Ekonomik vaziyetin vahameti, yanlış ekonomi politikalarında ısrarın ibretlik bir yoksullaşma hikayesine dönüştüğü ve çok kısa sürede çok hızlı bir yoksullaşmayı yaşayan halkın “enflasyonla mücadele”nin tüm yükünü sırtlanmak zorunda bırakılması neredeyse hiç konuşulmuyor, gündeme gelmiyor ve getirilmiyor. Geçinebilmek, ay sonunu getirebilmek için tam manasıyla bankaların kucağına itilen, krediler ve kredi kartları olmasa en temel ihtiyaçların dahi her geçen gün eriyen reel geliriyle karşılayamayacak duruma gelen, emekli maaşı ancak kirayı karşılayabilen milyonlarca insanın durumu bir türlü hak ettiği değeri görmüyor. Konuşulmaya değer bir konu başlığı olarak değerlendirilmiyor demek.

Siyasi iktidara bakılırsa enflasyonun beli veya boynu kırılmış, işin en zoru geride kalmış, nurlu ufukların yakında olduğu havası hakim.. Enflasyonun düşmesi sanki fiyatların düşmesi gibi düşünülüyor herhalde, hayat pahalılığının artmaya devam ettiği her nedense söz konusu edilmiyor. Enflasyonun düşmesi istatistiki bir illüzyon şu anda, fiyatların artış hızı biraz yavaşlıyor, o kadar. Hayat pahalılığı sanki enflasyon kaynaklı değil de 3-5 tane fahiş fiyatçı, bir kısım fırsatçının işiymiş gibi bir algı alttan alta pompalanmakta. Halbuki eldeki denetim ve ceza mekanizmaları ile bu tiplerle mücadele etmek çok kolay. Asıl zor olan enflasyon beklentilerini kırabilmek, ki vatandaş nezdinde bunun emareleri görülmüyor henüz.

Aslına bakılırsa, geçen Perşembe günü faizi 2,5 puan indirerek yüzde 42,5’e çeken Merkez Bankası’nın da enflasyon beklentisi tam anlamıyla kırılabilmiş değil. Onlar da beklentilerin ve fiyatlama davranışlarının enflasyon açısından risk olduğunu belirtiyorlar. Durum böyleyken enflasyonun belinin veya boynunun kırıldığı sonucuna nasıl varılabiliyor? “En zorun geride kaldığı” çıkarımı nasıl yapılabiliyor? Çok büyük bir ihtimalle bu seneyi de Temmuz’da ara zam almadan tamamlamaya çalışacak olan vatandaş için enflasyon ve hayat pahalılığı konusunda “tünelin ucunda gözüken bir ışık”tan bahsetmek mümkün değil.

Gerçi ücretlere zam yapılacak olsa bile “kerameti kendinden menkul” ve tabiri caizse “sokağın enflasyonunu yansıtmayan” birtakım rakamlara göre bir artış gündeme gelecekti. Birçok kimse “hiç yokta iyidir” diye düşünüyor muhakkak, ancak reel enflasyonun yanından bile geçmeyen bir ücret zammı da en fazla bir iki ay götürecektir insanları.

TÜİK geçen ay yıllık enflasyonu yüzde 39 hesaplarken, TÜİK’in veri sepetini kullanarak hesap yaptığını söyleyen ENAG aynı rakamı yüzde 79 olarak hesapladı. Kimin açıkladığı rakam doğru, nasıl bileceğiz? İstatistiki doğruluğu işin uzmanları sorgulayacaktır, ancak çarşı, pazar, market fiyatlarıyla haşır neşir olanlar ve ay sonunu getirmeye uğraşanlar için yüzde 39 rakamı da fazlasıyla “iyimser” kaçacaktır.

Ramazan ayında olsun evine biraz et alabilmek için ucuza satan yerlerin önüne sabahın köründen itibaren kuyruğa giren emekli veya vatandaş görüntüleri artık o kadar sıradan hale geldi ki, çoğu yerde haber bile olmuyor. Bilhassa görmezden gelenleri bir yana bırakalım tabi, onların niyetinin halisliği tartışmalı halihazırda. Ancak öyle veya böyle, başlı başına bir ibret numunesi olan “ucuz et kuyruğunun” bile kanıksandığı bir ortamdan sağlıklı bir sonuç çıkabilir mi?

İnsanlar, neredeyse ucuza satılan her şey için kuyruklara girmek zorunda kalıp da kendisine “ben neden gidip de istediğim gibi alamıyorum da kuyruğa girmek zorundayım?” diye sormadıkça, bu kuyruklar artar ve uzar gider. Kendi meselesine yabancılaşan yığınlar, “enflasyonun belinin kırılıp” “en zor kısmın geride kaldığına” inanır, bankalara borçlanmadan ay sonunu getiremediğini, kira ödemek için kredi çektiğini, kredi kartı borcu için diğer kredi kartını kullandığını vs vs unutur.

Emekli olduğu halde çalışmak zorunda kalanlar, “neden ben çalışmak zorundayım”, “neden ben ucuz et kuyruğundayım”, “neden benim aylığım asgari ücretten bile düşük”, “neden benim aylığım kiraya bile yetmiyor” vs vs diye sormadıkça ve vaziyetini sorgulamadıkça da bayram ikramiyesinin 4 bin lira mı, yoksa 5 bin lira mı olacağını tartıştırırlar, gerçek meseleleri konuşturmazlar bile.