Müslümanların kafaları iyice karışık. Ne yaptıklarının ve

ettiklerinin farkında değildirler. Ağızlarından çıkan sözleri ya kulakları

duymuyor, ya da gerçekten ciddi bir zihni çarpılma içindedirler.

Yüzyıllardır üzerimize bir karabasan gibi abanan haçlı

zihniyeti ve ruhu giderek sevimlileşmiş durumda. Bunu yapan da Müslümanların

kendileri. Duyduklarımız ve gördüklerimiz bizi şaşırtmıyor. Bir süredir

Müslümanların kendilerine bakışta bile bir sorun var.

Bir anda bir kitle, kesim, ülke veya çevre düşman olarak

görülebiliyor ya da dost seçilebiliyor. Müslümanlar kendilerine bilinçaltında

öyle bir sürükleniş içindedirler ki asıl hedeflerini şaşırmış bulunuyorlar. Bir

Beşar Esad zalimi yüzünden ciddi bir ayrışma ve derin uçuruma yönelme

sürecindedirler.

Yarım yüzyıldan fazladır Müslümanlara kan kusturan İsrail

ve onun arkasında bulunan emperyalizm dost ve sığınak olarak kabulleniliyor.

Suriye ile birlikte Şia-Sünni gerilimi doruğa

eriştirilmiş durumda. Tarihin hiçbir döneminde bu kadar büyük bir farklılık

veya ayrılık olmuş değildi. Siyonist İsrail e karşı büyük bir direniş gösteren,

onları gerileten, püskürten ve dünya kamuoyunda zor durumda bırakan Hizbullah

bu coğrafyada kahraman olarak kabullenilmişti. Övgüler yere göğe sığmıyordu.

Müslüman coğrafyada Müslümanları birbirine düşüren süreçte, bu kritik ve

duyarlı bölgede en güçlü direniş olan Hizbullah dolaylı bir biçimde

çökertiliyor. İsrail i soluk aldırılıyor.

Türkiye nin önde gelenleri, bakanları, siyasa adamları

dikkatlerini tehlike olan Siyonizm ve emperyalizm üzerinden çekiyor,

Müslümanları şeytan olarak niteliyor. O Müslümanlar ki büyük bir direniş

sahibidirler. Onlar ki Allah ın Sevgilisi ve Elçisi nin sakal sünnetini en iyi

yaşayanlar oldukları, namaz ehli oldukları halde, onları ta n ederler, şeytan

diye nitelerler. Görünümleriyle, kılık kıyafetleriyle, matruş yüzlü, sakalsız

ve bıyıksız hâlleriyle modern giyinişleriyle Hizbullahçıları din dışı diye

gösterebiliyorlar. İleri geri konuşuyorlar. Abede nin suyunu içmiş, ruhunu

özümsemiş olanlar Müslümanları şeytan olarak niteleyebiliyorlar. Müslümanları,

bir zamanlar Ariel Sharon un vampir gibi karikatürize edip dişlerinden kan

sızar haliyle resmedenler bugün Müslümanları aynı şekilde değerlendiriyorlar.

Onların ardılları da sanal dünyada büyük bir kampanya başlatmışlardır.

Müslüman topluluklara demokrasi getireceklerini

söyleyenler ve getirdiklerini iddia edenler sadece Irak ta savaş sonrası hemen

her gün onlarca insanın ölümünü, camilerin bombalanmasını, Müslümanların

birbiriyle düşmanlıklarının derinleştirildiklerinin farkında değildirler.

Bundan otuz sene öncesine kadar Müslüman Türkler ile Müslüman Kürtler arasında

hiçbir husumet, kavga, çekişme yokken birden nasıl birbirilerine hasım hâle

getirildiklerini, on yıllarca on binlerce genç insanın toprağa gömüldüklerini

bile görmüyorlar.

Beşar Esad ın İsrail e tek kurşun sıkmadığını ileri

sürenler İsrail e karşı ne yaptıklarını söyleyebilirler mi Çok uzak değil şu

on yıl içinde İsrail e gidip onların kutsal saydıkları anıtlar önünde baş

eğdiklerini ne çabuk unutuyorlar

Hizbullah ın geriletilmesi ve çökertilmesi kimin işine

yarar

Beşar Esad ın gitmesiyle sorunlar bitecek mi sanılıyor

Amerikan güdümlü bir demokrasiyle insanlık sorununun çözüleceği mi sanılıyor

İslâm coğrafyasında bitmeyen tükenmeyen savaşlar, tüketilen silahlar, öldürülen

canlar kimin eseri

Artık devletli olma adabı, bilinci, ağırbaşlılığı bir

yana bırakılarak, tam bir provakatör üslubuyla nereye varılır

Şia geriliminin ardından bu topraklarda yaşayan Aleviler

tedirgin olmayacaklar mı Yarın bir gün Allah korusun böyle süreç yaşanırsa

bunun sorumlusu kim olacak

Bugün öyle bir psikoloji yaşanıyor ki Hizbullah ile

Amerika veya Siyonist İsrail tercihi sorulmak istense bu zihni yapıya mensup

kimseler tercihlerini kimlerden yana yaparlar dersiniz

Bu son süreç artık Beşar Esad olayını aşmış durumda bir

başka yöne doğru seyir almış bulunmakta. Yazık çok yazık.