Müzeyyen Senar ın vefatına şahit olduk. Ben onu basından

tanıyordum bir de biz plak çağına yetiştiğimiz için o gırtlaktan gelen güçlü

sesini beğenirdim.

Bir de körfezde, kiracısı olduğu yalının rıhtımında siyah

mayosu ile güneşlenirken görürdüm hep. Arkadaşım sandalın küreklerine asılır,

Anadoluhisarı ndan Kanlıca ya denizden gidip bir dondurma alıp döneceğiz,

yirmili yaşlardayız, o da altmışlı yaşlarda.

O kuvvetli sesine benzemezdi hiç kimse.

Fakat nasıl bir çocuktu, babası ile arası nasıldı. Bunu

da İ. Bozdağ dan öğrenmekteyiz:

babası Çekirgeli Mehmet Çavuş u tanıyordum. Sahaflar çarşısında

kurukahvecilik yapan A.Göker in yanında hizmet veriyordu. Müzeyyen i, şarkıcı

olduğu için evlatlıktan reddetmişti! Adı anıldığı zaman, bıyıkları oynamaya

başlardı. Çarşıda, muzip insan boldu. Bunlardan Kırtasiyeci Mefail Baran,

şakayı sever; Mehmet Çavuş kahve kavururken, çevredeki esnafın duyacağı kadar

yüksek sesle anlatmaya başlardı:

Akşam, radyoda Çavuş un kızı vardı! Bir döktürdü ki

değme keyfine Çektim önüme şişeyi, doldurdum rakıyı kadehe Allah ne verdi ise

buzdolabından yığdım masaya Çavuş un kızı, asıldı mı bir Her yer karanlık!

Allah! Değme gitsin! O ne ses yahu! Aşk olsun Çavuş dayıya yani; has mal

çıkarıyormuş! deyince, Mehmet Çavuş, kahve kavurmayı bırakır; önündeki kahve

karıştırmaya yarayan demir çubuğu kaptığı gibi, Mefail in peşine düşerdi

Sonraları Mehmet Çavuş un kızını bağışladığını işitmiştim. Ama bazıları da bu

habere: Rivayet dediler. Çavuş, son nefesine kadar kızı ile barışmayı

reddetti. diyenler oldu .

Bozdağ böyle anlatsa da, Cumhuriyet in Diva sı, hüzünlü

bir hayatın takibinden hiç kurtulamamıştır.

Babadan çok anneye yakındır her çocuk gibi, annenin güzel

sesi ile mevlit okuması, çocuğa da nükseder birlikte söylerler. Mevlitlerden

düğünlere şarkılar söylemeye geçen bu çocuk, bir sabah uyandığında kekemedir.10

yıl sürer bu hal, öğretmeni fark eder ki, şarkı söylerken kekelememektedir. 9

yaşında, sorumsuz babasını terk eden annesi İstanbul a kardeşinin yanına gider.

Küçük kız babaannesi ile birlikte tütün dizerek geçinirler. 12 yaşında

babasının cebinden para alıp İstanbul a kaçıp, annesini bulur. Musiki

cemiyetlerinden dersler alır. Radyoda program yapar, sahneye çıkar, dönemi onun

meşhur ettiği Ormancı , Haydar haydar , Benzemez Kimse Sana ile adını bir

daha unutamaz.

Evlilikleri de hep hüsrandır. İlk eşinin, Atatürk ün

huzurunda şarkı söylediği, onunla dans ettiği için kıskanmasını anlatır. Eve

geldiklerinde süren kavga neticesinde vazoyu, eşinin kafasına geçirmiştir.

İkinci eşinin ailesi, evlenmesine karşı çıktığı için 3. kattan atlamış, bu

intihar neticesinde evlenebilmiştir. 3. eşi Suudi sefiridir, evlenir sefire

olur ama hüzün onu bırakmaz, hükümeti istemediği için ayrılırlar.

Cana Rakibi Handan Edersin i acaba yaşadığı hayatın

ağusu ile mi bu kadar içten okumakta idi. Zeki Müren in onu taklit ettiği söylendi

ama ben onun sesinin, yorumunun üzerine kimseyi dinleyemedim. Cılız seslere

tahammül edemedim. Eski plaklarım cızırtılı çıksa da, Haber Gelmez Gönül

Virane Kaldı , Biraz Kül Biraz Duman ı ve diğer şarkıları onun gibi kimse

okuyamaz.