Resulü Müctebâ Efendimiz (S.A.V.) buyuruyor: “Nerede olursanız olunuz. Hangi mekânda olursanız olunuz. Hangi zamanda olursanız olunuz. Allah’a olan ibadetinizi kulluğunuzu güzel yapınız.” Kardeşlerim, hadis-i şerifte ihsandan bahsediyor. Bir insan zaman ve mekân fark etmeksizin Rabbine karşı ibadetlerini dosdoğru bir şekilde yapıyorsa o ihsanlı bir kuldur. Allah ibadetlerini güzel yapan insanları sever. İhsan, iyi olan bir şeyin hepsini yapmak demektir. Ezbere Müslüman olmayalım kardeşlerim. Müslümanlığın gerektirdiği her şeyi en iyi şekilde yaparak Rabbimizin razı olduğu kullardan olmaya gayret edelim.
“NAMAZLARINIZDA İMAMDAN ÖNCE HAREKET ETMEYİN”
Resulü Müctebâ Efendimiz (S.A.V.) buyuruyor: “Namazda iken safları düzgün yapın. Saflarınız sıkı olacak. Namazlarınızda imamdan önce hareket etmeyin.” Kardeşlerim, hadis-i şerifte anlatılan iki konu da günümüzde camilerde sıkça yaşanıyor. Efendimiz (S.A.V.) zamanında müminler saflarını o kadar sıkı tutarmış ki giydikleri elbiselerin omuz bölgelerinde aşınma olurmuş. Tabi o zamanlar şimdiki gibi giyilen elbise bir gün giyildikten sonra kaldırılmıyor. Şimdi gençlerimiz giydikleri elbiseleri ertesi gün giymem diye kenara kaldırıyor. İşte saflar o kadar sıkı olurmuş ki zamanla elbiselerin omuz bölgeleri aşınırmış. İkinci konu ise imamdan önce rükûya ve secdeye gidiliyor. Kardeşlerim imamdan önce rükûya eğilmek veya secdeye gitmek caiz değildir. İmama uyan bir mümin namazın bir rüknünü imamdan önce yapması namazı bozar. Örnek vermek gerekirse, imamdan önce rükûya giderek imamdan önce rükûdan kalkması namazın bozulmasına sebeptir. Abdest bozulmaz ama namazı iade etmesi gerekir.
“KALBİNDE HİÇ MERHAMET OLMAYAN MAHRUM VE YOKSUN KALIR”
Resulü Müctebâ Efendimiz (S.A.V.) buyuruyor: “Erkek ya da kadın fark etmeksizin insanlara kalbinde hiç merhamet olmayan mahrum ve yoksun kalır. Hedefine ve kazancına ulaşamaz, yoksul kalır, mahrum kalır.” Kardeşlerim, insanlara karşı merhametimizi kaybetmemeliyiz. Kur’an-ı Kerim’de Âl-i İmrân Suresi’nin 159’uncu sayfasında Rabbimiz (C.C.), “Kalpleri katı olan adamlara yazıklar olsun” diyor. Gücün ve kuvvetin var diye başka bir insanı ezmek insan olana ve mümin olana yakışmaz. Yine Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz (C.C.), “Ey Muhammed. Habibim eğer ki sen katı kalpli olsaydın etrafında kimse kalmazdı ve dağılırlardı” demiştir. Hem ayet-i kerimelerden hem de hadis-i şeriflerden insanın, insan kalabilmesi için merhamet duygusunu yitirmemesi gerektiğini anlıyoruz. Merhamet duygusunu yitirmiş insanlar Allah’ın (C.C.) katında güzel karşılanmazlar. Güçlü olan gücünü zulme kullanmayacak büyük olan küçüğüne sevgi ve merhametle yaklaşacak. Rabbim bizleri merhametli insanlardan eylesin.