Teknik Elemanlar Derneği (TEKDER) Genel Başkanı Nurdoğan Öztürk Milli Gazete'nin Sorularını Cevapladı.
Milli Görüş Kuruluşları'ndan (MİL-KO) olan Teknik Elemanlar Derneği (TEKDER) çok ehemmiyetli, misyonu ve vizyonu olan bir kuruluş. Teknolojinin ışık hızıyla ilerlediği günümüzde gelişmeleri nasıl okumamız lazım? Özellikle, Erbakan Hoca'nın çok merak edilen öngörüleri ne manaya geliyor? Merak edilen soruların cevabını aramak için TEKDER Genel Başkanı Nurdoğan Öztürk'ün kapısını çaldık...
TEKDER... Teknik Elemanlar Derneği (TEKDER)...
1970'lerin başında, Milli Görüş lideri, Refah-Yol Hükümeti Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın öncülüğünde kurulan Milli Görüş Kuruluşları'ndan (MİL-KO) birisi.
* TEKDER'in misyonu ve vizyonu nedir? Hedefi nedir?
* TEKDER'in amaçları, yapmak istedikleri nelerdir?
* Erbakan Hoca'nın teknolojiye ilişkin yaptığı açıklamaların perde arkasını nasıl okumak icap eder?
* 4+4+4 kesintisiz eğitim teknik eleman yetiştirme noktasında nasıl bir etki meydana getiriyor?
* Yapay Zeka'nın geleceğini nasıl yorumlamak gerekiyor?
Tüm bu hususları Milli Görüş Kuruluşlarından Teknik Elemanlar Derneği (TEKDER) Genel Başkanı Nurdoğan Öztürk'le konuştuk.
Milli Gazete Pazar Sohbeti'nin bu haftaki konuğu Teknik Elemanlar Derneği (TEKDER) Genel Başkanı Nurdoğan Öztürk.
Milli Gazete yazarı Adnan Öksüz sordu, TEKDER Genel Başkanı Nurdoğan Öztürk cevapladı.

SORU: Teknik elemanlar denilince ilk akla gelen yetişmiş, kalifiye insan gücü. Son dönemin en tartışmalı konularından biri 4+4+4 kesintisiz eğitim. 12 yıl kesintisiz eğitimin mesleki alanlarda engel teşkil ettiğine ilişkin yaygın bir kanaat var. Bu kanaate katılır mısınız? Yapılması gereken nedir?
NURDOĞAN ÖZTÜRK: Teknik Elemanlar Derneği (TEKDER) olarak, yaygın kanaatin tamamen temelsiz olmadığını belirtmek isteriz. Kesintisiz ve tek tip bir eğitim modeli, erken yaşta yetenek ve eğilimlerin keşfedilmesini zorlaştırmakta; teknik becerilerin kazandırılmasını geciktirmektedir. Oysa teknik alanlarda ustalık, erken temas, süreklilik ve uygulamayla gelişir.
Sorun eğitimin süresi değil, esnekliğinin olmamasıdır. Her öğrenciyi aynı akademik hatta zorlamak; ne teknik kapasiteyi artırmakta ne de istihdam sorununu çözmektedir. Bu yaklaşım, mesleki eğitimi geciktirmekte, sanayinin ihtiyaç duyduğu nitelikli ara ve teknik insan kaynağını daraltmaktadır.
Yapılması gereken; 12 yılın tamamını zorunlu kılmak yerine, belirli aşamalardan sonra yönlendirme ve geçişlere imkân tanıyan, mesleki eğitimi erken dönemde seçenek haline getiren bir model oluşturmaktır. Meslek liseleri ve teknik eğitim merkezleri, “son çare” değil, bilinçli bir tercih olarak konumlandırılmalıdır.
Teknik kalkınma, ancak teknik insan gücünün doğru zamanda ve doğru yöntemlerle yetiştirilmesiyle mümkündür. Eğitim sistemi, herkesi aynı kalıba sokarak değil; yeteneğe, ihtiyaca ve ülke gerçeklerine göre şekillendirilmelidir.
LİYAKATİ ESAS KABUL EDEN, ÜRETEN VE GELİŞİME AÇIK BİR YAPI!
SORU: TEKDER'in, çalışma, eğitim ve öğretim hayatında; insani değerleri koruyan ve gözeten, liyakati esas alan, gelişime katkı sunan, üreten, adil, gelişmiş bir yapının inşası için çalıştığını biliyoruz. Bu yapının tam manasıyla kurulması için neler yapılması gerekir?
