Dışişleri Bakan Yardımcısı konuşuyor ve IŞİD in elinde

bulunan konsolosluk mensuplarının rehin olduklarını düşünmediklerini

söylüyor!

Bu insanların rehin olduklarını düşünmediklerine göre

esir olduklarını hiç düşünmüyorlar demektir! Peki, rehin ve esir değillerse

bu insanlar nedir IŞİD in özel misafirleri mi

Dışişleri Bakan Yardımcısı tarafından dile getirilen

görüşleri anlamakta bir hayli zorlandığımızı ifade etmeliyiz!

Rehin alınsalar pazarlık yapılırdı, karşılığında bir şey

istenen insanlar yok denilerek yapılan savunmayı tutarlı bulmuyoruz!

Dışişleri cenahından yapılan en tutarlı açıklamanın,

Dünden bugüne çok önemli bir gelişme yok ifadesi olduğunu söyleyebiliriz!

Yani çaresizliklerini itiraf etmeleridir!

Belki de yukarıdaki sözlerde bu çaresizlik sonucu

söylenmiş sözlerdir! Ellerinden hiçbir şey gelmeyince bu tür ifadeler ile

gönülleri rahatlatmak istiyor olabilirler!

Ama rehin olduklarını düşünmedikleri insanların içinde

bulunduğu konumun ne olduğunu da söylemek zorundadırlar!

IŞİD in bu eylemine karşı operasyon yapma niyetinde

olmadıkları da açıkça görülüyor! Dışişleri Bakan Yardımcısı nın, Operasyonla

ilgili bir temasımız yok demesi IŞİD e bir operasyon yapmayı düşünmediklerini

gösteriyor!

İstikrar için çevre ülkeleri ve Batılı ülkelerle çok

yakın temasları varmış! Bu ne demektir Bizce IŞİD ın çevre ülkeler ve de

Batılı ülkeler tarafından dize getirilmesi bekleniyor demektir!

Kriz merkezleri kuruyorlar, kriz yönetimleri

oluşturuyorlar ama gözleri de çevre ülkelerde! Hep çevre ülkelerin ya da Batılı

ülkelerin bir şeyler yapmasını bekliyorlar! İktidar partisinin izlediği

politikalar kendilerini müthiş bir yalnızlığın içine soktu!

Tabir caizse izledikleri politikalarla ne İsa ya

yaranabildiler ne de Musa ya! Kendilerini bir anda bölgenin patronu gibi görüp

ona göre konuşmaya başlayınca bölgedeki tüm itibarları tepe taklak oldu!

O hale geldiler ki ne rehineye rehin diyebiliyorlar! Ne

de esire esir diyebiliyorlar! Lafı ağızlarında eveleyip geveleyip duruyorlar!

Belki de yıllar önce attıkları adımların ceremesini şimdi çekiyorlar!

Yıllar önce önlerine konulan Büyük Ortadoğu Projesi nin

ne anlama geldiğini pek kavrayamamış olacaklar ki Kuzey Afrika ve Ortadoğu nun

yeniden şekillendirilmesine alkış tuttular!

Böyle bir projede eş başkanlık üstlenerek pastadan

büyük pay kapmayı düşlediler ama evdeki hesapları çarşıya uymadı 

Ve bölgeyi yeniden şekillendirmeye çalışanlar şimdi de

bizim kapımızı çalmaya başladı!

İşin ilginç yanı Dışişleri Bakan Yardımcısı böyle

konuşurken Ekonomi Bakanı, Aşiretlerle işbirliği yapıyoruz, rehineleri

kurtaracağız diyor! Başbakan da onlardan Rehine diye söz ediyor! Kaçırılan

konsolosluk mensupları ve şoförler rehine mi değil mi, ne dersiniz