Mübarek üç ayların ikincisi olan Şaban ayına girmiş bulunuyoruz. Allah Resulü (s.a.v.) Efendimiz bu üç ayın ilki olan Recep ayına girdiğinde: “Allah’ım! Recep ve Şaban’ı hakkımızda mübarek kıl, bizi Ramazan’a ulaştır” diye dua eder ve bu aylara bir kez daha kavuşmanın sevincini yaşardı.

Usame b. Zeyd’in rivayet ettiği hadiste Şaban ayının fazileti şöyle anlatılmaktadır:

Usame b. Zeyd diyor ki: Ben Resûlüllaha  (s.a.v.): “Ey Allah’ın Resulü! Ben senin başka hiçbir ayda tutmadığın kadar orucu bu ayda tuttuğunu görüyorum” dedim. Bunun üzerine Resûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Recep ve Ramazan ayları arasında (öyle faziletli) bir ay vardır ki insanların çoğu bundan gafildir. Bu öyle bir aydır ki, ameller, âlemlerin Rabbine bu ayda yükseltilir. Ben de oruçlu iken amellerimin yükseltilmesini severim.” (Nesai, 2329).

Ameller Yüce Allah’ın katına; günlük, haftalık ve yıllık olarak üç aşamalı bir şekilde arz olunur. Diğer ikisi de hadis-i şeriflerde şöyle bildirilmiştir:

Ebu Hureyre (r.a.) şöyle rivayet ediyor:

“Birbiri ardınca birtakım melekler geceleyin, birtakım melekler de gündüzleyin sizin aranıza gelirler. Bunlar sabah namazı ile ikindi namazında bir araya toplanırlar. Sonra sizin aranızda geceleyenler semaya çıkarlar. Rableri kullarının hallerini pekâlâ bildiği halde onlara kullarımı ne halde bıraktınız? diye sorar. Melekler: Onları namaz kılarken bıraktık. Kendilerine vardığımız zamanda yine namaz kılarken bulduk, derler.” (Buhari, 555; Müslim, 632).

Amellerin haftalık olarak sunulduğunu bildiren hadis-i şerifi yine Ebu Hureyre (r.a.) rivayet ediyor. Diyor ki Resûlüllahı (s.a.v.) şöyle söylerken işittim:

“Âdemoğlunun amelleri her Perşembe günü Cuma gecesi (Allah’a) arz olunur.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned).

Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz her aydan üç gün oruç tutardı. Ancak bazı sebeplerden dolayı tutamadıkları da olurdu. İşte bu tutamadığı oruçlarına karşılık Şaban ayında oruç tutardır. Bunun için de en çok nafile orucu bu ayda tutmuş olurdu.

Diğer yandan Şaban ayının 15. gecesi çok mübarek bir gece olan Berat gecesidir.   Resûlüllah (s.a.v.) bu gecenin fazileti hakkında şöyle buyurmuştur:

“Şaban ayının yarısı on beşinci gecesi olunca, o geceyi ibadetle, gündüzünü oruçla geçiriniz. Çünkü Cenâb-ı Allah’ın rahmeti o gece güneşin batmasıyla dünya semasına tecelli eder ve şöyle nida eder: ‘Bağışlanmak, af dileyen yok mu? Onu affedeyim, günahlarını bağışlayayım. Rızık isteyen yok mu? Ona rızık vereyim. Şifa dileyen yok mu? Ona şifa vereyim. Bir derde müptela olan yok mu? Derdine deva vereyim.’ Bu hâl güneş doğuncaya kadar devam eder.” (İbn Mace, İkame.191).

“Allah Teâlâ Şaban’ın on beşinci geresi (Berat gecesi) tecelli eder ve ana-babaya asi olanlarla Allah’a ortak koşanlar dışında bütün kullarını bağışlar.” (İbn Mace, İkametü’s-Salât, 191; Tirmizî, Savm, 38).

Nafile oruç tutmanın diğer nafile ibadetlere açık bir üstünlüğü vardır. Bunun için bu ayda en çok nafile oruçla meşgul olmak lazımdır. Ayıca bu ayda tutulan oruçlar sünnete ittiba etme bakımından da ayrı bir değere sahiptir. Allah Resulü, “Kimin hayatı oruçlu iken son bulursa cennete girer” (Bezzar; Müsned, 2476)  buyurarak orucun üstünlüğüne işaret etmiştir. 

Diğer taraftan orucun ve Kur’an-ı Kerim’in ahirette şefaatçi olacağı bildirilmiştir. Abdullah İbni Amr’ın (r.a.) rivayet etmiş olduğu bir hâdis-i şefte şöyle buyrulmuştur:

“Oruç ve Kur’ân kıyamet gününde kula şefaat edeceklerdir. Şöyle ki: Oruç, ‘Ey Rabbim! Ben onu gündüzleri yemekten ve şehvetlerinden men ettim, onun için beni, onun hakkında şefaatçi kıl’ diyecek, Kur’an da, ‘Ben onu geceleri uykusuz bıraktım, beni de onun hakkında şefaatçi kıl’ diyecek, böylece ikisi de (o kula) şefaat edeceklerdir.” (Müstedrek, 1979; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 6454).

Allahümme barik lena fi Recebe ve Şa’ban ve belliğna Ramazan.