NURDOĞAN ÖZTÜRK: Adil ve Üreten Bir Yapı İçin: İnsan, Liyakat ve Sistem: Teknik Elemanlar Derneği (TEKDER), çalışma, eğitim ve öğretim hayatında; insani değerleri merkeze alan, liyakati esas kabul eden, üreten ve gelişime açık bir yapının inşasını temel hedef olarak görmektedir. Ancak bu hedef, yalnızca iyi niyetle değil, doğru politikalar ve güçlü bir sistemle mümkün olabilir. Bu yapının tam anlamıyla kurulabilmesi için öncelikle liyakat ilkesinin sözde değil, fiilen uygulanması gerekmektedir. Eğitimden istihdama, atamadan yükselmeye kadar tüm süreçler; şeffaf, ölçülebilir ve denetlenebilir kriterlere dayanmalıdır. Emek ve bilgi karşılık bulmadığında, ne adalet ne de verimlilik sağlanabilir.
İkinci olarak, eğitim sistemi insanı merkeze alan bir anlayışla yeniden ele alınmalıdır. Akademik başarı kadar mesleki beceri, etik değerler ve üretim kültürü de eğitim süreçlerinin ayrılmaz parçası olmalıdır. Gençlerin yeteneklerine göre yönlendirildiği, mesleki eğitimin itibarlı bir seçenek haline geldiği bir yapı kaçınılmazdır. Çalışma hayatında ise güvenceli istihdam, adil ücret ve sürekli gelişim olanakları sağlanmalıdır. Teknik bilgi hızla eskiyorken, çalışanların kendini yenileyebileceği ortamlar oluşturulmadan kalkınmadan söz edilemez.
TEKDER’e göre; adil, gelişmiş ve üreten bir toplum, insanı araç değil amaç olarak gören bir sistemle mümkündür. Bu sistemin kurulması, yalnızca teknik elemanların değil, ülkenin ortak geleceğinin meselesidir.
TEKNİĞİN, YAPAY ZEKÂNIN VE TÜM TEKNOLOJİK İLERLEMENİN ÖN ŞARTI AHLAK VE MANEVİYATTIR
SORU: Teknolojinin geldiği nokta göz önüne alındığında,"teknik" kavramının birkaç adım ötesi sizce nedir? Mesela, bu bağlamda Yapay Zeka'yı ve geleceğini yorumlar mısınız?
NURDOĞAN ÖZTÜRK: Önce Ahlak ve Maneviyat: Tekniğin ve Yapay Zekânın İstikameti. Teknolojinin ulaştığı seviye, “teknik” kavramını yeni bir eşiğe taşımıştır. Ancak Teknik Elemanlar Derneği (TEKDER) olarak altını özellikle çiziyoruz; Tekniğin, yapay zekânın ve tüm teknolojik ilerlemenin ön şartı ahlak ve maneviyattır. Bu değerlerden yoksun bir gelişme, ilerleme değil; risk ve adaletsizlik üretir.
Teknik, geçmişte doğru yöntemi uygulamak anlamına gelirdi. Bugün ise teknik; veriyi okuyabilen, sistemi yöneten ve sonuçlarının toplumsal etkisini öngörebilen bir bilinç gerektiriyor. Yapay zekâ, bu dönüşümün en somut örneğidir. Öğrenen ve karar destek sunan bu sistemler, insanlığa büyük imkânlar sunarken, aynı zamanda ciddi sorumluluklar da yüklemektedir. Yapay zekânın geleceği, teknik kapasitesinden çok hangi değerlerle yönlendirildiğine bağlıdır. İnsan onurunu, emeği, adaleti ve kamu yararını gözetmeyen bir dijitalleşme; ne teknik ne de bilimsel bir kazanım olarak görülebilir. İnsan denetimi ve etik çerçeve olmadan kullanılan yapay zekâ, fayda değil tehdit üretir.
TEKDER’e göre; tekniğin birkaç adım ötesi yalnızca daha akıllı makineler değil, daha bilinçli insanlar yetiştirebilmektir. Ahlak ve maneviyatla desteklenmeyen hiçbir teknoloji, toplumu ileri taşıyamaz.

ERBAKAN HOCA'NIN MUHTEŞEM ÖNGÖRÜSÜ NEDİR?
SORU: Son olarak, Milli Görüş lideri, Refah-Yol Hükümeti Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın şöyle bir öngörüsü vardı, mealen; "Uçak gemileri yaparak bu alandaki ülkeleri geçemeyiz. Biz bir uçak gemisi yapana kadar onlar misli misli yaparlar. Bizim o uçak gemilerinden atılan füzeleri öyle yönlendirmemiz lazım ki, manyetik alanlarla o füzeler ya okyanusa düşsünler ya da düşmanlar kendi gemilerini vursunlar..." Prof. Erbakan'ın bu öngörüsünü biraz daha açar mısınız?
