SEDAT CENGİZ’E RAHMETLE…

Merhum Sedat Cengiz…

Saadet Partisi Genel İdare Kurulu üyesiydi. Isparta’da halkla ilişkiler çalışması esnasında kalp krizi sonucu ebediyete irtihal eyledi.

Sedat Cengiz’in hayat öyküsünden biraz bahsetmek istiyorum.

* 1960 Mersin Anamur doğumlu.

* Ticari hayatına 1985 yılında at sırtında gazoz getirip köyünde satarak başladı.

* Antalya İmam Hatip Lisesi mezunu.

* Öğrencilik yıllarında, İstanbul’dan kitap getirip satıyordu.

* Tam bir müteşebbis ve girişimciydi; İmam Hatip Lisesi son sınıfta okurken kırtasiye dükkânı açtı. Hatta yanında adam çalıştırmaya başladı.

* 7 sene seyyar anahtarcılık yaptı.

* 1983 yılında dükkân sahibi değişince tezgâhını kaldırdılar. Sedat Bey de mecburen tezgâhı kaldırdı. Bunun üzerine daha ileri bir adım attı; hanımının bileziklerini bozdurup dükkân açmak için sermaye yaptı.

* Üç yıl arka arkaya dükkânlar açtı, güvenilir insanları bu dükkânların başına koydu.

* Sonrasında toptancı dükkânı açtı.

* Yaşadığı bu tecrübe Sedat Cengiz’i ticarette farklı bir kulvara yöneltti; Tahtakale’nin alt yapısı bu şekilde oluştu; artık hep ucuz ürün satmaya başladı. “Bizim işimiz bu şekilde patladı gitti ve mağazalaşmaya başladık” cümlesi rahmetliye ait.

***

Her Pazartesi akşamı TV5’te yayınlanan Buyurun Başlıyoruz programında, gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş anlattı; merhum Sedat Cengiz başta Milli Gazete ve TV5 olmak üzere neredeyse tüm Milli Görüş Kuruluşları’na (MİLKO) elinden geldiği kadar maddi yardımda bulunan bir Milli Görüş eri idi. Öğrenci hamisi idi; yurtlar yaptırdı, öğrencilere burslar verdi. Mustafa Bey uzun uzun anlattı, merhum Cengiz’i. Programı YouTube’dan izleyerek bu duygulara şahitlik edebilirsiniz.

***

Merhum Sedat Cengiz, Isparta’da teşkilat çalışmalarına katıldığı programda kalp krizi geçirdi ve rahmet-i Rahman’a kavuştu. Yani, son anlarında dahi cihat çalışması yapan bir Milli Görüş ve Milli Gazete sevdalısıydı.

Rabbim rahmet eylesin. Mekânı cennet, makamı âli olsun!

-------------------

SAĞ OLUN VAR OLUN!

* Türkiye Yazarlar Birliği’nin (TYB), bu satırların yazarına ‘Basın/Kültür dalında yılın yazarı’ ödülü vermesi dolayısıyla çok sayıda mesaj, mail ve telefon aldım. Mesaj gönderen, mail yollayan, telefon eden ve bizzat tebrik eden herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sağ olunuz var olunuz… Allah’a emanet olunuz…

-------------

“MİLLİ GÖRÜŞ VE MİLLİ GAZETE BİZE BİZİM KİM OLDUĞUMUZU ÖĞRETTİ!”

Milli Gazete’de yazmaya 1979’da başladı.

O’nun için, “yarım asırlık Milli Gazete’nin neredeyse yarım asırlık emektarı” diyebiliriz.

Kısacası, o kıvrak ve ağdalı-iğneli kalemiyle yıllardır yazıyor, yıllardır kalem oynatıyor.

Zeki Ceyhan’dan bahsediyorum…

Zeki Ceyhan, Maaile dergisi Ocak 2023 sayısına bir röportaj verdi. Röportajı yapan Selime Sümeyye Abatay. Röportajın ayrıntılarını elbette Maaile dergisinde okuyabilirsiniz. Ancak bazı bölümlerini burada da paylaşmak istiyorum.

Zeki Ceyhan diyor ki;

* “Millî Gazete ile diğer gazeteler arasındaki farkı anlatabilmek için sanırız ‘siyah’ ile ‘beyaz’ örneğini versek yeterli olur sanırım. Millî Gazete 50 yıllık yayın hayatı boyunca hep ‘hakkı üstün tutan’ anlayışın sesi olmuştur.”

* “Evinize gözünüz kapalı sokabileceğiniz ve ailenize rahatlıkla okutabileceğiniz gazete ancak Millî Gazete olur, derim.”

* “Millî Görüş ve Millî Gazete her şeyden önce bize ‘bizim kim olduğumuzu’ öğretti. O günlere kadar ‘komünizmle mücadele’ gibi faaliyetlerle yetinirken Millî Görüş ile tanıştıktan sonra ‘antitez’ olarak kalmak yerine ‘tez’ olarak hayata devamın daha makul ve mantıklı olacağını kavradık. Ve bir Millî Görüş mensubu olarak yolumuza devam ettik.”

-------------------

ZEKİ CEYHAN’IN ERBAKAN HOCA İLE ANISI!

Zeki Ceyhan, Maaile dergisinden Selime Sümeyye Abatay’a anlatıyor;

* “40 yılı aşkın bir süre Millî Gazete çatısı altında olunca elbette anlatacak hayli anı oluyor. Size öncelikle bir dönem Millî Gazete’den ayrılışım ile ilgili anımı anlatayım. Bir seçim öncesinde merhum Erbakan Hoca’mız ile toplanmış ve neler yapılması gerektiğini konuşmuştuk. O toplantıda merhum Erbakan Hoca’mız bana da bir görev vermişti. Verilen görevin Millî Gazete’nin o günkü imkânları ile yerine getirmek mümkün değildi. Ama bunu merhum Erbakan Hoca’mıza söyleme cesaretini kendimde bulamamıştım.”

* “Yapmam gereken işin gazeteden ayrılmak olduğuna düşündüm. Ve o sırada arkadaşların çıkarmaya hazırlandığı yeni bir gazeteye geçtim. Geçtim ama ‘sudan çıkmış balık’ gibi olmuştum. Millî Gazete’de bulduğum huzuru oralarda bir türlü bulamıyordum. Çok geçmeden o gazeteden ayrıldım.”

* “Bir süre sonra Türkiye yine bir seçim ortamına girdi. Arkadaşlar Erbakan Hoca’mızın çağırdığını söylediler. Toplantıda hocam herkesle ayrı ayrı ilgilendi ve sıra bana gelince, ‘Ben senin neden ayrıldığını bilmiyorum’ dedi. Bunun üzerine verdiği talimatı yerine getirmenin imkânsız olduğunu, bu durumu kendisine söyleyemediğimi ve bu nedenle ayrıldığımı ifade ettim. ‘Hiç öyle şey olur mu? Biz kardeşiz sen de fikirlerini söyleyeceksin elbette!’ dedi ve biz yeniden besmele çekip Millî Gazete’ye başladık. O günden beri de bize verilen bu görevi yerine getirmeye gayret gösteriyoruz.”

***

Bu güzel ve hoş röportajın tümünü Maaile dergisi Ocak 2023 sayısından okuyabilirsiniz…