Çoğuna göre seçimlerden sürpriz bir sonuç çıktı. AK

Parti nin korkutmalarına rağmen seçmen tek parti iktidarına imkân vermedi. Bu

sonucun ortaya çıkmasında bir takım iç ve dış çevrelerin uygulamaya koyduğu

projeler etkili olmuş olabilir. Belki işin bu boyutu üzerinde enine boyuna

durmak gerekir. Ancak, şu anda gündemin birinci sırasında bir koalisyon

hükümetinin kurulması var. Parti liderlerinin ilk açıklamaları dikkate alındığında,

koalisyon hükümetinin kısa zamanda kurulmasından çok parti çıkarlarını

önceleyen bir taktik savaşı yaşanacağını söylemek mümkün. Her ne kadar seçim

sonuçlarının ortaya çıkmasının hemen ardından yapılan ilk açıklamalarda bazı

kapılar kapatılmış gibi görünse de, satır aralarına sıkıştırılan bazı sözler

bir koalisyonunun imkânsız olmadığı izlenimi veriyordu.

Satır aralarına sıkıştırılan değerlendirmelere rağmen

önümüzde uzun bir hükümet kurma süreci olacağı kesin. Hatta denebilir ki,

yapılacak koalisyon kurma çalışmalarında her parti olumlu bir tavır sergiliyor

görüntüsü verip, millet nazarında muhataplarını sorumsuz davranmakla suçlayacak

bir strateji izleyeceklerini söylemek yanlış olmaz. Aslında bir hükümet

kurulması için birden çok alternatif bulunuyor ama hem seçim kampanyası

sırasında hem de seçimlerin ardından yapılan açıklamalarda her parti kendisine

göre bir kırmızıçizgi ilan etmiş durumda. Bu sebeple de sanki önümüzdeki

dönemde partiler en kısa yoldan hükümeti nasıl kuracaklarından çok hükümetin kurulamayışında

kendilerinin suçlu olmadığını göstermenin gayreti içinde olurlarsa birkaç aylık

hükümet arayışının ardından erken seçimin gündeme gelmesi sürpriz olmaz.

Eğer, özellikle AK Parti dışındaki partiler hükümetin

kurulmasından çok nasıl kurulamayacağını gösterme yoluna sapacak olurlarsa AK

Parti nin seçim kampanyası boyunca dile getirdiği koalisyonlar döneminin ülke

için kötü olacağı iddialarını haklı çıkarmış olacaklardır. Bu bakımdan topluma

koalisyonları öcü gibi gösterip korkutmak da, seçim sonunda ortaya çıkan seçmen

iradesi dikkate alınmadan koalisyonun kurulamaması da seçmen iradesine

saygısızlık olur. Her fırsatta demokrasinin bir uzlaşma, herkesin haklarının

korunduğu bir rejim olduğunu söyleyenler eğer bir takım parti hesapları ile

koalisyonun kurulmasını çıkmaza sokarlarsa partilerinin çıkarına hizmet etmiş

olmayacakları gibi, ülkeye de büyük zarar vermiş olacaklardır.

Bu bakımdan, yüzde 10 barana rağmen seçimlerden sürekli

olarak tek parti iktidarı çıkmayacağını görmek ve tüm partilerin kendilerini

uzlaşmaya alıştırmaları gerekiyor. Hatta ilk fırsatta yüzde 10 barajının

kaldırılarak partiler arasında kimliklerini koruyarak seçim ittifakı

oluşturabilmelerinin hukuki zemininin hazırlanması gerekiyor. Artık bir

partinin kendini en güçlü gördüğü bir seçimde bile yıllardan beri sürdürdüğü

tek başına iktidarına milletin son verdiği bir kez daha görülmüştür. Yani,

yüzde 10 barajı hiçbir parti için sürekli avantaj değildir. Böyle olunca da

liderlerin parti çıkarlarını düşünerek koalisyon hükümeti kurulmasının önünü

tıkamalarının kimseye bir yararı olmayacaktır. Kaldı ki, toplumu ille de tek

parti iktidarı çıkarmaya zorlamak da demokratik bir yaklaşım olamaz. Toplumun

her kesiminin iradesinin Meclis e yansıması için seçimlerden önce partiler

arasında bir uzlaşma zeminin oluşturulması gerekiyor. Kimin haklı olduğundan

çok şu anda ülkenin menfaati çok daha önemlidir.