İngiltere’de İşçi Partili Chris Williamson’un trenlerde kadınlara özel vagon önerisiyle birlikte Türkiye’de daha önce gündeme gelen “Pembe Metrobüs” tartışmaları yeniden başladı.
Tabi ideolojik yorumlar da bu tartışmaların peşinden geldi. Öyle ki, bu yorumlar teklifin detaylarının anlaşılmasını maalesef perdeledi.
Pembe Metrobüs uygulamasına karşı çıkanların gerekçelerinin başında, kadınların kamusal alandan tecrit edilmesi ve seyahat özgürlüğünün engellenmesi iddiaları geliyor. Hatta Pembe Metrobüs’le tacizcilerin değil, mağdurların cezalandırıldığı söyleniyor. Ayrıca bu şekildeki bir uygulamanın cinsel saldırıların meşru hale gelmesini sağlayacağı ve ayrımcılığı körükleyeceği gibi gerekçeler öne sürülüyor.
Öncelikle ideolojilerden bağımsız yaklaşılması gereken bir konu ile karşı karşıya olduğumuzu hatırlatmalıyım. Japonya, Meksika, Rusya, Brezilya, Mısır, Hindistan gibi ülkelerde kadınlara özel toplu ulaşım araçlarının kullanılması bu gerçeği net olarak ortaya koyuyor. Bu da demek oluyor ki, gelişmişlik seviyelerinin veya inançların devletlerin bu kararı almalarında doğrudan bir ilişkisi yokmuş. İngiltere gibi demokrasinin beşiği olduğu iddia edilen bir ülkede bile kadınlar için böyle bir teklif yapılabiliyorsa, konuya peşinen hayır demek ve sorunu dar bir alana sıkıştırmak doğru olmaz.
Bunun yanında kadınların “Pozitif Ayrımcılığa” tabi tutulmaları sadece yukarıda sayılan ülkelerde değil her toplum için kabul edilebilir bir yaklaşımdır. Ayrıca kadınlar için özel araç teklifine sadece taciz olayları üzerinden bakmanın da doğru olmadığına inanıyorum. Bu tür sapkınlıklar arızidir. Genelleme asla doğru olmaz. Pembe Metrobüs kadınların insan onur ve haysiyetine yaraşır biçimde seyahat etmelerini sağlamaya dönük bir tekliftir. Çocuklu, hamile ve yaşlı kadınların o kalabalıklarda Metrobüslere binmeleri zaten başlı başına bir sorun teşkil ediyor. Ayrıca bindikten sonra gidecekleri yerlere ulaşmaları ise başka bir dert oluyor.
Her 3-4 araçtan birisinin kadınlara özel olması bu sorunu rahatlıkla çözebilir. İsteyen kadınlar bu araçları tercih edebilir. Kadınlara illa bu araçlara bineceksiniz diye bir dayatma da yapılmamalıdır. Bu araçları kullanmak istemeyenlere kötü gözle bakmak ise alçaklığın ta kendisidir. Sorun büyük, sorunun çözümü ise bu denli basit ve insancıldır. Yoğun saatlerde, balık istifi seyahat edilen durumlarda erkekler bile zorlanıyor. Kaldı ki kadınlar için kılığı, kıyafeti, düşüncesi ne olursa olsun bu şartlarda seyahat etmek daha da çekilmez oluyor. İstanbul gibi trafik probleminin çözüleceğine dair umutların -yapılan yatırımlara rağmen- gün geçtikçe zayıfladığı metropol bir şehirde Metrobüs kullanımı neredeyse zorunlu hale geldi. Öyleyse bu hizmet en sağlıklı şekilde nasıl olmalıdır sorusuna doğru cevaplar verilebilmelidir.
Buradan kadın derneklerine sesleniyorum. Bu teklifi siyasi bir rant veya ideolojik bir hedef olarak değerlendirmek isteyenler varsa onlara bu fırsatı vermeyin. Öncülüğü siz yapın.
Nasıl uygulanması gerektiğine dair kanaatlerinizi açıklayın. Bu konu erkeklerden çok sizlerin sahip çıkması gereken bir konudur.
Kadın ve Aileden Sorumlu Bakanlığın olduğu yerde, neden erkeklerin bir bakanlığı yok sorusu gülünç oluyor değil mi? İşte Pembe Metrobüs talebi de Kadın bakanlığının varlığı kadar doğal bir taleptir. İnsan hak ve hürriyetleri açısından değerlendirilmelidir. Zorlama çıkarımlar yapmaya gerek yok.