Bugünlerde herkes İran ve Suriye ile meşgul Ortadoğu da ne olacak diye merak içinde, dikkatler tamamen Doğu ya yönelmiş. Oysa Batı da sessiz sedasız bazı şekillenmeler vücut bulmakta. İşte bu durum gözden  kaçmaktadır.

Almanya da Merkel in Rolü:

Angela Merkel seçildiğinde zaman yazdığım makalede, Almanya nın politikalarında önemli değişikliklerin olacağını söylemiştim. Araştırmalara dayanarak hazırladığım tahlillerde şu noktalar öne çıkmıştı:

* Merkel, katı bir komünist rejim altında büyümüş fakat komünist olmamıştır. Orada, yani Doğu Almanya da kalması, babasına çalıştığı kilisenin verdiği görev sebebi ile olmuştur.

* Sonuç: Aile orada bir misyonda bulunmuştur. Etkilenmek şöyle dursun, her şeye rağmen bu rejime karşı bir yaklaşım görevi sonuna kadar yapılmıştır. Merkel in kişiliği böyle şekillenmiştir.

*Merkel, bir papazın kızı olarak son derece muhafazakar ve dindar biri olarak yetiştirilmiştir. Şu anda kişiliği de aynen böyle tarif edilebilir.

* Başarıyı hak ve adalet ölçülerinden değil, daha çok güç ve gücün kendini göstermesi olarak algılayan bir ortamın ürünü olarak, düşünceleri şekillenmiştir.

*Anglo Sakson ırk üstünlüğüne inanan bir yapısı ile Avrupa nın Frank ve Latin( Fransa, İspanya, İtalya, v.s.) kökeninden ziyade İngiltere, Amerika ve Hollanda olmak üzere daha fazla Anglo Sakson yapısının güçlü olmasını tercih eden siyasi bir anlayışa sahiptir.

* Angela Merkel, diğer politikaları ile de farklı bir portre çizmektedir. Türkiye nin tam üyeliğine karşıdır. Yabancı işçilerin mutlaka azaltılmasına inanmaktadır.

*Kendi Anglo-Sakson Hristiyan kimliğini vurgulamaktadır.

* Almanya nın sırf AB yi kalkındıracağım diye bu kadar mali yük taşımasına da çok karşıdır.

* CIA tarafından kaçırılan Alman vatandaşının hesabını Amerika dan sormaktan kaçınmamış ama onlarla da bir anlaşma yapmaktan geri durmamıştır.

Sessiz Şekillenmeler:

Merkel, şu anda ABD de başta bulunan Neo-Con ların tarif ve tavrına uyan mükemmel bir modeldir.

ABD Dışişleri Bakanı Condaleezza Rice ile konuşulanlar tam olarak bilinmemekle beraber, Fransız AFP Ajansı nın haberlerine göre, gizli cezaevlerinin Alman topraklarında olmaması sağlanmıştır. Kaçırılan Alman ın iadesi de sağlanmış ama buna karşılık hiçbir medya kuruluşuna açıklama yapılmaması da garantiye alınmıştır. Bu nokta çok önemlidir. Çünkü ABD ve AB şimdiye kadar görülmemiş derecede geniş sansür uygulaması başlatmış bulunmaktadırlar.

Asıl bundan sonra o bahsettiğim "sessiz şekillenmeler" hissedilmeye başlamıştır.

Almanya, "İran ile büyük bir ticari partner"dir. Pek çok İranlı, hem eskiden, hem de şimdi Almanya ile iş ve ticaret yapar, paralarını Alman bankalarında tutarlar. Her iki dünya savaşı sırasında da Almanya, İran a özel ilgi ve ihtimam göstermiştir. Alman stratejisi içinde Basra ve Hazar petrollerinin yeri büyüktür. Lakin: Rice ın Avrupa turundan sonra, Avrupa da farklı rüzgarlar esmeye başlamıştır. Mesela dikkat edilirse, şu sıralarda en yüksek sesle İran a çıkışan ve üstü kapalı tehdit eden ülke, Almanya olmaya başlamıştır.

Burada iki önemli faktör ve teşvik edici unsuru da unutmamak gerekir:

1-    Almanya nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi nde daimi üyelik için adaylığı söz konusu.

2-    Almanya nın Avrupa da ve Avrasya da adeta ABD nin sözcüsü ve harekat birimi olarak sessizce görevlendirilmesi durumu.

Bu husus konuşulmuyor ama sessizce gerçekleştiriliyor. Özellikle Amerikalılar ın Fransızlara karşı duydukları menfi hisler, bu Anglo-Sakson bağını ( Hemşericilik duyguları diyelim) daha da bariz ortaya çıkartmaya başlamıştır.

3-    Böylece, Amerika yı sürekli etkileyen İngiltere , ona bağlı eski Commonwealth üyeleri (Kanada, Avusturalya, Yeni Zellanda) ve Hollanda üzerinden Almanya ile Avusturya adeta yeni bir şekillenmeyi gerçekleştirmektedirler.  Buna "Yeni Dünya Hegemonyası" da denebilir.

Türkiye nin Dikkat Etmesi Gereken Konular:

Avusturya nın AB konusunda Türkiye karşıtı durumu hatırlanmalıdır. Hollanda ve civarındaki ülkelerde İslam ve Türk düşmanlıkları artmaktadır. Bunları Türk medyasında bile takip etmek mümkündür.

Avrupa cephesindeki gelişmeler ve bu sessiz oluşumlar gözden kaçmamalıdır. Doğu ya bakarken bazen Batı nın da ne yaptığını veya "çaktırmadan" ne yapmaya çalıştığını da gözden kaçırmamak gerekmektedir.

Yıllar önce eski model tanklarını binbir naz ile Türkiye ye satan ve üstüne de "belirli bölgelerde kullanılamaz" ibare ve şartını da koyanların Almanlar olduğu daima hatırlanmalıdır. PKK nın en çok faal olduğu, dernek kurduğu yerlerin başında da Almanya ve kuzey ülkeleri geldiğinin hatırlanmasında yarar vardır.

Sıra sıra milletvekili hanımları Türkiye ye yollayıp, her yerin  teftiş edilmesi ve "Mr. Apo"nun ziyaret ettirilmesini yapanların başında Almanya nın  geldiği hatırlanmalıdır.

Yıllar yılı Yunanlıları öne sürüp, Türkiye ye karşı çıkan güçlerin de Germen yani Alman kökenini unutmamak gerekmektedir.

Bugün Almanya daki gelişmeler, Doğu ve Güneydeki gelişmeler kadar önemlidir. Türkiye her yönü ile gelişimleri izlemek durumundadır. Düşman olmaya gerek yok, sadece dikkatli ve tedbirli olalım yeter.