Ülkemizde demokrasinin önündeki en önemli engel kendilerini Cumhuriyeti kuran parti olarar tarif edenlerin olduğunu söylemek sanıyorum abartılı bir değerlendirme olmaz. CHP yönetimi ve özellikle de Genel Başkan Baykalın yaptığı açıklamalara bakıldığında insan yukarıda ifadeye çalıştığımız kanaate sürükleniyor.
Halkın oyları ile iktidar olamayan CHPnin iktidar olabilmek için siyaset dışı güçlerle işbirliğine kalkıştığı toplumun meçhulü değildir. Şu günlerde CHPyi çileden çıkartan ve demokrasi dışı yollara tevessül ve söylemlere itekleyen konu ise Cumhurbaşkanı seçiminin yaklaşmakta oluşudur.
CHPGenel Başkanı Baykal bazen kimlerin Cumhurbaşkanı olamayacağını sıralıyor, bazen de Çankayayı son mevzi olarak nitelendiriyor ve bu son mevziyi savunmak(!) için gerekirse sine-i millete dönebileceklerini söylüyor. Bir siyasi partinin gerekirse sine-i millete dönmesi sistem dışı bir hareket değildir. Ancak, siyasete siyaset dışı güçlerin müdahalesine zemin hazırlamak ve bunun da bilerek ve isteyerek yapılması sanıyorum demokrasi anlayışı ile bağdaşmaz. CHPnin demokrasi anlayışına uygun olsa da demokrasinin genel tarifi ve anlaşılmasına aykırı düşer.
Baykalın dünkü bir gazetede yer alan şu sözleri demokrasi anlayışları ve toplumun CHPyi niçin iktidar yapmıyor oluşunun sanıyorum açık delilidir:
"Harem selamlığı demokratik bulduğunu söylemeyen bir cumhurbaşkanı adayı ile karşı karşıyayız. Gerekirse sine-i millete döneceğiz. Son çare olursa elbette döneceğiz. Son mevzi olan Çankayayı da almak istiyorlar."
Şu kısa paragraf içinde öylesine çelişkiler ve milletin değerlerine ters düşüş var ki insan şaşırıp kalıyor. Daha ilk cümlede "Harem selamlığı demokratik bulduğunu söyleyen" bir kişinin cumhurbaşkanlığına aday oluşunu ülkenin sanki düşman eline geçmesi gibi nitelendiriyor.
Ne demek harem selamlık
Bir toplantı ya da ev ziyaretinde kadın ve erkeklerin ayrı ayrı oturmasıdır. Bunun demokrasi ile çelişir neresi vardır İnsanlar ayrı ayrı oturduklarında daha rahat edeceklerini düşünüyorlarsa öyle otururlar. Kadın ve erkeklerin ayrı ayrı oturması bazı yerlerde örfe dayanır bazı yerlerde ise insanlar inançları gereği ayrı oturmayı tercih ederler. Dolayısıyla olayın demokrasi ile bir ilgisi yoktur. Böyle bir yaklaşımı kavga konusu haline getirmek topluma karşı savaş açmak anlamına gelir. Bize göre Baykal, bir toplantıda kadın ve erkeklerin ayrı ayrı oturmasını birinin demokratik bulmasını dünyanın sonu gibi takdim etmekle bu sözü söyleyene değil, toplumun önemli bir kesimine karşı savaş açmış demektir.
Bu kafayla da CHPya da aynı kafaya sahip bir başka partinin halkın oyları ile tek başına iktidar olması mümkün değildir. Bu iktidar olamayış ise onları daha hırçınlaştırmakta, milleti hep güdülmeye ve istenen kalıba sokulmaya muhtaç bir topluluk olarak algılamalarına yolaçmaktadır. Demokrasi eğer millet iradesinin yönetime aynen yansıması ve alınacak kararlarda milletin isteğinin hakim olması ise Çankayayı son mevzi gibi algılayıp buranın korunması için herşeyin yapılacağı gibi laflar etmek çok tehlikelidir. Kaldı ki, son mevzi denen yeri kimden ve kime karşı koruyorsunuz Bu ülkede savaş var da karşılıklı oluşturulmuş mevzilerde sipere yatmış insanlar ellerindeki mevzileri koruma kavgası mı vermektedirler
Sıkça söylediğim bir sözü bu vesileyle bir kez daha tekrarlamak istiyorum. Sanıyorum bu ülkenin öncelikli konusu kurtarıcılardan kurtulmaktır. Çünkü, kendilerini kurtarıcı gibi görenler sıkıntılarımızın esas kaynağını oluşturmaktadırlar.