İnsan irade sahibi bir varlıktır. Bu durum imtihan olmanın bir gereğidir. İnsan, hayatını belirlerken bir sürü tercihler ortaya koyar. Bu tercihler onun kendisine çizdiği istikametle alakalıdır. Bu istikametin iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış olması irade sahibinin sorumluluğundadır. Halk, bir toprak parçasında yaşayan topluluktur. Halk iradesi de bu topluluk içerisinde yaşayan fertlerin iradelerinin yekûnudur. Aslında halk iradesi, topluluğun fert bazında tümünün ortak iradesini değil, ekseriyetin esas alındığı iradeyi ifade eder.

Seçimler halk iradesinin tesis edilebilmesi için yapılan bir sistemdir. Bu sistemin doğru bir şekilde işleyebilmesi seçimlerde ortaya konacak iradenin hür olmasına bağlıdır. Kişi iradesinde hür olabilirse seçimler vasıtasıyla oluşan yapı kişilerin tercihlerine göre belirlenmiş olur. Şunu belirtelim ki, her bir ferdin iradesi önemlidir. Fakat bu önem iradeyi meşru ve haklı kılmaz. İrade hür bir tercihle istikamette isabet göstermelidir ki, iyiye ve doğruya dönük bir tercihe sahip olsun. Bu yüzden seçimlerin halk iradesi üzerinden meşruiyetinin temel şartlarından en önemlisi iradenin hür olmasıdır.

Buradaki hürriyetten kasıt, sadece insanların fiziksel anlamda özgür olması değildir. Bağımsız bir ülkede yaşıyor olmak ya da herhangi bir ülkede istediğini yapabilmek iradenin hür olması için yeterli değildir. Çünkü insanın iradesine ipotek koyan bir sürü unsurlar vardır. Bu yüzden iradenin hürriyeti dediğimiz zaman şu belirtilen üç hususta hürriyetin temin edilmesi gerekir. Bunlar; akli melekelerini kullanma yani akıl hürriyeti, duygularını kendisinin harekete geçirmesi yani duyguların hür olması, kalbin bir tercih yapabilmesi yani kalbin hür olmasıdır. Aklın hür olması, duru, berrak ve yalın bir zihin yapısının mevcut olmasıyla sağlanır. Kirletilmiş, kurgulanmış ve yönlendirilmiş aklın hür bir tercih yapması beklenilemez. Zihinlere serpilen ideolojik baskı ve etnik asabiyet aklın karar mekanizmalarına müdahale eder.

Duyguların hür olması, duyguları harekete geçiren moral, motive ve değerlerin insan fıtratının derinliklerinden çıkmasıyla sağlanır. Öğretilmiş, dayatılmış ve rafine edilmiş duygularla ortaya çıkan iradenin hür olmasını bekleyemeyiz. Duygu, insanın iç dünyasında meydana gelen hareketliliktir. Mutluluk, kaygı, kızgınlık, heyecan insanın içinde var olan duygulardan bazılarıdır. Bu duyguları harekete geçirecek olaylar kişilerin tercihlerine de yön verir.

Seçimlerde proje ve hedeflerin konuşulması yerine, kutuplaştırıcı bir dilin kullanılması, diğer partilerin ne kadar kötü olduğu yönündeki kampanyalar, değerler üzerinden gerçekleşen hamasi söylemler bunun için yapılır. Siyasiler seçmen kitlesini düşünmeye davet etmek yerine onlara heyecan ve coşku yüklemeyi amaçlar. Kalbin hür olması nefsin isteklerine ve tuzaklarına karşı uyanık olmak demektir. Kalbi selim arınmış kalp demektir. Kötülüklerden, çirkinliklerden arınmış bir kalbin tercihi en isabetli olanıdır. Kalbin derinliklerinde vicdan ve merhametin varlığı iradenin iyiliğe yönelik tercih yapmasını sağlayacaktır. Selim bir kalple verilmemiş tercihlerin güce meyletmesi ve menfaati öncelemesi kaçınılmazdır.

Akıl, duygu ve kalp; çeşitli vasıtalarla yönlendirilerek iradenin kararı etkilenebiliyor. Hürriyet bu etkilerden uzak kalınabildiği sürece sağlanabilir. Seçimlerin adaleti de işte bu hürriyeti tesis etmekle gerçekleşir.