7 Haziran genel seçiminin ortaya çıkardığı sonuçlar

bağlamında, tek bir partinin iktidarı gerçekleşmediği için siyasi, toplumsal ve

iktisadi istikrarın sağlanmasının sorun olacağı, hangi partinin hangisiyle

koalisyon yapmasının mümkün olup olmayacağı türden kaygılarla dolu

tartışmaların gündemi işgal edeceği açıktır. Bir anlamda da bu ve benzer

tartışmaların olağan karşılanması gerekir, denebilirse de, tartışmaların gerçek

bir bağlam niteliğine sahip olup olmadığı, bence asıl tartışma konusu yapılacak

bir mahiyet taşımaktadır.

Görünüşte, eş deyişle, zahiren , devletin iktidarını

kullanmak üzere halkın iradesini temsili olarak ortaya çıkarıcı bir genel seçim

yapıldı. Yine görünüşte, bu genel seçim, bir takım eylemlerin ne zaman ve

nerede icra edileceğini bir takım kuralların belirlediği ölçüler içinde

gerçekleşti. Bunun bir varsayım olduğunu düşünüyorum. Çünkü herhangi bir

kural dan söz ettiğimiz anda, genel olarak kural ın bir içerik, bir de biçim

yönünün bulunduğunu ifade etmiş oluruz. Özellikle hak, yetki ve yükümlülük

içeren herhangi bir kuralın içerik ve biçim unsurlarını tam ve uyumlu bir

tarzda tezahür ettirmesi gerekir. Biçimi, yani şekli unsuru tam tezahür etmeyen

bir kuralın, kural olarak doğuracağı sonuç, hukuki bakımdan sakat nitelikte

ortaya çıkar. Bu bağlamda genel seçimin, görünüş itibariyle gerçekleştiği, ama

hukuki şekil bakımından sakat nitelik gösterdiği söylenebilir. Sözgelimi, genel

seçime katılacak kişi ve kurumlar, kural olarak belirlenmişken, bu kuralın

kapsamına girmeyen, girmelerine, yine başka kurallar gereği izin verilmeyen bir

takım kişilerin ve kurumların katılması, şekil sakatlığının oluşması demektir.

Somut örnekleri mebzulen sergilendi ve bu durumu önlemesi gereken yetkili

kurumlar sükût geçtiler.

Kültürel bakımdan, bu genel seçimde ortaya çıkan görünüm,

en azından görgü kuralları bakımından, hem seçimde rol alan bireyler, hem de

toplumun ortak bilinci ölçeğinde ciddi bir sorunun var olduğunu ihtar ederek

adeta sergiledi. İleri sürülen vaatlerin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği, elbette

bir takım ön şartlara bağlı tutularak değerlendirilebilir. Bu konuda ileri

sürülen herhangi bir vaadin, bir başka vaat ile kayıtlı olması dolayısıyla

gerçekleşmesi için bir takım düzeltmelere gidilebilir. Bu durum, özellikle

siyasetin uygulanmasında bazı güçlükler doğurabilir. Fakat toplumsal bilincin,

velev ki vaat olsun, bu türden eylem ve sözleri, herhangi bir ölçüye vurma gereği

duymadan olduğu gibi kabullenir bir tavır göstermesi, belli bir değer ölçüsünü

esas almadığı gibi vahim bir kanaatin yerleştiği sonucuna götürebilir. Onun

için, kültürel değerlerin, bu genel seçimde, aşınma ve yozlaşmasından öte,

adeta yoksandığı bir durumla karşı karşıya bulunduğumuz izlenimi söz konusu

edilebilir gibi geldi bana. Asgari görgü kurallarına riayet etmenin adeta

eksiklik, özellikle de erdem eksikliği şeklinde algılanır gibi sergilenmesi,

kişilik yetkinliğinin, ahlaki olgunluğun davranışlarımızda yerlerinin olmadığı

tarzında bir anlayışın iyice yerleştiğini gösterir gibiydi. Oysa siyaset,

kültürel değerlerin hem bireysel hem de toplumsal hayat ve bilinçlerde tezahür

ettirilmesinin açık, nesnel ve genel alanıdır. Böyle olduğu takdirde insan ve

toplum kavrayışının mahiyetini, niteliğini, farklılığını anlamak mümkün hale

gelebilir. Bu bağlamda, daha önceki bir yazıda düşünce olgu ve etkinliğine

dikkat çekmek istemiştik (Bakınız, Düşünce Yoksunluğu yazısı).

Özetle, bu genel seçimin iktidarı belirleyip

belirlemediği, hangi partilerin hükumeti kurup kuramayacağı, şu partinin barajı

aşıp nasıl bir belirleyici işlev üstlenip üstlenmeyeceği, iktidar partisinin

kendince nasıl bir ders çıkarıp çıkarmayacağı, hele boş bir böbürlenmeden öte

anlam içermeyen istikrar söylemine yapışmanın ne anlama gelip gelmediği gibi

yan konuları bir tarafa bırakmak gerekiyor. Kültürel değerler bağlamında ciddi,

serinkanlı, sabır ve basiretli duruş ve düşünüşlere ihtiyaçtan öte zorunluluk

vardır gibi gözüküyor. Bu seçim, durup düşünme ve muhasebeyi işaret ediyor.

Ayrıca toplu bir temizlenme niyet ve cehdine yönelmeyi adeta emrediyor.