CHP âdeti olduğu üzere yine çalkantılı bir döneme girdi.
Bir kısım CHP’liler Genel Başkan Kılıçdaroğlu ve ekibinin kenara çekilmesini istiyor.
Ötekiler yani Kılıçdaroğlu ve arkadaşları ise “Kimse bize başarısız diyemez” diyerek muhaliflere meydan okuyor.
Seçim sürecini çok başarılı bir şekilde yönettiklerini düşünen Kılıçdaroğlu ve arkadaşları muhalefet edenlere “Nerede hata yaptık ki?” diye soruyor.
CHP’de yıllardır süre gelen olay yani aynı açmaz, aynı hal devam edip gidiyor.
Bazı CHP’liler ise Genel Merkez ekibinin bu pişkin tavrı karşısında “Acil bir değişiklik zorunlu hale geldi” diyor. Evet, bu tartışmalar sonunda CHP’de kurultay toplanabilir ve yönetim değişebilir. Ama bu değişim sadece isimlerle sınırlı kalır.
Ahmet gider, Mehmet gelir!
Ya da Ali gelir, Veli gider!
Ancak bu sıkıntıların temel kaynağını oluşturan kafa yapısına hiçbir şeycik olmaz! O yerini ve konumunu aynen korur!
Bu nedenle bugün şikâyetçi oldukları konular yeni isimlerin iş başı yapması ile giderilmiş olmaz.
İnsanlar bir süre değişikliğin işe yarayacağını sanarak beklerler ama sonunda bakarlar ki değişen bir şey yok!
İnönü-Ecevit mücadelesinden bugüne kadar CHP çatısı altında yaşananları şöyle bir hatırlarsanız ne demek istediğimizi çok daha iyi anlayacağınızdan eminiz.
Bu parti tek parti dönemindeki icraatlarından dolayı milletle arasına öyle bir mesafe koymuş durumda ki!
Bu mesafeyi kapatacak babayiğit henüz ortalıkta gözükmüyor.
Girdikleri her seçimden mağlup olarak çıkmaları da parti içi sorunların giderek büyümesine yol açıyor.
Kimi CHP’liler sorunların halli için yöneticileri değiştirmek gerektiğini düşünüyorlar.
Ancak mesele bu kadar basit değil.
CHP’nin yönetici değişikliğinden çok zihniyet değişikliğine ihtiyacı bulunuyor.
Milletle inatlaşmak ve zıtlaşmak yerine millet ile el ele vermek gerektiğini bir türlü idrak edemiyorlar.
Kendileri gibi düşünen bir kitlenin olduğu doğru ama bu da iktidar olmalarına yetmiyor işte.
CHP’nin sorunu isimlerde değil zihniyette!