NURDOĞAN ÖZTÜRK: Nicelikle Değil, Paradigma Değişimiyle Üstünlük: Milli Görüş lideri, Refah-Yol Hükümeti Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın savunma teknolojilerine dair dile getirdiği öngörü, bugün hâlâ güncelliğini koruyan stratejik bir bakış açısını yansıtmaktadır.
Erbakan’ın vurgusu, basitçe “uçak gemisi yapamayalım” değil; aynı oyunu oynayarak üstünlük kuramayacağımızı fark etmek üzerinedir. Bu yaklaşım, teknolojik rekabetin nicelikle değil yöntem ve paradigma değişimiyle kazanılabileceğini savunur. Gelişmiş ülkelerle aynı silah sistemlerini üretmeye çalışmak, çoğu zaman gecikmeli ve maliyetli bir yarıştır.
Erbakan’ın işaret ettiği esas nokta; rakibin gücünü etkisiz kılacak, oyunun kurallarını değiştirecek asimetrik ve yenilikçi teknolojiler geliştirmektir.
Bugün bu yaklaşımı; elektronik harp, siber savunma, yönlendirme bozma sistemleri, yapay zekâ destekli savunma çözümleri ve elektromanyetik teknolojiler üzerinden okumak mümkündür. Füzenin kendisini üretmekten ziyade, onu hedefinden saptıran ya da işlevsiz hale getiren sistemler geliştirmek; teknik aklın ve stratejik mühendisliğin doğal sonucudur.
Teknik Elemanlar Derneği (TEKDER) olarak bu öngörüyü, yalnızca savunma sanayi ile sınırlı görmüyoruz. Bu anlayış; eğitimden sanayiye, teknolojiden ekonomiye kadar her alanda taklit eden değil, yön değiştiren çözümler üreten bir yaklaşımı ifade etmektedir. Gerçek ilerleme, başkalarının hızına yetişmeye çalışmakla değil; oyunu başka bir düzleme taşımakla mümkündür.
Konfor Alanını Aşmadan Gelecek Kurulmaz: Bugün teknik eğitimden üretime, yapay zekâdan savunma vizyonuna kadar konuştuğumuz tüm başlıkların ortak bir gerçeği vardır; Hiçbiri, konfor alanından çıkmadan ve alışılmış, bastırılmış sığlıktan sıyrılmadan hayata geçirilemez.
TEKDER’e göre gerçek dönüşüm; bireyden kuruma, eğitimden çalışma hayatına kadar herkesin daha fazla sorumluluk almasıyla mümkündür. Konfor alanını terk etmeden ne teknik akıl güçlenir ne de toplumsal ilerleme sağlanır.
Teknik Elemanlar Derneği (TEKDER) olarak açıkça ifade ediyoruz; ahlakı, liyakati ve insanı merkeze alan gelişmiş bir yapı, yalnızca doğru fikirlerle değil, çok daha fazla çalışmayı göze alan bir iradeyle kurulabilir. Mevcut durumdan şikâyet etmek kolay, bu durumu değiştirecek sorumluluğu üstlenmek ise zordur.
Teknik ilerleme; alışkanlıkları sorgulamayı, ezberleri bozmayı ve “böyle gelmiş böyle gider” anlayışını terk etmeyi gerektirir. Gelişmiş ülkelerle aramızdaki fark, çoğu zaman bilgi eksikliğinden değil; cesaret, disiplin ve süreklilik eksikliğinden kaynaklanmaktadır.
Gelecek; bekleyenlerin değil, emek verenlerin ve daha çok çalışanların olacaktır.
- Çok teşekkürler...

TEKDER'İN MİSYONU VE VİZYONU NEDİR?
TEKDER'İN MİSYONU: TEKDER, insanlığa fayda sağlamak, toplumun ihtiyaçlarını kolaylaştırmak, ülkemizi çağın ötesine taşımak amacıyla; insanımızı bilgilendirip, bilinçlendirip, tecrübe kazandırarak şuurlu, faydalı, şahsiyetli bir fert hâline getirmeyi amaç edinmektedir. Bu yolla insanımıza maddi manevi katkı sunmayı hedefler ve bunun için alternatif çözümler üretir. İleri teknolojik imkân ve araçları insanları sınırlandırmak için değil insanlığın hizmetine sunmak için üretir ve kullanır.
