İktidar sözcüleri, daha doğrusu Cumhur İttifakı sözcüleri, bir taraftan İmralı ile daha çok görüşme fırsatı oluşturmaya çalışırken, bir taraftan da meydan okur türde açıklamalar yapıyor.
Evet, bir yandan İmralı’ya heyetler yollanıyor.
İktidarın ya da Cumhur İttifakı’nın atacağı adımlar konusunda İmralı’nın “ne düşündüğü” öğrenilmek isteniyor.
İmralı’ya gönderilenler de kapı kapı gezerek, yaptıkları görüşme hakkında bilgi veriyorlar.
Tam işler yolunda ilerliyor derken bu defa bir meydan okuma ile karşı karşıya kalınıyor.
Cumhur İttifakı sözcüleri “ya bir an önce silahlarını gömecekler ya da silahları ile birlikte toprağa gömülecekler” şeklinde bir açıklama yaparak psikolojik üstünlük kazanmaya çalışıyorlar.
Yani görüşmeye çalıştıkları insanlara meydan okuyorlar.
Ya da rest çekiyorlar.
Ancak meydan okunan ya da rest çekilenlerin bu açıklamayı pek ciddiye aldıkları söylenemez.
Böyle bir çağrı karşısında “tamam, silahları gömüyoruz” açıklaması yapılmıyor!
Peki, ne yapılıyor?
Karşı açıklama yapılıyor.
Karşı açıklamada “iki ya da üç İmralı ziyareti sonrasında silah bırakma çağrısının yapılabileceği” vurgulanıyor.
Hiç kuşkusuz böyle bir açıklama, taraflar arasında birtakım görüşmelerin yapıldığını gösteriyor.
Belki bu görüşmeler bir pazarlık olarak da düşünülebilir!
Muhtemelen nabız yoklaması yapılıyor.
Birbirlerini test ediyor olabilirler.
Düne kadar vatan haini olarak görüp sonra da anlaşma masasına oturmak, elbette kolay bir iş değil.
Kapalı kapılar ardında görüşmeler devam ederken sokaktaki halka “bakın kendilerini nasıl da köşeye sıkıştırıyoruz” mesajı veriliyor gibi bir hava estiriliyor.
Yıllardır devam eden bir anlaşmazlığın bir çırpıda ortadan kaldırılması elbette mümkün değil.
Nitekim geçmiş yıllarda da adına “çözüm süreci” denilen bir dönem yaşanmış ama başarısızlıkla sonuçlanmıştı!