Kur'an’ın kendisinde indirildiği ay olması ve Kadir Gecesi’ni içerisinde barındırması hasebiyle Ramazan, ganimet gibi sevap elde etmenin iklimidir.

Ramazan ayı, insanlığı şirkin karanlığından imanın aydınlığına, cehaletin karanlığından ilmin aydınlığına, kula kulluk karanlığından Allah'a kulluk aydınlığına çıkaracak olan, Kur'an nurunun Hıra Nur'da Rasulüllah’ın kalbine indiği gibi mümin gönüllere ineceği şuur iklimidir.

"Ramazan ayı geldiği zaman rahmet kapıları açılır, cehennem kapıları kapatılır ve şeytanlar zincire vurulur" hadis-i şerifinde ifade edilen nimetleriyle sekinet iklimidir Ramazan.

"Kim, inanarak ve sevabını Allah'tan umarak Ramazan ayını ihya ederse geçmiş günahları affedilir" hadis-i şerifinde ifade edildiği gibi af iklimidir Ramazan.

Gündüz orucu, gece teravihi ile başı rahmet, ortası günahlardan mağfiret ve sonu cehennemden azat olan bu mübarek Ramazan, rahmet-i ilahiye kapılarını sonuna kadar açan bereket iklimidir.

Peygamber Efendimiz’in Ramazan’da ibadetlerine ve infaka daha da yoğunlaşması, cömertlikte akan sular gibi coşması dikkate alındığı zaman hayırlarda yarışmanın iklimidir Ramazan.

Bedir ve Mekke'nin Fethi Ramazan ayında vuku bulmuştur. Bu sebeple Ramazan, hem maddi hem de manevi fetihlerin iklimidir.

Gönülleri Kur’an’la fethetmenin iklimidir.

Ramazan; kalb-i selimi, aklıselimi ve fıtratı koruyarak zevk-i selimi elde etme iklimidir.

Hassaten küfür ve nifak gibi kalbi manevi hastalıklardan koruyarak kalb-i selimi elde etmenin iklimidir.

Müslümanlar için Ramazan, inançta, ibadette, muamelatta ve ümmet bilincinin tahakkukunda bir diriliş iklimidir.

Ramazan iklimi, bireysel, ailevi, toplumsal ve manevi olarak bir ihya ve inşa iklimidir.

Ramazan’ı bir ihya ve inşa olarak görmek avam anlayışıyla mümkün değildir.

Ramazan ayının ihya ve inşa olması için, toplum olarak bu mübarek ayı muhasebe ayı olarak görmek gerekir.

Herkesin, "BU GİDİŞ NEREYE" diye kendine sorması lazım. Kokuşmuş bataklıktan çıkış için fırsat bilmek lazım.

Akademik başarılara kurban edip maneviyatı tamamen tahrip olan çocuklarımız ve yanlış alışkanlıkların pençesine attığımız gençliğimizin kurtuluşu için planlama yapmalı, dağılmayla yüz yüze gelen aile yapımızı toparlama derdine düşmeliyiz.

Tefekkürden ve nefis muhasebesinden arınmış bir şekilde dirilişin gerçekleşmesi mümkün değildir.

Ayrıca hayat tarzımızı sorgulamamız ve değişmez tutku gibi sarıldığımız bazı nefsani arzularımızdan kurtulmamız gerekir. Avam bu ayı sadece yeme ve içmeyi terk etmek olarak algılayabilir ama bu algıyı yıkmak için ulema ve kanaat önderleri harekete geçmelidir.

Şeytanlar zincirlere vurulduğu halde hâlâ namazsız, oruçsuz bir Ramazan geçirilip, birtakım günahlar ısrarla işleniyorsa, nefislerin şeytani bir yapıya evrildiği anlamına gelir.

Hakkıyla ihya edilen Ramazan ayı, nasıl geçirilirse yılın tamamına rengini verir? Bu şuurla Ramazan’ın ihya edilmesi lazımdır.

Ramazan ayının nasıl geçtiğinin sağlaması,

Ramazan ayı, bitince anlaşılır. Ramazan sonrası hassasiyetlerimiz, aile hayatımız, ticari hayatımız, insanlarla ilişkilerimiz müsbet manada Kur’an ve sünnetin istediği boyutta ilerliyorsa işte o zaman Ramazan’ın bereketinden istifade ettiğimiz söylenebilir.

Ramazan iklimi, başta Gazze olmak üzere kan, gözyaşı, fitne ve pek çok sıkıntının içerisinde kalan İslam âleminin ümmet olma ve İslam birliğini inşa etme iklimi olmalıdır. Bu ümmet olma şuuru ve İslam birliği inşası için gayret edilmez ise;

Bunun vebali biz Müslümanlaradır.

Zaten bugün Müslümanlar, Kur'an ve sünnetten uzaklaşmanın ve ümmet olamamanın bedelini ödemektedir. Tabii ki bunun en büyük vebali vazifelerini ifa etmeyen ulema ve umerayadır.

İslam âleminin basiretsiz yöneticileri, kendi içinde İslam birliğini sağlama yerine bu zalim Batı’ya uşak olmayı tercih ettiği için Müslüman halklar; kan, gözyaşı ve envaiçeşit sıkıntılar içinde inim inim inlemektedir.

Ulema, Hakkı söylemekten ve temsil konumundan uzaklaştıkça toplumda şuursuzluk ayyuka çıkmaktadır.

Şimdi teravihiyle, sahuruyla ve iftarıyla;

Ramazan, ihya olmak ve başkalarını ihya etmek demektir.

Ramazan, sadece midelere oruçla yetinmeden bütün azalara günah işlememe orucunu tutturma iklimi olarak yaşamaktır.

Yani haramlardan uzak durarak, teravihlerimizde ve namazlarımızda hassasiyet göstererek, manasını düşünerek Kur'an okuyarak, fakirleri, yetimleri ve muhtaçları gözetip sevindirerek, dilimize ve gözümüze sahip olup gıybet etmekten, yalandan dilimizi, harama bakmaktan gözümüzü koruyarak,

velhasıl; her geceyi kadir bilerek bu FIRSAT İKLİMİNİ değerlendirelim.