Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, İslam’ı bir hayat nizamı olarak gönderen, hesap gününün hâkimi, Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve sahabelerine olsun.

İnsanlar tarih boyunca hep Milli Görüş (İslam) ile saadet bulmuşlardır. Batılı, kaba kuvveti üstün tutup, nefislerini ilah edindikleri zaman da, köle olmuşlar ve zulme uğramışlardır. İnsanlık tarihi, bu gerçeği istisnasız her vesile ve sayısız misaller ile net bir şekilde göstermekte ve ispat etmektedir.

Tarihimize baktığımızda, Selçuklular ve Osmanlılar döneminde bin yıl Milli Görüş ile dünyaya hâkim olmuşuz, bütün dünyada adil bir düzen kurup huzur, barış ve saadeti sağlamışız. Fakat yaklaşık son üç asırdan beri maddi güç ırkçı emperyalizmin kontrolüne geçmiş ve bu yüzden de insanlık huzur, barış ve adalete hasret kalmıştır.

İnsanlığın saadeti için 5 şeye ihtiyaç vardır. 1- Huzur, barış ve kardeşlik, 2- İnsan hakları ve hürriyetler, 3- Adalet: Hürriyetlerin çatıştığı yerde hudutların adaletle çizilmesi, 4- Refah, 5- İzzet, şeref ve onur. Bir ülkenin içinde bulunduğu sıkıntılardan kurtulup saadete ulaşması bu beş şeyin gerçekleşmesine bağlıdır. Bu beş şey ise ancak Milli Görüş ile temin edilebilir.

1. HUZUR, BARIŞ, KARDEŞLİK: Bunlar yönetimin ana ilkesinin kin, hırs, intikam değil, SEVGİ ve ŞEFKAT olmasına bağlıdır. Milli Görüşün temel ilkesi SEVGİ ve ŞEFKAT’tir. Bunun için uzlaşma ve adil barış teklifi getirmektedir. Milli Görüş’ün dışındaki AKP ve muhalefeti zihniyeti ve kadrolarının temel ilkesi birbirinin aynıdır. Temellerinde hırs, kin ve intikam olan sözleri hiç çekinmeden söyleyebiliyorlar. Dün Firavun: “şayet Musa’ya inanırsanız ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keserim” derken bugün “Milli Görüş-Saadet Partisi ile değil, benimle olacaksın, yoksa sana hayat hakkı tanımam”, bin yıl da geçse bu zulmü devam ettireceğiz demektedirler. Bu düşünce ile topluma huzur getirmek mümkün olmaz.

2. İNSAN HAKLARI VE HÜRRİYETLER: MİLLİ GÖRÜŞ herkese hürriyet, herkese insan hakkını vermenin mücadelesini verirken, diğerleri yani “HAYIR”cılar ve işbirlikçileri. “Biz buna razı olamayız, bu hakları verirsek iktidarımız elden gider, kamusal alanda Milli Görüş’ün muktedir olmasına müsaade edemeyiz. Bunlar çoğalır da muktedir olurlarsa, bizim yaptığımızı bize yaparlarsa ne yapacağız. Onun için herkese hak ve özgürlük tanıyamayız” demektedirler. Hâlbuki tarihimiz bize hak veriyor. Karşımızdakilerin vehimlerinin yersiz olduğunu gösteriyor. İşte Osmanlı’daki engin hoşgörülü tatbikat ortadadır. İnsanların saadeti, hürriyetler ortamında yeşerir ve gerçekleşir.

3. ADALET: İnsan haklarını topluma çok görenler adaleti kendi elleriyle yok etmiş olurlar. İnsan hakkı olmayan yerde ADALET olmaz. İnsan; haklarını ancak, Milli Görüş ile elde edebilir. Dışımızdaki zihniyetler ise “Benim hakkım olsun, seninki olmasın” görüşündedirler. Hâlbuki hak verilmeyince zulüm olur. Böyle bir ortamda saadet olmaz.

4. REFAH VE KALKINMA: Bu, insanların ihtiyaçlarını ucuz ve bol elde etmeleri demektir. Ülkemiz, yer altı ve yerüstü zengin kaynaklara sahiptir. Allah’ın verdiği bu nimetler servete çevrildiğinde milletimizin refah seviyesi yükselecek aç açık kalmayacaktır. Refah’ın sağlanması için yukarıda belirtilen üç esasın olması gerekir. Refah bunların sonucudur. Bu ise ancak Milli Görüş ile sağlanabilir. İşbirlikçiler ise kendilerini destekleyen ırkçı emperyalizm ve çıkar çevrelerinin refahını düşünüyorlar. Toplumumuzun çok küçük bir kesimi, yani işbirlikçi sermaye, diğer tabiriyle rantiyeciler doymak bilmiyor, toplanan vergilerin tamamı faizle rantiyeye aktarılıyor yetmiyor. Anadolu sermayesini ezelim ki bize rakip olmasınlar diye sadece kendi çıkarlarını yürütüyorlar. Halk fakirleşiyor. Rantiyeciler güçleniyor. 

5. İZZET, ŞEREF VE ONUR: İzzet, kuvvet, üstünlük, aziz olma, şeref ve değerlilik anlamındadır. Müslümanlar Allah ve Resulünün emir ve yasaklarına itaat ettikleri için üstünlük ve şeref kazanırlar. FATIR 10: “Kim izzet ve şeref istiyor idiyse, bilsin ki, izzet ve şerefin hepsi Allah’ındır. O’na ancak güzel sözler yükselir (ulaşır). Onları da Allah’a SALİH AMEL ulaştırır. Kötülüklerle düzen kuranlara gelince, onlar için çetin bir azap vardır ve onların düzeni bozulur.”

İzzetin karşıtı ZİLLETTİR. Buna rağmen, dünya ölçülerini esas alan şuursuz bazı kimseler, kendilerini ve sahip oldukları değerleri aşağı ve zelil, buna karşın inançlarımızın müşrik, inkârcı, münafık ve zalim saydığı kimseleri üstün görebiliyorlar. Onların bu zayıf tarafını bilen şer çevreleri onlara tepeden bakıyor, kibirleniyor ve onları kullanabiliyorlar.

İnsan haklarının, refahın, adaletin olmadığı bir ülkeye kimse saygı duymaz. İzzet, şeref ve onur ancak ilk dört şart yerine geldikten sonra kazanılır. Tarihteki şerefli yerimizi almamız ancak Milli Görüşle gerçekleşecektir. Mazlumlar ayağa kalktığında zalimler diz çökecektir.

Aynı zamanda saygınlık için kendi tarihi ile iftihar edebilmek gerekir. Kendi tarihini inkâr edenlere dünya itibar etmiyor. Hedefimiz yeniden Büyük Ülke olmaktır. Yeniden Büyük Türkiye’yi kurmaktır. İşte bu sebeplerden dolayı buhrandan kurtuluş ve saadete ulaşmak, her alanda ancak MİLLİ GÖRÜŞ ile mümkündür. Bunun için 7 Haziran seçimleri önemlidir ve milletimiz tek başına SAADET PARTİSİ’Nİ iktidar yapacaktır. Başka da çare yoktur vesselam.