Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Siyonist İsrail’i ve Filistin meselesini doğru okuyabilmek için şu gerçeği bilmek gerekir. Hak-Batıl mücadelesi devam ediyor. Batıl; nefsine esir olup şeytana uyarak bütün insanlığı hükümleri altına alıp onları sömürmek ve köle olarak kullanmak için çalışıyor. İslami genel bir kaidede; “küfür tek bir millettir” denilmektedir. Yani yeryüzünde nefsine esir olup Hak ve Adalet için değil, kendi sömürü ve tahakkümleri için çalışanlar dağınık değildirler. Organize bir güçtürler. Birbirleriyle irtibatlı bütün tek bir millet gibidirler. Günümüzde küfür milletini Siyonizm kontrol ediyor ve yönetiyor. Bu küfür milletini tanımadan, dünya olaylarını ve Filistin meselesini doğru okumak mümkün olmaz.
KİMDİR BUNLAR?
Allah Teâlâ, Hz. Âdem’den itibaren Hak Peygamberlerini gönderdi ve bütün kullarına dünya ve ahiret saadetinin yolunu gösterdi. Bu bakımdan peygamberlerin hepsi, İslam’ı din ve düzen olarak telkin ve teklif etmişlerdir. Bilinen tarihi gerçek şudur ki; Kur’an’dan önce gönderilen ilahi kitaplar, muhtelif kimseler tarafından muhtelif zamanlarda tahrif edildiler. Kur’an ise bir noktası dahi değişmeden muhafaza olunmuştur. Bugün Hz. Musa’ya gönderilen hak kitap Tevrat`ın, Hz. Davud’a gönderilen Hak Kitap Zebur’un, Hz. İsa’ya gönderilen Hak Kitap İncil’in aslını bulmak mümkün değildir. Tevrat; bütün dünya Yahudilerinin emirlerine sıkı sıkıya bağlı oldukları din kitabıdır. Tevrat, asırlardır Yahudilerin hayatlarını, dünyaya bakış açılarını, diğer insanlara karşı düşünce ve tavırlarını düzenlemiştir. Yahudiler, Tevrat’ın tamamen vahye dayalı ve ilahi bir kitap olduğunu iddia ederler ama elimizdeki Tevrat, gerçekten Allah tarafından indirilmiş orijinal Tevrat değildir. Bu yüzden Tevrat; yüzlerce yıl boyunca değişik kişiler tarafından yazılmış ve ilahi niteliğini yitirmiş bir kitaptır. Bu kitaba göre Yahudiler, Allah’ın oğulları, mukaddes bir kavim, bütün kavimlerden üstün bir ırk olarak tanımlanmıştır. Tevrat, Tesniye Bölümü, 7/16: “Ve Allah’ın Rabbin sana teslim edeceği bütün kavimleri bitireceksin, gözün onlara acımayacak” inanışı gereği Siyonist Yahudiler, dışındaki kavimleri bitirmeyi kendileri için bir görev saymışlardır. Yahudi geleneklerinin ve ideolojisinin temel kitabı olan Kabbala, Yahudilerin asıl itibar ettiği kitaptır. Bu inanca göre; Yahudiler Allah’ın seçtiği ve üstün kıldığı bir kavimdir ve yeryüzü onlara aittir. Fakat Goyimler; yani Yahudi olmayan, insan görünümlü hayvanlar, dünyayı haksız olarak ele geçirmişlerdir. Bu inanç; Yahudilerin, tarih boyunca diğer milletlere kin ve düşmanlık beslemelerine yol açmıştır. Siyonist Yahudiler için, dünya hâkimiyeti bir idealdir ve buna ulaşmak için dünyayı Goyimlerin işgalinden kurtarmak, kutsal bir görevdir. Günümüz dünyası, bu batıl inancın zulmü altındadır. Filistin konusu da, bu batıl ve sapkın inancın ürettiği bir krizdir.
