Pazar günü Milli Gazete’mizin yazarlar toplantısındaydık. Her üç ayda bir gerçekleştirilen Milli Gazete yazar buluşmalarına pandemi nedeniyle ara verilmişti. Kısa bir aradan sonra Pazar günü besmelemizi çekerek toplantılarımıza tekrar başladık. Pandemi döneminde Milli Gazete yazarlar kadrosuna katıldığım için bu benim de ilk Milli Gazete yazarlar toplantımdı.

Toplantımızın önemli bir misafiri vardı. Saadet Partimizin Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu Beyefendi toplantımızın onur konuğuydu. Kendisinden gündeme dair değerlendirmeleri ve bazı önemli anekdotları bizzat dinleme imkânımız oldu.

İlk başta söylemeliyim ki Temel Başkanımız, hanımefendilerin bu işin içinde olmasını çok önemsiyor. Toplantımıza başlamadan evvel bir hanımefendi tarafından olayların yorumlanmasını önemli bulduğunu dile getirdi. Bizlere verdiği değeri de toplantının başlangıcından bitişine kadar hissettirdi. Kendilerine bu hususta teşekkür ediyorum.

Toplantımıza geçtiğimizde Temel Başkanımız sözlerine Milli Görüş hareketini başlattıklarında Milli Görüş lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın emriyle ilk önce ESAM’ın kurulduğunu, ardından da Milli Gazete’mizin ve Tv5’imizin kurulduğunu, Erbakan Hoca’mızın basın ve yayına çok önem verdiğini anlatarak başladı.

Toplantımızın konusu Türkiye ve dünya gündeminin doğru bir şekilde değerlendirilip vatandaşa iletilmesiydi. Temel Başkanımızın bu konuda Milli Gazete’mize olan inancını ve güvenini hissettik. “Bizi diğer medya kuruluşlarından farklı yapan özellikler var. Biz yalan yazamayız. Biz yanlışı hiçbir zaman telkin etmeyiz. Hakkı üstün tutarız. Zalimin karşısında oluruz. Biz İlahi bir düsturun yönlendirmesiyle tavırlarını belirleyen bir anlayışa sahibiz. Bunlar olmazsa olmazlarımız. Millî Gazete yazarları da yayın kurulu da muhabirleri de böyledir” sözleri Temel Başkanımızın bize olan güveninin tezahürüydü.

Erbakan Hoca’mız da her fırsatta Milli Gazete yazar ve kadrolarıyla bir araya gelir, gazetemize verdiği değeri ve önemi hissettirirmiş. Yaşımız o yıllara yetmese de gazetemizin emektarları ile bir araya geldiğimizde bizzat kendilerinden bu anıları dinleme imkânımız olmuştu. Milli Gazete’mizin 50. Yılı münasebetiyle Abdülkadir Özkan ağabey ile röportaj yaptığımızda Erbakan Hoca’mızın gazete yazarlarına verdiği değeri şu cümlelerle ifade etmişti; “Erbakan Hocam günlük şunları yapın, yazın talimatı vermezdi. Belli periyotlarla yemekli sohbet toplantıları yapar, bu toplantılara sadece gazete yöneticilerini değil, tüm yazarları da davet ederdi. Eğer herhangi bir sebeple gelmeyen olmuş ise niçin gelmediğini sorgulamazdı. Bunun ötesinde hiçbir yazarımızı yazdığı yazıdan dolayı eleştirmemiş, sorgulamamıştır. Yazarlara diğer siyasi parti yöneticilerinden gelen ithamlara anında karşılık vermiştir. Söz gelimi Bakanlar Kurulu toplantısı öncesi koalisyon ortağı partilerden birinin genel başkanı bir yazarımıza o günlerde yazdığı bir yazısından dolayı birtakım laflar edince, bir anda kükremiş gerekli cevabı vermiştir. O yazar arkadaşa da telefon ederek herhangi bir şey söylememiştir. Erbakan Hoca Milli Gazete’de çalışan ve yazan tüm kardeşlerimize sahip çıkmıştır. Bu bakımdan vefatının ardından yazdığım ilk yazıda, “Öksüz kaldık” demiştim. Kısacası Erbakan Hoca bir lider, bir sığınak, bir koruyucu idi. Bunun ötesinde onca işinin arasında Milli Gazete’nin her şeyi ile yakından ilgilenirdi. Diyebilirim ki Milli Gazete ile Milli Görüş hareketini bir bütün olarak görürdü.” Bugün aynı ilgi ve alakayı Saadet Partimizin Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’ndan görmek beni son derece mutlu etti.

Toplantımızın önemli maddelerinden biri de Saadet Partimizin reçeteleriydi. Temel Başkanımızın şu cümleleri çok önemliydi;

“Ekonomi dediğimizde iki prensibimiz var. Birincisi israf ve yolsuzluk kalkacak. İkincisi yatırımlarımızın hepsi üretim temelli olacak. Ekonomi dediğimizde tarım ve hayvancılık bir numaralı meselemiz. Ekilmemiş toprağımız kalmamalı. Ardından gıda geliyor. Bugün şeker üretimi kalmadı. Şeker ithalatına mahkûm bırakıldık.”

Sendikaların hükümetle toplu sözleşme için masaya oturduğunda açlık sınırı üzerinden değerlendirme yapmasını eleştiren Temel Karamollaoğlu, “Asıl konuşulması gereken tokluk sınırıdır. Dünyanın hiçbir yerinde açlık sınırına göre toplu sözleşme yapılmaz” dedi ve 54. Hükümet döneminde Erbakan Hoca’mızın %125 zam yaptığını hatırlattı. Sözlerinin devamında, “Dönemin ekonomistleri bizim daha fazla Erbakan ile uğraşmamıza gerek yok. Erbakan kendini bitirdi, bu bütçe ile batması yakındır” dediklerini ifade eden Karamollaoğlu o dönem enflasyonun nasıl düştüğünü ve ekonominin nasıl canlandığını anlattı.

Toplantımız boyunca Temel Başkanımızı ilgiyle dinledik. Diyebilirim ki bu ülkenin sorunlarını çözme konusunda kararlı, ülkemizin ihtiyacı olan reçeteleri bilen, ayrıca bu konuda tecrübesi olan bir lider vardı karşımızda. Milli Görüş’ün reçeteleri zaten bu millet tarafından tecrübe ile bilinmekte. Bugün ekonomiyi düzeltecek reçetelerinde yine Milli Görüş’ün tek temsilcisi olan Saadet Partisi’nde olduğunu da biliyoruz.