Ülkece heyecanla beklediğimiz 14 Mayıs geldi ve geçti… Üzerimize vazife olan vatandaşlık görevlerimizi ifa ettik. Büyük bir heyecan içerisinde geçen “oyların tasnif ve sayım süreci” sonrası bizlere ikinci bir görev yüklendi.

Aslında ilk yaptığımıza “kesin olan kamuoyu yoklaması” desek, kimsenin itirazı olmaz sanırım. Bu durumda esas seçimi 28 Mayıs günü yapmış olacağız.

Sandıktan çıkan sonuçlar net olarak ne Cumhur İttifakı’nı ne de Millet İttifakı’nı memnun etti.

Elbette Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2 milyon 500 binlik bir avantajı cebine koysa da “yeni baştan” yapılacak bir seçim, iktidar kanadını ciddi manada huzursuz etmiş durumda.

Erdoğan’ın ilk kez bir seçimi “kazanamamış” olması ve iktidar imkânlarını son noktasına kadar kullanıp muhalefetin toplamına karşı yüzde 50’nin altında kalınması sokakta karşılaştığımız seçmen kitlesi tarafından da genel itibarıyla endişeyle karşılanmış durumda.

Elbette sonuçlardan mutlu olan epeyce Cumhur İttifakı destekçisi de var ancak yapılacak “yeni bir seçim” ve Sinan Oğan ile Muharrem İnce ikilisinin aldığı 3 milyon oya ilave geçersiz ve kullanılmayan oylarla birlikte 10 milyonu aşan bir rakama karşı 2 milyon 500 bin rakamını en azından muhafaza etmek gerekecek.

Yani CUMHUR İTTİFAKI, MUTSUZ!

***

Gelelim Millet İttifakı’na…

Bu tarafta “ilk turda kazanırız, olmazsa da önde bitiririz” beklentisine ulaşılamayınca özellikle ilk saatlerde ciddi bir moral çöküntüsü yaşandı. İlerleyen saatlerde ve günlerde ise kısmi toparlanma görülmeye başlandı.

Seçim, en azından ikinci tura bırakılmıştı ve yeni bir strateji ile yapılan matematiksel hesaplamalar neticesinde enseyi karartmanın anlamının olmadığı görüldü…

Elbette Cumhur İttifakı’nın elinde bulunan devletin devasa imkânlarının yanında medya gücü de göze alınacak olursa morallerde bir bozulma yaşanıyor.

Ancak biraz önce de belirttiğimiz gibi muhalefet oylarının yani “iktidarın karşısında konumlanan” seçmenin sayısı ilk kez daha fazla durumda.

Bu seçmeni ikna etmek de muhalefet bileşenlerinin geliştirecekleri stratejilerin doğruluğuna bağlı.

Ama günün sonunda MİLLET İTTİFAKI MUTSUZ!

***

Genel bir değerlendirme yapacak olursak...

Böylesi bir tabloda iktidarlar tüm gücünü kullanmıştır ve alabileceği en fazla oyu almıştır. Yeni şeyler söylemezse oy oranını artırması kolay olmayacaktır. Ancak mevcut durumdaki 2 milyon 500 binlik bir avantaj da azımsanacak bir oran değil.

Muhalefet için ise daha fazla etki edebileceği alanların olduğu aşikâr. Hassasiyetler ve endişeler net olarak vurgulanmıştır. Oy geçişlerinin kısa sürede fazlaca olduğu ülkemizde her iki sonuç da muhtemel gözüküyor.

Mesela 2015 genel seçimlerinde iktidar partisi Haziran’da yüzde 40,9 oy alırken Kasım ayında yüzde 49,83 oy oranına ulaşmıştı. Yani kısa sürede ciddi bir oy kazanıp tek başına iktidar koltuğuna yeniden oturmuştu. 2019 yılında ise İstanbul Büyükşehir seçimlerinin iptalinin ardından yine çok kısa süre içerisinde Ekrem İmamoğlu 800 bin yeni oy kazanmıştı.

Ez cümle… Ülkemizde seçmen davranışları çok hızlı değişkenlik gösterebiliyor.

Hâl böyle olunca iki ittifakın da en azından mutlu olmaması için epeyce sebep var.

Kenarda duran, “Eyvah, iktidar elden gidiyor” diyen ya da “Demek ki iktidar kazanılabilirmiş” diyenlerin motivasyonunun çok net etki edeceği bir seçim bizi bekliyor.

En azından vatandaş olarak bizler mutlu olalım. Kısmet olursa düşünüp taşınıp yeni bir kararla ülkemizin geleceğine bir kez daha mühür vuracağız.