Bugün 15 Mayıs Salı. İlk teravih namazı kılınacak.

Yarın Çarşamba günü, on bir ayın sultanı Ramazan ayı başlıyor.

İlk on günü rahmet günleri, ortadaki on gün mağfiret günleri, son günler de inşallah cehennemden kurtuluş günleri olacaktır.

Allah’ın rahmeti olan güneş, hava, su gibi nimetlerden sekiz milyar insan, nasıl faydalanıyorsa özelde bütün Müslümanların, genelde bütün insanların bu Ramazan ayının rahmetinden, mağfiretinden ve cehennemden kurtuluşu nimetinden yararlanması için çalışmalıyız. Müslüman olmayanların Müslüman olması için çalışacağız.

Nasıl çalışacağız?

Kör bir kadın veya erkeğin tren yoluna, ateş çukuruna veya uçuruma doğru gidişini gördüğümüzde onu uyarmak için nasıl koşar ve nasıl bağırırsak işte öyle çalışacağız.

Bu dünyanın ateşinde beş dakikada yanar ve biter ama cehennem ateşinde yanması, sonu gelmez senelerde devam eder.

Rabbimiz:

“Şüphesiz Allah kâfirlere lanet etmiş (rahmetinden uzaklaştırmış) ve onlar için çılgın bir ateş hazırlamıştır.

Orada ebedi olarak kalacaklar ve bir dost ve bir yardımcı da bulamayacaklar” (Ahzab süresi ayet 33/64-65).

Biz bu ayetleri bütün dünya dillerine terceme ederken, televizyonlardan okurken, gazetelerden yayınlarken kâfirlere hakaret için okumuyoruz. Hazreti Adem’den kardeşlerimiz olan bütün insanlığın Allah’ın güneşinden havasından yararlandığı gibi dininden de nasibini alsın, dünyası güzel olsun ahireti de güzel olsun diye okuruz.

Bazıları bundan da rahatsızlar.

Zalimlerin zulmüne engel olduğundan, sömürgenlerin sömürüsüne karşı çıktığından, işgalcilerin önüne dikildiğinden, Kur’an-ı Kerim’den 300 kadar ayetin çıkarılmasını isterlerken, bas bas bağıran bu adamlar, tımarhanede kendisine şifa olacak ilaç şişesini kıranlar, doktora ve hemşireye saldıranlar gibi oluyorlar.

Olsun. Aldırmayın. Doktor ve hemşire gibi davranın. “Adam, rahatsız olmasa buraya gelmezdi ve ilaç şişesini kırmazdı, kendisine yardım edeni dövmezdi” deyin ve tedavi edecek ayetleri tebliğe devam ediniz.

Rabbimiz onları bize tanıtırken:

“Küfredenler, çağırma ve bağırmadan başkasını duymadan haykırana benzerler. Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bu yüzden düşünemezler de” diyor (Bakara süresi ayet 2/171).

Öyle olunca, çıkarlarına bakarken ayaklarının bu dünyada zulme, öbür dünyada cehenneme doğru kayan bu adamlara merhametle muamele ederek karşısına dikilip “Kavli Leyyin” en yumuşak sözlerle akıllarının başlarına gelmesini sağlamaya, gelmezse haddini bildirmeye çalışıp zararları önlenmelidir.

Bugün de tatlı dil, güler yüz, bal gibi sözlerle, akraba ve arkadaşlarımızdan geçen sene oruç tutmayanların, bu sene tutması için çalışmaya devam edeceğiz.

Dilimizi yalandan, gıybetten, iftiradan ve boş lakırdılardan uzak tutalım.

Annemize, babamıza, eşimize, çocuklarımıza, kardeşlerimize, komşularımıza, arkadaşlarımıza, tanıdığımıza, tanımadığımıza gönül alıcı, yüreğini ferahlatıcı, başındaki dumanları giderici sözler söylemeye dikkat edelim.