Mudanya Mütarekesi gereği, Trakya topraklarının teslimi yapılırken Türkiye’yi temsil edecek kişi olarak Refet Paşa; İstanbul komutanı olarak da Millî Müdafaa Umumi Kâtibi Selahattin Adil Paşa görevlendirilmiştir. Refet Paşa TBMM’nin temsilcisi olarak, 19 Ekim’de TBMM Muhafız Grubu’ndan 100 kişilik jandarma kuvveti ile “Gülnihal Vapuru” ile Mudanya’dan ayrılıp halkın büyük coşkusuyla İstanbul’a girmiştir. Bilahare, “İstanbul Komutanı” sıfatıyla Selahattin Adil Paşa, 81. Alay ile İstanbul’a gelmiştir. Refet Paşa ve Selahattin Adil Paşa komutasında görevli Türk Askeri Birliği İstanbul’a girmesine rağmen işgal resmi olarak kaldırılamamıştır. Özellikle Doğu Trakya’nın kurşun atılmadan Yunan işgalinden kurtarılması, Türklerin yeniden Avrupa’ya dönüşünü gerçekleştirmiştir.

24 Temmuz 1923’te İsviçre’nin Lozan şehrinde Lozan Barış Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşmanın Türkiye tarafından onaylandığı İtilaf devletlerine bildirildikten sonra 42 gün içerisinde İstanbul ve Boğazlardan çekilmiş ve Türk topraklarını boşaltmış olacaklardır. Ancak gitmemek için çok uğraşmışlarsa da başta Fransızlar olmak üzere işgalciler, 23 Ağustos 1923’ten itibaren de İtilaf kuvvetleri İstanbul’dan ayrılmaya başlamıştır. 19 Eylül’de İstanbul Komutanı Selahattin Adil Paşa tarafından Beykoz Parkı’nda veda partisi verilmiştir. 2 Ekim’de 1923’te Türk, İngiliz, Fransız ve İtalyan birliklerinin hazır olduğu Dolmabahçe Sarayı önünde düzenlenen bir törenle İtilaf birlikleri kumandanları ile birlikte Türk Alay Sancağı’nı selamlayarak İstanbul’u terk etmişlerdir.

5 Ekim 1923’te şehrin Anadolu yakasına gelen Türk ordusu, 3,5 yıllık Milli Mücadele’den sonra 6 Ekim 1923’te Şükrü Naili Paşa komutasındaki 3. Kolordu ile, coşkun bir bayram havası içinde, sevinç gözyaşları arasında ve çiçek yağmuru altında İstanbul’a girmiştir. 4 yıl 10 ay 23 gün süren işgal sona ermiş ve şehir, 470 yıl sonra yeniden ele geçirilmiştir.

İstanbul’un kurtuluşunun 100. yılında asla unutmamak gerekir ki “unutulan işgal tekrarlanır”. Batı’nın İstanbul travması asla geçmedi. Bu nedenledir ki siyasi, bilimsel, sportif her alanda bu rüyalarını açıkça dile getirmektedirler. Ayasofya’nın tepesine koyacakları çanı her ortamda anlatmaktadırlar. Onlara yine geçmişteki gibi, bunun rüyasını bile göstermeyeceğimiz bir büyük güce ulaşmamız temennisi ile İstanbul’umuzun 100. kurtuluş yılını tebrik ederim.