TEKDER’in hedef ve faaliyetleri insana hizmet, insanlığa fayda anlayışını benimser. Yeniden Büyük Türkiye, Yeni Bir Dünya, Adil Düzen için gayret eder. Bilgiye erişir, bilgiyi geliştirir ve paydaşlarına aktarır. Bireysel gelişim özelliklerinin işlendiği, kendini geliştirme fırsatlarının ortaya çıkarıldığı ortam ve imkânlar sağlanarak; milli düşünceyi benimsemiş, çağın gerektirdiği bilgi, beceri ve değerlerle donatılmış bireyler yetiştirme ve geliştirmeyi hedefler.
TEKDER'İN VİZYONU: TEKDER, Türkiye’de ve dünyada alanında söz sahibi, mesleki konularda üstün bilgi ve beceriye sahip teknik elemanlar ile bu bilgi ve beceriye ihtiyaç duyan kişi ve sektörler arası bir ağ kurar. TEKDER, oluşturduğu bağ ile farklı disiplinler arası çalışma alanı sağlar; bu yolla toplumun bütününe ulaşır, farklı bakış açıları ile olayların çözümü geniş bir perspektiften sağlanır. TEKDER, adil bir düzen şiarı ile tüm insanlığın saadeti için gayret gösterir.
TEKDER, çalışma, eğitim ve öğretim hayatında; insani değerleri koruyan ve gözeten, liyakati esas alan, gelişime katkı sunan, üreten, adil, gelişmiş bir yapının inşası için çalışır. TEKDER, bilim ve teknolojiyi takip eden, alanında deneyimli kadrosu ile kaliteli hizmet sunan, güvenilir, uluslararası düzeyde etkileşim içinde olan, tanınan ve tercih edilen, ilişkilerinde insana ve toplumun bütününe fayda sağlamayı hedefleyen lider bir kuruluş olmayı hedefler.
NURDOĞAN ÖZTÜRK KİMDİR?
Nurdoğan Öztürk, Tekder Genel Başkanıdır. Tekder’de Genel Başkan olarak ikinci dönem görevini sürdürmektedir. Lisans ve yüksek lisans eğitimini mühendislik alanında Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde (KTÜ) tamamlamıştır.
Meslek hayatına özel sektörde başlamış; özellikle büyük ölçekli ulaşım projelerinde görev almıştır. Kamu hizmetine geçişinin ardından sırasıyla TCDD, EGO ve Ankara Büyükşehir Belediyesi bünyesinde yöneticilik yapmıştır. Hâlihazırda ASKİ Genel Müdürlüğü’nde yönetici olarak kamu hizmetini sürdürmektedir.
Şehircilik, ulaşım ve bilişim başlıca uzmanlık alanlarıdır.
Teknik bilgi ile kamu yönetimini bir araya getiren yaklaşımıyla, altyapı sistemleri ve kurumsal kapasitenin geliştirilmesine yönelik çalışmalar yürütmektedir.
TEKDER HAKKINDA
Teknik Elemanlar Derneği (TEKDER), ilk olarak 1973 yılında TEKBİR adıyla, Prof. Dr. Necmettin Erbakan öncülüğünde, Enver Ergün ve arkadaşları tarafından kurulmuştur.
Türkiye’de bu alanda kurulan ilk derneklerden biri olma özelliğini taşımaktadır.
Kurucu kadro, 1977 yılında yayımlanan Ağır Sanayi Hamlesi kitabının hazırlanması ve bu vizyonun hayata geçirilmesinde öncü rol üstlenmiştir.
1980 askeri darbesi sonrasında derneklerin kapatılmasıyla faaliyetlerine ara verilmiş; 1988 yılında ise bugünkü adıyla TEKDER olarak yeniden kurulmuştur.
Dernek, kuruluşundan itibaren bu alanda yetişmiş insanları şuurlandırmayı, bilgilendirmeyi ve bilinçlendirmeyi amaç edinmiştir.
Temel yaklaşımı; teknolojiyi ve ilmi, kötü niyetli yapıların bir aracı değil, insanlığın ve iyiliğin hizmetinde bir değer olarak konumlandırmaktır.
Gerek merhum Başbakan Necmettin Erbakan, gerekse onunla birlikte çalışan kadroların büyük bir kısmı teknik kökenli kişilerden oluşmaktadır.
Aynı şekilde, manevi etkileşim içinde oldukları Mehmed Zahid Kotku da teknik eğitimi olan bir şahsiyettir.
Bu durum, TEKDER’in düşünsel ve kurumsal arka planında teknik bilgi ile ahlaki sorumluluğun birlikte ele alındığını göstermektedir.