Kapitalist sistemlerde birey kendini özgürmüş gibi hisseder, aslında mevcut olan ve insanı köleleştiren sistemin bir parçasıdır. Batı klasik anlamda köleliği terk etmiş olsa da, insanı köleleştirmekten asla vazgeçmemiştir. Bir şekilde insanı kendi yapmış olduğu sistemin içine katarak köleleştirmiştir. Kredi kartı bunun bir örneğidir. Batı her gittiği ülkelerde hep efendiyi oynamıştır ve efendi olabilmek için de gerekirse kan dökmüştür. Bugünkü modern kölelikte eskiden bir yatırımdı, kölenin ticari değeri “Sahibinin” muamelesini etkiliyordu. Bugünse “köle” sudan ucuz. O yüzden kullanıp atıyorlar. AVM’lerde saat 9.30’da işe başlayan ve 12-13 saat bir fiil çalışan işçi bir köle değil midir Yemek molası, çay saati gibi hakları yerine getiriliyor mu Sekiz saatten sonrası mesai olarak mı işçiye yansımaktadır Yoksa asgari ücret verilerek; “iş bulduğuna şükret, bunu da bulamayanlar var” deyip azarlıyorlar mı   Devlet neden bu konuda gerekli önlemi almaz Kredi kartı borçlarından dolayı, faiz belasının girdabında debelenip duran binlerce insan, borcunu ödemek için kaçak çalışmaktadır. Sendikacılığın işçilerin haklarını aramaktan çok ideolojileriyle hareket eden bir kurum haline geldiği ülkemizde, hükümet özel istihdam büroları eliyle kiralık işçi modelini hayata geçirmeye çalışıyor. Milli Gazete’nin haberine göre “Taşeronluğu bile aratır hale getirecek olan ve yakın bir gelecekte iş barışını ortadan kaldırarak çalışma hayatını zehir edecek olan bu model tamamen yabancı sermaye istediği için getirilmek isteniyor. Hükümette bu yolla işçilik maliyetlerini daha da ucuzlatarak yabancı sermaye için Türkiye’yi cazibeli hale getirecek.”

İşkur’un ve işkur’a bağlı istihdam bürolarının işe gönderdiği işçi, işverenin çalışanı olmaktadır. Yeni gelecek sistemde ise; işçi istihdam bürolarının çalışanı olacak, aylık alan bir işçi durumundan çok saatlik ya da günlük çalışan işçi statüsünde olacaktır. Dolayısıyla kahvehane köşelerinde oturup, istihdam bürosunun iş için aramasını bekleyecektir. Kapitalizm kredi kartı kölelerine bir de kiralık işçiyi katarak köle pazarını genişletmektedir. Yakında, “oğlunuz ne iş yapıyor ” sorusuna, “Kiralık işçi” cevabını duyarsak hiç şaşmayalım. Yine Milli Gazete’nin haberine göre, Özel kölelik sistemi şöyle işleyecek; “İş arayan birey her hangi bir işyerine değil bu bürolara başvuracak. İşverenler de aradıkları işçileri bu bürolardan talep edecekler. Burada İşkur’un ve mevcut Özel İstihdam Bürolarının yaptığı gibi aracılıkla, kiralık işçinin kesinlikle karıştırılmaması gerekiyor. Aracılıkta iş bulunduğunda aracı olan ortadan çekilirken, kiralık işçide durum böyle değil. Yani İşkur veya aynı görevi gören Özel İstihdam Büroları aracılığıyla iş bulan birey, İşkur’un ve Özel İstihdam Bürosu’nun işçisi değil asıl işverenin işçisi olarak çalışıyor ve kanuni haklarını da ona göre kullanıyor. Kiralık işçi düzeninde ise Özel İstihdam Büroları bu işçileri kiralayacak. İşçi çalıştığı işyerinin işçisi olmayacak. Yapacağı işin süresine göre o işyerinde çalışacak. Ücretini de kendisini o işyerine kiralayan özel istihdam bürosundan alacak. Burada işçinin alacağı ücret, asıl işverenin verdiği ücret üzerinden değil Özel İstihdam Bürosu’nun belirlediği rakam üzerinden ödenecek.”

Her şey batı sermayesinin ülkemize gelip, rahat bir şekilde para kazanmalarını sağlamak adına yapılmaktadır. İş Kanunu’ndaki düzenlemelere rağmen emeğe yönelik suiistimaller ülkemizde yaygın bir şekilde yaşanırken bu modelle birlikte denetlenemeyen suiistimaller tamamen meşrulaştırılacak ve bu kanunun hayata geçmesiyle hükümet iyice ipin ucunu kaçıracaktır. Bankalar bunun en iyi örneği. Kendi uydurdukları ve hiç bir yasal dayanağı olmayan yaklaşık 100 kalemden müşterilerinden para kesmektedirler. Kendileriyle işlem yapan vatandaştan yüzün üzerinde değişik kalemde ‘haraç’ kesen bankalar, şimdi de ekstrelere 3 lira 5 lira gibi kaynağı belli olmayan meblağlar eklemeye başladı. Bankaların kartel oluşturdukları tespit edilmiş ve fındıkkabuğunu doldurmayacak kadar cüzi cezalar almışlardır. Bankalar ekonomik nefret sucu işlemektedirler. TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek olan, “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun Tasarısı” ile bankaların tüketiciden alacağı ücretler, kredi kartları, maketten konut satışı, aldatıcı reklamların denetimi gibi pek çok konuda devrim niteliğinde olan bu düzenlemelerin bir an önce yasalaşması ve bu düzenlemelerin içine, avukatların yapmış olduğu tahsilâtları da düzenleyecek maddeler eklenmesi gerekmektedir. Avukatlıktan çok çağrı merkezi kurarak, borçlular üzerine baskı yapmak suretiyle tahsilât yapmaktadırlar. Bu durum birçok borçlunun psikolojisini bozmakta ve intihar etmesine sebep olmaktadır.

Hükümet sürekli paketler açıklamakta, fakat sıcak para çıkmasın diye taahhüdü ihlal hapis cezasıyla alakalı bir af çıkartmadığı gibi gündemine bile almamaktadır. Suçlu ile borçlunun birbirine karıştığı bir ülke haline geldik. Bütün dünyanın takdir ettiği Marmaray projesini hayata geçiriyorsunuz, diğer taraftan İslam’ın asla benimsemediği faize dayalı kölelik sistemini kaldırmak yâda azaltmak için bir çalışma yapmıyorsunuz. Güçlü Türkiye mutlu toplumdan geçmektedir. Hukukta ve ticaret hayatında adaleti sağlayabilirseniz, önder ve örnek bir ülke olarak, global dünyada saygın ve sözü dinlenen bir ülke haline gelirsiniz. Güçlü silahlarımızla değil, adaletimizle gündeme gelmek asli görevimiz olmalıdır.