu gerilimin asıl boyutu sosyal medya üzerinde giderek tırmanıyor. Sözü buradan sosyal medyaya getirmeyi uygun buluyoruz. Şöyle ki: Sosyal medya denilen alanda bilen bilmeyen, gören görmeyen, duyan duymayan hemen herkesin yorum yaptığı, yazdığı ortaya döküldüğü bir alan. Sosyal medya üzerinden yayılan bilgilerin sağlıklı olup olmadığı üzerinde hemen hiç durulmaz. Biri bir şey ortaya atmışsa bu binlerce kişi tarafından paylaşılıyor ve yayılıyor. İftira, dedikodu, yalan haber, karalama türünden akla ne geliyorsa bu alanda yer alıyor. Töhmet altında bırakılan bir insanın, bir kurumun, bir topluluğun, mensubiyeti bulunulan bir çevrenin bu durum karşısında kendini savunabilme olanağı kesinlikle yok. Olmadığı gibi bir zift gibi, bir necis gibi söz konusu olanların üzerine yapışıyor.
Müslümanlar için çok önemli olan göstergeler uçup gidiyor. Kul hakkıymış, vebalmiş, günahmış, dedikoduymuş, gıybetmiş gırla gidiyor. Gıybetin insan eti yemek kadar ağır olduğu, iftiranın, iftira atılan konu kadar ağır bir vebal altında kalındığı düşünülemeden yapılıyor. Kul hakkı ki bu konu Müslümanlar için çok ağır yaptırımlar gerektiriyor. Birçok günah Cenab-ı Hak tarafından bağışlanırken, iftira ve kul hakkı, töhmet altında bırakılanlar bağışlamadıkça bağışlanmaz. Böyle olmasına karşın şu son zamanlarda yaşanan gerilimde ortaya atılanlara insanın inanası gelmiyor. Artık sınırlar aşılmış, başını almış gidiyor.
Bir topluluk bir diğerini karalarken sınır tanımıyor. Bunu medyanın önde gelenleri de yapıyor ne yazık ki. Sonuçlarının nereye varılacağı kestirilemiyor.
Müslüman olma bilinç ve duyarlığı tam da bu zamanda önemli ve öne çıkması gerekiyor. Aklı başında, soğukkanlı, sabırlı, sezgili insanların elbette çırpınışları var ve bulunuyor. Ama bu medya kirliliğinde hakikatleri anlatmaları o kadar da zor görünüyor ki.
İnsanları bu denli zıvanadan çıkaran şey ne Hırs mı, dünya çıkarı mı, bilgi ve bilinçsizlik mi Evet hemen hepsinin payı var bunda. Tabii asıl sorumluluk toplumun önünde yer alanlarda. İster bunlara parti başkanı deyin, ister cemaat önderi deyin, ister kalem sahibi köşe yazarı deyin ne derseniz deyin asıl sorumluluk onlarda. Onlar, davranışlarına, sözlerine, hırslarına dikkat etmezler sorumsuz ve sınırsız giderlerse peşlerinde gidenlerin halini siz bir düşünün. Vay onların haline. İşte onlar da sosyal medya üzerinden tam bir kara çalma mücadelesindedirler. Öyle şeyler ortaya atılıyor ki akıl alır gibi değil.
Müslümanların bu konuda aklını başına almaları, taraf olmamaları, kirlilikten uzak durmaları gerekir. Çünkü bu kirli ortamda taraf olmak gerilime ve kardeşlik hukukunu ihmale kadar götürür. Sabır sabır sabır diliyorum.
ALİ HAYDAR HAKSAL