VADEDİLMİŞ TOPRAKLAR
Hahamlar Tevrat’a üstün ırk inancını eklerken, bu ırkın yaşayacağı toprakların sınırlarını çizmeyi de unutmamışlardır. Muharref Tevrat’a göre Allah, Yahudilere Kenan diyarını vadetmiştir. Yahudi dünya hâkimiyeti gerçekleşmeden önce, bu topraklarda sadece Yahudilerin yaşadığı bir devlet kurulacaktır. Bu devlet büyük dünya krallığının merkezi ve idare yeri olacaktır. Bu dünyada krallığı, bu krallığın merkezi olacak olan “vadedilmiş topraklar” bunların nasıl ele geçirileceği Tevrat’ta ayrıntılarıyla anlatılmıştır. Muharref Tevrat’a göre; Nil ile Fırat arası topraklar, “vadedilmiş topraklar” olarak, Allah tarafından Yahudilere tahsis edilmiştir. Üstün ırk, vadedilmiş topraklar, bu topraklar üzerinde kurulacağına inanılan Büyük İsrail gibi inançları, Yahudilerin pazarlık konusu yapmayacakları gibi, bundan taviz verecek bir anlaşmanın parçası da olmazlar. Yahudiler; asırlardır, Mesih’in gelip kutsal toprakları tamamen ele geçireceğine ve Yahudi’nin dünya hâkimiyetini sağlayacağına inanmaktadırlar. Siyonist İsrail’in Filistin meselesine ve diğer halklara yaklaşımını bu inançlar belirler. Onun için taş üstünde taş, baş üstünde baş bırakmak istemiyorlar. Yahudilerin diğer milletlere, özellikle Müslümanlara duyduğu kin ve nefret, tedavisi mümkün olmayan derin bir hastalıktır. Kin ve nefrete dayalı bu sapık ideoloji, tarih boyunca, Yahudilerin, sayısız katliam ve vahşet eylemi yapmalarına sebep olmuştur. Bugün Siyonist İsrail rejimi, bu inanç gereği, Filistin’de katliam ve vahşet eylemi yapıyor. Maide 82: “İnsanların içinde iman edenlere düşmanlıkta en katı olanların Yahudilerle müşrikler olduğunu görürsün…” Onların anlayacağı dil, Erbakan Hocamızın da ifade ettiği gibi güçtür. Onlar güçten anlar. HAMAS, Siyonist İsrail’in anladığı güç dilini kullanıyor ve Allah’ın has kulları olarak, bu ifsatçılara hakkın tokadını atmaya çalışıyor.
KUVVET VE KUDRET SAHİBİ ALLAH’TIR
Zulüm ebedi olamaz. Biz Müslümanlar, Kur’an’ı okur, doğru fıkıh edersek, bu zillet halinden kurtuluşun “iman ve cihatta” olduğunu görür, kardeşlik hukukuna riayet ederek tek bir ümmet olmanın derdini taşırız. Müslüman’ın gücü, Allah’ın gücüdür. Allah da, kendi yolunda cihat edene yardım eder. Kur’an’da Rabbimiz İbrahim Sûresi 46. ayette şöyle buyuruyor: “Gerçekten onlar hileli düzenlerini kurdular. Oysa onların düzenleri, dağları yerlerinden oynatacak olsa da, bu da Allah’ın elindedir ve onlar için hazırladığı bir karşılık vardır.” Dağ hem ağırlığın simgesi hem de katılığın işaretidir. Hareket ettirip yerinden oynatmak ifadesi ise imkânsızlığı dile getirmektedir. Ama böyle de olsa onların hilesi ve oyunu Allah’a meçhul değildir. Allah’ın kudretinin uzanamayacağı kadar uzak ve gizli değildir. Şu halde bu tuzakların ve bu oyunların hiçbir tesiri yoktur. Allah’ın peygamberlere ve müminlere vadettiği zafer ve yardımı da engelleyecek değildir. Allah, zalimi başıboş bırakmaz. İnanalım ki yakın bir gelecekte İsrail diye bir mesele kalmayacak ve Müslümanlar yeniden bölgeye hâkim olacaktır. Saadet gelecek, zulüm bitecek. Selam hidayete tabi olanlara…