Sivil toplum kuruluşları, ülkemiz için önemi ve değeri
tartışılamaz. Pek çokları büyük kamu hizmetleri yapmaktadırlar. Hem yurt içinde
hem de yurt dışında faaliyetleri olan STK larımız var. Var olmasına var! Var olanlar gerçekten ne kadar sivil
oldukları tartışılır. Daha önce bir yazımda siyasallaşan esnaf odalarından
bahsetmiştim. Bugün gelinen noktaya baktığımızda; vakıf ve derneklerin de sivil
olmaktan çıkıp, siyasilere hizmet eder hale geldikleri görülmektedir. Tarafsız
olması gereken ve sadece toplum yararına çalışması gereken STK ların; aşırı bir
şekilde siyasallaştığı net bir şekilde görülmektedir. İleri demokrasilerde
STK lar beşinci güç olarak kabul edilmektedir. STK lar alanında öyle bir
kirlilik var ki, pek çoğu iktidardan rant elde etmek için kurulduğu
anlaşılmaktadır. STK ların bir siyasi görüşün yandaşı olması kabul edilemez.
Çünkü siyasallaşan STK ların yöneticileri temsil ettikleri kurumun değişik
siyasi görüşlere sahip üyelerinin güvenini yitirir ve onların tepkisini
göğüslemek zorunda kalırlar. Daha da önemlisi yandaş olan bir STK; halk adına
siyasi iradelerin karşısına, bir sivil toplum dinamiği olarak çıkma şansını
kaybederler. Zaten bu anlayışın gelişmiş demokrasilerde de yeri yoktur.
SİYASAL ARAÇ HALİNE GELEN STK LAR
STK lar hem hükümetin hem de belediyelerin yönetimlerinin
icraatlarını kolaylaştıran, finansal imkânlarını genişleten ve ihtiyaç duyulan
yeni bir siyasal araç haline geldi. Ancak bu gelişme iddia edildiği gibi, halk
tarafında demokratik bir açılıma yol açmadı. Tam aksine, bu katılım modeli
çıkarı olmayan grupların kamu kararlarından dışlanması, marjinalleşmesi ile
sonuçlandı. Çıkarı olmayan sadece sivil topluma hizmet gayesi olan STK lar siyasi
erk tarafından bizden değilsen, ötekindensin anlayışıyla dışlanmıştır. Bu
durumda hakkaniyetle çalışan derneklerin sayısınız azalmasına neden oldu.
STK lar kamu hizmetine talip olan kurumlar olmak
durumundadır. Öyle STK lar var ki; devasa bütçeye sahiptir. Bu kuruluşlar
onlarca eleman çalıştırmaktadır ve birçoğu siyasallaşmış durumdadır. Türkiye de
bulunan sivil toplum kuruluşları gerçek anlamda kuruluş özelliklerini
sergileyebilselerdi, ülkemizde terör örgütlerinin barınması mümkün olmazdı.
Amerika nın Irak a yaptığı operasyon yine kendi halkının baskısıyla, yani Sivil
inisiyatifi ve Sivil Toplum kuruluşlarının bir araya gelerek yaptığı eylemlerle
durdurulmuştu. Neden Çünkü halkının asker olarak Irak ta ölmesine karşı
çıkmışlardı. Kendi insanlarının ölümüne göz yummamışlardır. STK lar kuruluş
maçlarına insanı odak haline getirirseler hem başarılı olurlar hem de güzel
hizmetlere imza atarlar. Almanya da dini, sosyal, kültürel ve sportif
faaliyetleri gerçekleştirmek için kurulan ve bünyesinde 896 dernek barındıran
alanında en büyük sivil toplum kuruluşu; bünyesindeki derneklere 1 Kasım
seçimlerinde AKP ye katkılarından dolayı teşekkür belgesiyle ödüllendirdiğini
biliyoruz. Cami önünden seçim otobüsleri kaldırılması, cami panolarına AKP ve
Ahmet Davutoğlu posterlerinin asılması bu sivil hareketi siyasallaştırmıştır.
Siyaset yapmak isteyen başında olduğu kurumdan istifa etmeli, siyasi parti
bünyesinde siyasetini yapmalıdır. Hiç kimse başında bulunduğu kurumu siyasi
erkin emrine veremez.