Seçim sonuçlarını değerlendirirken nesnel yaklaşımımızı elden bırakmadık, duygusal da bakmadık. Beni hem şaşırtan hem de şaşırtmayan kimi yaklaşımlar üzerinde dikkatle durmak durumundayız. Bunlardan biri ve bizi asıl şaşırtanı biraz da Türkiye’nin genel durumunu ve psikolojisi yansıtan anlayışın karmaşıklığı.

Adını vermeyen bir okurun şu notuna dikkatle bakalım:

“CHP solcudur - Amel defterim sağımdan gelsin, amin!”

CHP sol olmaktan çıkmış derken, sola övgü mü yapıyorsunuz CHP ahirette amel defteri solundan verilecek güruhtur, hatırlamanızda yarar var, gerçek solcudurlar.” Adını vermeyen okur neden kendini saklar Bu cesaret yoksa neden Yaklaşımına gelince nasıl bir zihni karışıklığı içinde olduğu görülüyor. Biz, “CHP sol değildir” derken, bunda kastımız, batıya ait olan kavramlar üzerinde bu sayfada çokça durduk. Evet CHP sol bir parti değildir artık, bir burjuva partisidir. Dahası artık bir çorba partidir. İdeolojisi yoktur. Zaten sağ ve sol kavramları batıya aittir. Sağ, sol, milliyetçilik, muhafazakârlık ve daha nice kavramlar batı ruhludur.

Okurumuz amel defterinin sağ tarafından verileceğine dair yaklaşımı söz konusu sağcılık ile tanımlanamaz. Ameli salih olmanın sağcılıkla ne ilgisi var. Söz konusu siyasal sağcılık bağlamında ele alırsak yılların sağcı Demirel’i miting meydanlarında elinde bayrak ve Kur’an ile gösteri yapardı. 28 Şubat’ta ise Kur’an-ı Kerim’deki 270 küsür ayetin Kur’an-ı Kerim’den çıkarılması gerektiğini söyledi.

Bir de şu ifadesi çok ürkütücü: “CHP ahirette amel defteri solundan verilecek güruhtur, hatırlamanızda yarar var, gerçek solcudurlar.” Bu yaklaşım çok tehlikelidir. İnsanlar yanlış yapabilir, günah işleyebilir. Fakat ahirette Cenab-ı Hakk’ın bağış ve merhameti geniştir. Bir kimse şirk koşmadıkça, dinden çıkacak bir eylemde bulunmadıkça bu kadar ağır suçlanamazlar. İnsanımızın, hatta ateist ve Marksistlerin bile kimi zaman Müslüman olduklarına tanık olabiliyoruz. İnsanları cehennemlik olarak suçlamak ne kadar doğrudur Bu insanların amel defterlerinin sol tarafından verileceğini söylemek onları küfür içinde olmakla suçlamaktır ki bu çok tehlikeli bir durumdur.

Biz hiçbir zaman solcuları aklamak gibi bir düşüncede olmadık, olamayız da. Ama kimseyi küfür içinde olmakla ya da tekfir etmekle de kendimizi yükümlü görmeyiz. Biz önce kendimizden sorumluyuz.

Biz bu ismini vermeyen kardeşimize savunduğu parti liderinin ya da önderlerinin uygulamalarına baktığımızda nasıl bir karşılık verecek. Zinanın serbest bırakılması, domuz etinin serbest bırakılması, papa heykeli altında AB sözleşmesinin imzalanmasını, Irak’ın bombalanmasında Haçlı askerlerine izin verilmesini, “faizin bir dünya gerçeği olduğu’na İslâm ülkeleri toplantısına söylemesini nasıl izah edecek Sayın Başbakan ilk günden beri Milli Görüş gömleğini çıkardıklarını söyleye geliyor. Biz kimsenin günahlarını sayıp dökecek değiliz ama bazı gerçekleri de görmezlikten gelemeyiz. Milli Görüş denilen kavram İslam görüşü demektir ve bunun simgesidir. Bu cevabımız da

Veli Polat adlı okurumuzadır. Erbakan Hoca D-8 i kurdu. Amacı dünya Müslümanlarını bir araya getirme düşüncesiydi. Keşke Sayın Başbakan o yolda gitseydi de, o oluşumu güçlendirseydi, katkıda bulunsaydı. D-8 ölü durumda. Sayın Başbakanımız keşke havuz sistemini korusaydı, faiz ve rant ekonomisine böylesine teslim olmasaydı. Ekonomi Kemal Derviş’in koyduğu sistem üzerine yürüyor.

Ahmet adlı okurumun düşüncelerine tamamiyle katılıyorum.

Halil adlı okurum ise Türkiye siyasilerinin özellikle ABD’den ruhsat aldıklarını ve onların yönlendirmesiyle ülkeyi yönettiklerini ifade ediyor. Elbette haklı ve katılıyoruz.

İshak Albayrak adlı okurumun duyarlığına katılıyorum Bizim de kimi kaygılarımızı dile getirmesi elbette önemli. Aynı şeyleri düşünüyoruz. Cemaat ile iktidarın çıkış zamanları birliktedir. Birlikte iş tuttular sonra ayrıştılar. Nedenleri iyi irdelenmeli.