Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın yaptığı açıklamalar ile sadece 17-25 Aralık süreci değil süreci Yüce Divan’a göndermeyen kararlar da tartışmaya açılmış bulunuyor.

17-25 Aralık Soruşturma Komisyonu Başkanı o günlerde “adil bir soruşturma yaptıklarını” iddia ederken aynı komisyonun üyelerinden “soruşturma yapamadıklarını” ileri sürenler de var.

Evet, Erdoğan Bayraktar’ın 17-25 Aralık süreci ile ilgili açıklamaları konunun taraflarını “yeni açıklamalar” yapmaya zorladı!

Komisyon Başkanı “adil bir soruşturma” yaptıklarını bu nedenle “vicdanının rahat” olduğunu ifade ederek şöyle diyor:

“Cumhurbaşkanıyla o dönem bu konuyu hiç görüşmedik.

Kararımıza katılırlar katılmazlar ama adil bir soruşturma yaptık.

CHP’li iki üye de adil bir çalışma yaptığım için bana teşekkür etti. Adil olmadığımı muhalefetten de söyleyen olmamıştı.

Bir karar verdik kimisi beğenir kimisi beğenmez.

Ama öyle tehdit edilme gibi şeyler yok. 

Bunları nereden çıkarıyorlar anlamadım.

Benim vicdanım rahat.”

Aynı Komisyonun bir başka üyesi ise bakın konuyla ilgili olarak neler söylüyor:

“Soruşturma yaptık deniliyor ama biz soruşturma yapamadık. Başkan mikrofonu kapattırarak dedi ki ben eski bir savcıyım.

Kuşkulu bir durum varsa takipsizlik kararı verilir. Ama bu normal vatandaşlar için geçerlidir. Siyasetçiler için böyle olmamalıdır.

Çünkü savcılık takipsizlik kararı verse bile siyasetçiye yönelik suçlamalar yafta gibi boynunda asılı kalır. Bu nedenle siyasetçilerin Yüce Divan’a giderek aklanmaları doğru olur.

Ama bir not geldi önüne. Ne olduysa o zaman oldu. ‘Ailevi bir problem var dedi’ çıktı gitti. Geldiğinde dedi ki: ‘Bunu yılbaşından sonraya bırakalım.’ Yılbaşından sonra toplandığımızda ne yapacaklarını iyi biliyorlardı.”

Aynı konuyla ilgili iki farklı anlatımla karşı karşıyayız. Hangi anlatım gerçekleri birebir yansıtıyor? Biz bir karar verebilmiş değiliz.

Size hangi anlatım daha gerçekçi geliyor?

Yüreğinize hangisi doğru geliyorsa onu kabul edin!

Ve 17-25 Aralık sürecini öyle değerlendirin!