İnsanın bu dünyaya gönderiliş gayesi; Allah-u Azimüşşan’ı tanımak ve O’nu sevmektir. Tanımanın alâmeti, iman, sevmenin alâmeti, ibadet ve emirlerine itaattir.

İnsan, Rabbini tanıdıkça sever. Nasıl sevmesin ki?.. Bizim gibi aciz kullarına iki muhteşem memleket hazırlamış. Biri bu dünya, biri ahiret yurdu… İnsan bu dünyaya bakıyor, hayran kalıyor. Ya bir de mümin kulları için hazırlamış olduğu cenneti düşünsek…

Lütfen aynada kendinize bakınız. İster istemez, “Fetebârekallâhuahsenü’lhâlıkîn” diyeceksiniz. Sizi bu şekilde ahsen-i takvim suretinde yaratan Zât-ı Zü’lcelâli seveceksiniz.

İnsanı böyle mükemmel yaratan Rabbimiz, insanın gönlünü sevgi ile doldurmuş. İnsan dedesini, ninesini, annesini, babasını, evli ise eşini, çocuklarını, bütün akrabalarını, dostlarını, mümin kardeşlerini, vatanını, memleketini, bayrağını, baharı, hayvanları, bitkileri, ağaçları sever. Bütün bu nimetleri ihsan eden Rabbine karşı gönlü sevgi ile dolar. Hele bir de bütün bu sevdiklerinin yok olmadıklarını, onları yaratan Rabbü’lÂlemîn’in, bütün sevdiklerini ahiret âleminde var edeceğini ve ebedî bir hayata mazhar edeceğini bilirse, o sevgi katlanır…

İnsan, Allah-u Teâlâ’yı esmasıyla, ef’aliyle, sıfatlarıyla, şuûnatıyla tanıdıkça sevgisi artar. Rabbü’l âleminin azametini, kudretini, saltanatının haşmetini, saltanatının dairelerini tanıdıkça hayranlığı ve muhabbeti ziyadeleşir. Rabbimiz, “Habibullah” olan sevgili Peygamberimizi (S.A.V.) Miraç ile şereflendirmiştir. Miracın pek çok hikmeti vardır. Bunlardan biri de Kâinatın Sultanı olan Rabbimiz (C.C.), en çok sevdiği, en seçkin kuluna bütün mülkünün dairelerini gezdirmiştir, nasıl bir âleme “meb’us” olduğunu göstermiştir. Aynı zamanda da o âlemdekilere Peygamber Efendimizi (S.A.V.) göstermiş ve tanıtmıştır. En nihayetinde de “Kâb-ı Kavseyn” makamında Zât-ı Zülcelâli ile tecelli buyurmuştur. Bizzat Peygamber Efendimize (S.A.V.) görünmüş ve konuşmuştur. Bakara Suresi’nin son ayetleri ve Ettahiyyatü, işte o kutlu yolculuğun aziz hatıralarıdır.

Kur’an’ı inzal buyuran ve onu koruyacağını beyan buyuran Rabbimiz, dilerse bütün kâfirleri, bütün münafıkları, dinine savaş açan bütün müşrikleri hâk ile yeksan eder ve dinini değiştirmek isteyen bütün şarlatanların yüzünü kara edip rezil rüsvay eder. Ancak bu dünya bir imtihan yeridir ve elmasla kömürün bir birinden ayrılacağı diyardır. İşte bunu bilen Peygamber Efendimiz (S.A.V.) çilelere sabretti, tahammül etti. O şanlı Nebi (S.A.V.), Allah’ı sevmeyi en büyük nimet bildi. “Allah’ı sevmek üzerine söylenmiş şu hadis-i şerifleri birlikte okuyalım:

“Ya Rabbi! Bize muhabbetini ve bizi sana yaklaştıracak şeylerin muhabbetini nasip eyle.”

“Allah’ı kullarına sevdiriniz ki, Allah da sizi sevsin.”

“ Allah’ım! Bana her şeyden çok Seni sevdir. Beni en çok Senden korkan ve Sana saygı gösteren kıl. Dünyaya bağlılığımı kes. Sana olan sevgi ve iştiyakımı arttır. Dünya ehlini dünyalıkla sevindirdiğin gibi, beni de ibadetinle sevindir, mutlu kıl.”

“Davud (A.S.) şöyle dua ederdi: ‘Allah’ım, senden seni sevmeyi, seni seven kişiyi sevmeyi, senin sevgine ulaştıran ameli isterim. Allah’ım, senin sevgini bana kendimden, ailemden ve soğuk sudan daha sevimli eyle.”

Bu hadis-i şerifin son kısmını en çok bizim gibi sıcak memlekette yaşayanlar anlar. 50-55 derece sıcakta “soğuk su”nun nasıl nimet olduğunu iyi biliriz. Hz. Davut Aleyhisselam’ın devlet reisi olduğu devletin başşehri Kudüs de müthiş sıcak şehirlerdendir. Onun için, “soğuk sudan daha sevimli eyle” demiştir.

İlmi, gücü, kudreti sonsuz olan, “ol!” emriyle bütün mevcudat var olan Rabbimize aynı şekilde dua ediyoruz ve “kendisini hakkıyla tanıyıp sevenlerden” eylemesini niyaz ediyoruz. Peygamber Efendimiz (S.A.V.); “Kişi sevdiğiyle beraberdir” buyuruyor. Biz müminler olarak Allah-u Azimüşşân’ı çok seviyoruz. Dolayısıyla dini olan İslâmiyet’i, kitabı olan Kur’ân’ı, İslâm’ı bize tebliği eden Peygamber Efendimizi (S.A.V.), bütün peygamberleri, evliyayı, asfiyayı, Allah’ın dinini yüceltmek için can veren şühedâyı ve bütün müminleri ve melekleri çok seviyoruz. Bizim yüreğimiz böylesine sevgi ile dolu. Ne mutlu, Müslüman’ım diyene… Elhamdülillah…