BUGÜN her zamankinden daha fazla “canımızı sıksa da doğruyu gösteren eleştirilere” ihtiyacımız var. Çünkü yazılanlarla yapılanlar çok farklı… Bunu en fazla ekonomide yaşıyoruz. Devletin temel ekonomik politika metinleriyle yapılanlar arasında bir fark oluştu. 9. Kalkınma planını da aynı parti hazırladığı halde 10. Kalkınma planında bunların düzeltileceğine vurgu yapılıyor. Sanki başka bir parti gelmiş gibi! Ama sonuç ortada: hükümet seçim ekonomisi uyguluyor, ancak bu dahi piyasaları hareketlendirmeye yetmiyor.

Kısa vadeli ve geçici eğilimler tarafından yönlendiriliyoruz. Vatandaşımızın umduğu gelecek ile bulabileceği arasındaki fark sürekli artıyor. Ekonomi TL bazında yüzde 2.9 büyümüş gözükse de, dolar bazında % 2.8 küçüldü! Gerçek enflasyonun % 8.7 değil, % 13.8! Ekonomide dünyadaki yerimiz 17. sıradan 18. sıraya geriledi! Bu yüzden de açıklanan istihdam ve yapısal reform paketi ve dönüşüm programları, olumsuz eğilimlerin yönünü değiştirebilecek bir ağırlık taşımıyor.

Vatandaşın ekonomiyle ilgili düşüncelerinin seçmen yapısını nasıl etkilediğini görebilmek için yapılan araştırma sonuçları, neredeyse ekonomiyi sorun olarak görenlerin oranının iki kat artmış olduğunu gözler önüne seriyor. İşsizlik ve geçim sıkıntısı vatandaşın neredeyse yüzde 53’ünün birincil sorunu ve endişe algısı ve hassasiyetlerin çok yüksek olduğu bir aşamada bulunuyor. Kimse konuşmuyor ama büyümenin düşük seyretmesi bir süre herkesi etkileyecek. Son dönemde 2.2 milyar dolar tutarında kayıtlı sermaye çıkışı oldu. Bu 30 aydır ilk kez olan bir şey! Geçici olması gereken tedbirler kalıcı oldu ve kalıcı beklentiler de bugün geçici bir görünüm arz etmeye başladı.

Üretmeden tükettik ve tükendik! Türkiye, 342 AVM ile Avrupa’da 1. sırada! Halbuki, AVM’ler yerine, 342 tane sanayi ve teknoloji tesisi yapılsaydı dünyanın en güçlü 10. ülkesi olurduk. İmalat sanayinin payı yüzde 14’e inmiş bir ülke olduk. Kaynağımız az ve onu da üretken alanlarda kullanamıyoruz. Çünkü Ar-Ge harcamaları milli gelirin yüzde 1’i bile değil! Bu yüzden şu anda Türkiye’nin en büyük imalatçıları arsa alıyor!

Herkes sorguluyor: Bir ülkede vergi ödeyen firmalar arasında ilk on firmanın sekizi banka ise, bu sistem kime çalışır Bir ülkede ‘sorunlu kredileri en iyi yöneten, yılın bankacısı olur’sa; KOBİ’leri bankalara mahkûm eden yöneticiler yılın “ne”yi seçilir Kara listeye girenlerin sayısı artar, kredi kullanım oranı katlanırsa bir ülkede “istikrar” neye yarar! Sorgulayan insanımız kırılma noktasında ve bütün bu gelişmeleri “başkanlık” oyunuyla perdelemeye çalışanların farkında!

Şimdi algılar değil, hakikatler konuşulacak! Çünkü bu ülkede akıl tutulmasına son veren bir hamle yapıldı! Türkiye’nin haktan, hukuktan, mazlumlardan yana olan güçlü ısrarı sonuç verdi: “milli ittifak” kuruldu. Ve “milli iradenin millet lehine sonuç vermesi için, milletimizin Saadet’i için Büyük Birlik sağlandı. Ayrıştırmaya, kutuplaştırmaya değil, kucaklamaya, birleştirmeye olan özlem karşılığını buldu. Türkiye’nin geleceğinin oylanacağı 7 Haziran seçimleri öncesi bütün herkesin merakla beklediği güç birliği sağlandı. Türkiye’yi heyecanlandıran, seçmeni umutlandıranlara teşekkür borçluyuz. Bu borcu sandıkta ödemeye de kararlıyız.